
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Brüksel’deki temaslarında barış sürecinin devamı için Ankara’ya baskı yapılması gerektiğini söyledi.
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Çarşamba günü geldiği Brüksel’de dün de temaslarını sürdürdü. DW’ye göre Kürt sorununun barışçı çözümü için AB’yi daha aktif olmaya çağıran Demirtaş, “AB, PKK ile Türkiye arasında müzakereleri çok açık ve belirgin bir şekilde desteklemelidir“ dedi.
AB’nin devlet ile Öcalan arasında görüşmelerin ilerlemesi ve yeni bir ateşkes için baskı yapmasını isteyen Demirtaş, NATO’yu da Güney Kürdistan’daki Türk operasyonlarına karşı belirgin bir konum almaya çağırdı. Demirtaş, yaşananın adil olmayan ve dayanağı bulunmayan bir savaş olduğunu söyledi.
Geçen hafta AB Güvenlik ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ile bir telefon görüşmesi yapan Selahattin Demirtaş, dün Mogherini’nin büro şefi Stefano Manservisi ile bir araya geldi.
Tarafsız gözlemci
Demirtaş perşembe günü Alman basın ajansı dpa’ya verdiği demeçte, seçimler sonrasında artık bir koalisyon hükümeti kurulması şansı görmediğini belirterek, Türkiye’nin erken seçimlere doğru yol aldığını söylemişti. Demirtaş, gelecekte müzakerelere tarafsız bir gözlemcinin de dahil olması gerektiğini belirterek, bu rolü AB’nin ya da başka bir kurumun üstlenebileceğini kaydetti.
Erdoğan koalisyon istemiyor
Demirtaş, önceki akşam Med Nuçe TV’de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Erdoğan ne diyorsa neyin kararını veriyorsa Davutoğlu’nun bunu uygulamakla görevli AKP yetkilisi olduğunu belirterek, “Sayın Davutoğlu, erken seçimden çok bir koalisyon denemek istiyor. Erdoğan buna izin vermiyor. Bütün koalisyon ihtimal ve seçeneklerini boşa çıkarmaya çalışıyor” dedi.
Erdoğan’ın ayrı bir paradigması olduğuna işaret eden Demirtaş, şöyle devam etti: “İslam toplumunun, kafasındaki İslam devletlerinin halifesi. Kendisi de böyle bir rol biçmiş kendisine; ‘Ben yeryüzünde şu anda Müslüman devletler ve topluluklar içerisinde en güçlü liderim. Bu rolümü ancak bir başkanlık sistemi ile perçinleyip bütün bölgede hakimiyetimi oluşturabilirim.’ Ortadoğu’da herkesin hamiliğine soyunma rolü.”
Saray savunması olduğu anlaşıldı
Demirtaş, başlatılan savaşın toplum tarafından da sorgulandığını belirtti. “Herkes bunun vatan savunması değil, bir saray savunması olduğunu anladı” diyen Demirtaş, rüzgarin tersine döndüğünü söyledi: “Masada kurguladıkları siyaseti dizayn etme planı istedikleri gibi yürümüyor. Bundan sonra ne yaparlar bilemiyorum. Çılgınlığın boyutu nereye varır. Kestiremiyorum. Her türlü, akıl almaz çılgınlıklar yapılabilecek durumdadırlar.”
IŞİD’e alan açtılar
Suruç ve Amed katliamlarına değinen Demirtaş, “Sayın Davutoğlu ile Diyarbakır bombacısının ailesi görüşüyor. Vali ile, emniyet ile görüşüyor. ‘Çocuğum gitti. Böyle böyle oldu’ diyor. Hatta CHP’nin raporunda var. Anne diyor ki; ‘Ben sayın Başbakan’a çocuğumun nasıl gittiğini anlattım. Adıyaman’da başka ailelerin gittiğini, hatta evli bir çiftin gittiğini söyledim. Sayın Başbakan bana dedi ki: İyi ya işte, evli çift orada birbirine destek olurlar.’ Bu cümle CHP’nin raporunda geçiyor. Sayın Başbakan Diyarbakır bombacısının annesine onu demiş. Bu kadar gayri ciddi IŞİD mücadelesi olur mu? Bu tam IŞİD’e alan açmadır. Suruç ile ilgili gözaltına alınan hiç kimse yok” diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun “Yakında IŞİD’e karşı aktif mücadeleye başlayacağız” dediğine dikkat çeken Demirtaş, bu ifadenin şimdiye dek bir şey yapmadıklarının da itirafı olduğunu vurguladı.
Ateşkesin adresi Ankara’dır
Demirtaş, Brüksel ziyareti ile birlikte Türkiye kamuoyunun beklentisini anlayışla karşıladığını ancak, bunun öncelikle Med Nuçe TV’deki program için önceden planlandığını söyledi. Demirtaş, şöyle devam etti: “Ateşkesin sağlanacağı adres burası değil. Asıl süreci bitiren masayı deviren hükümetin yeri; Ankara’dır. Bugünkü geçici de olsa hükümet biraz cesur davranabilse biz HDP olarak elimizden geleni yapmaya hazırız. Olumlu yanıt vermeyen hükümetin kendisidir. Asıl Ankara’da yapacağımız çalışmalar, görüşmeler hükümete yönelik baskı, basınç sonuç alıcı olacaktır. Türkiye’de hiç kimse kendisini güçsüz, çaresiz hissetmesin. Halk bir güçtür. Halk isterse barış olur. Herkes bulunduğu yerde barış istediğini haykırmalıdır. Her şeyi kullanmak gerekir. Hükümet bunu sürdüremeyeceğini görünce her şey olabilirliği artan siyasete dönecektir. Brüksel’de görüşme yaptığım Kürt tarafında ne savaşta ısrar ne de öfke var.”
Devleti heyeti ile görüşme
Demirtaş, medyada yer alan partisi ile Kamu Güvenliği Müşteşarlığı arasındaki görüşmelere ilişkin bir soruya da şu karşılığı verdi: “Evet bazı görüşmeler Ankara’da kendilerinin istediği gibi gerçekleşti. Fakat ‘Bu bir ilerlemedir somut bir gelişmedir’ diyebilmemiz için Dolmabahçe Mutabakatı’nda tariflenen ve orada sözlü olarak konuşulan müzakere koşullarına dönülmesi lazım. Bunun dışında bir kez daha aldanma ve aldatma politikalarına alet olmaktır.”
Gözlemci heyet uluslararası olmalı
Demirtaş, bundan böyle İmralı’da yapılabilecek görüşmelerde izleme kurulu olarak görev yapacak gözlemci heyetin ciddiyeti, saygınlığı, barış konusunda deneyimleri olan, tüm tarafların güvenebileceği şeffaflığa da taraflara baskı konusunda katkı sunabilecek uluslararası isimlerden oluşması gerektiğini vurguladı. Demirtaş, “İmralı Adası’nda yeni bir konsepte ihtiyaç vardır. Öyle bir hücreye konulmuş siyasi liderden bunları yapmasını beklemek de haksızlıktır. Açık temas kurulmasının sağlanması gerek. Bir emrinle 400- 500 uçağı kaldırıyorsun, bir emrinle bir kosteri de kaldır bakalım. Savaş yapma kararını alıyorsan, barış yapma kararını da alabilmelisin. İmralı kosterine bizi, uluslararası heyeti bindirip gidin bize barış mesajı getirin demek mi zordur? Biz ülkemize barış getirmek istiyoruz. 7 Haziran öncesi bu vizyonla söz verdik. Barışı armağan etmek zorundayız. Asla bundan vazgeçmeyeceğiz.” diye konuştu.
Erken seçim olursa
Demirtaş, erken seçim olacaksa Türkiye’nin 2 blokla karşılaşacağını ifade etti:
* Savaş isteyen faşist blok.
* Barış bloğu.
7 Haziran’da mevcut statükoyu bozucu olduklarını kaydeden Demirtaş, “Erken seçimde de kurucu olacağız. AKP iktidardan düştüğünde süreç bitiyorsa AKP’yi iktidar mı yapalım? İmkanı yok. Biz iktidar alternatifi olmalıyız. AKP iktidardan düştü, süreç bitti algısını kurmak istiyorlar. Oysa AKP’ye mecbur, mahkum değiliz” dedi.
BRÜKSEL