BM ve insan hakları örgütlerine, sorumluluklarını yerine getirmeleri ve Türkiye rejiminin Suriye halklarına yönelik katliamlar gerçekleşmemesi için olası işgal saldırılarının önüne geçmesi çağrısında bulunuyoruz.
Faşist rejimin soykırım tarihi biliniyor. Katliam ve soykırımların tekrarlanmaması için bölge, uluslararası hukuk çerçevesinde uçuşa yasak bölge ilan edilmeli ve Kuzey ve Doğu Suriye halkları korunmalıdır.
Suriye’nin üçte birini kurtardıklarını ve halen mücadeleye devam ettiklerini hatırlatan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yürütme Meclisi, DAİŞ’le mücadelenin henüz bitmediğini, bir milyonun üzerinde göçmen ve mültecinin kendi bölgelerinde barındığını, 3 bin 500’e yakın DAİŞ’linin tutuklu bulunduğunu belirterek, bazı bölgeleri işgal altında tutan Türk devletinin tehditlerini gerçekleştirmesi durumunda yaşanabileceklere dikkat çekti. Bu tablodan yola çıkarak BM ve uluslararası topluma sorumluluklarını hatırlatan Özerk Yönetim Yürütme Meclisi, bölgeye BM koruması istedi.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yürütme Meclisi, Eyn Îsa’daki merkezinde işgalci Türk devletinin tehditlerine ilişkin basın açıklaması düzenledi. Açıklama metni Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Ebid El-Mihbaş tarafından okundu. Eşbaşkan El Mihbaş, özgürlük, demokrasi, tüm halkların anayasal olarak tanınması ve haklarının verilmesi talepleriyle 2011’de barışçıl eylemler başlayan Suriye’deki mücadelenin, bölgesel ve uluslararası güçlerin de dahliyle nasıl derinleştiğinin özetini sundu. DAİŞ ve El Kaide yapılanmalarının özellikle Türk devletinin desteğiyle bölge ve insanlık için yarattığı tehlikeyi anımsatan El Mihbaş, önce YPG/YPJ, ardında da QSD’nin verdiği mücadeleye dikkat çekti. Kobanê’nin ardından Hol, Til Berak, Girê Spî ve Minbic’in kurtarıldığnı; sonrasında ise QSD öncülüğünde DAİŞ’in başkent ilan ettiği Reqa’daki işgale son verildiğini, Derazor’daki kurtarma operasyonunun da devam ettiğini kaydeden Eşbaşkan Mihbaş, şöyle devam etti:
Suriye’nin üçte biri kurtarıldı
ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon ve QSD birçok kazanım elde etti, kurtarılan bölgelerde terör ortadan kaldırıldı, güvenli bir yaşam hakim oldu. Şimdiye kadar 67 bin 200 kilometrekarelik bir alan kurtarıldı ve bu Suriye topraklarının üçte birine tekabül etmektedir.
8 bin QSD’li şehit
QSD, bu toprakları kurtarmak uğruna tüm halklardan 8 bin savaşçısını şehit verdi. Kurtarılan bu alanlar arasında DAİŞ’in 4 yıldan fazla bir süre işgali altında tuttuğu Reqa ve Dêrazor da bulunuyor.
Sivil yönetimler oluşturuldu
Kentlerin ve beldelerin kurtarılmasıyla birlikte bu bölgeler halk çalışmalarını yürütmek ve gerekli ihtiyaçları temin etmek adına sivil yönetimler kuruldu. Öncelikle halk, savaşın yaşandığı bölgelerden çıkarıldı, kamplara yerleştirilmiş ve yardımlarda bulunuldu.
Kamplar kuruldu
Bu çerçevede kurulan kamplar;
- Eyn Îsa Kampı kuruldu; Reqalı ve Dêrazorlu toplam 15 bin 500 kişi,
- Minbic’in doğusunda bin 947, diğer kampta ise 2 bin 832 kişi,
- Tebqa’daki Tiwêhîne Kampı’nda 7 bin 500 kişi,
- Ebû Xeşeb Kampı’nda 3 bin 686 kişi,
- El-Erîşa Kampı’nda 9 bin 469 kişi,
- Mebrûka Kampı’nda 2 bin 99 kişi,
- Hol Kampı’nda 7 bin 900’ü Iraklı mülteciler olmak üzere 12 bin 200 kişi,
- Roj Kampı’nda bin 682 kişi,
- Newroz Kampı’nda 451 kişi barınıyor.
1 milyona yakın
Bazı bölgelerde dağınık kamplarda ve yıkık binalarda da göçmenler var. Bu halde Minbic’de 97 bin, Reqa’da 15 bin 298, Dêrazor 193 bin, Tebqa’da 65 bin, Til Temir’de 750, Cizîr Bölgesi’nde 400 bin göçmen bu şekilde yaşıyor. Toplamda göçmen kamplarında 54 bin 66, Kuzey ve Doğu Suriye genelinde ise 825 bin 413 göçmen ve mülteci bulunuyor.
Hama ve İdlib’den sürüyor
Kuzey ve Doğu Suriye’deki mevcut istikrar ve güvenlikten dolayı, ‘Fırat Kalkanı’ adlı yapılanmanın kontrolündeki Hama’nın doğusu ve İdlib gibi bölgelerden, Sexnê’den siviller bölgeye göç ediyor. Bu durum sivil yönetimlerimizin yükünü ağırlaştırıyor.
Geri kalanlara çağrı
Yoğun savaştan dolayı Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi bölgelerinden dışarıya göç eden halkımıza, topraklarına geri dönmeleri çağrısında bulunuyor, gerekli yardımları sunacağımızı belirtiyoruz. Bununla birlikte bölgemizde halklarımıza yanlışta bulunanlara, DAİŞ ya da başka bir örgüte katılanlara, Türkiye’ye ya da başka yerlere göç edenlere bu topraklara geri dönebileceklerini, Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerindeki mahkemeler ve adalet kurumlarıyla çözüm bulabileceklerini belirtiyoruz.
QSD tüm halkların gücüdür
Bazı çevreler bilinçli bir şekilde QSD’nin Arapları göç ettirdiğini iddia etmekte. Bu çevreler Türkiye’ye bağlıdır; amaçları fitne ve yalandır. Bizler barış ve birlik içinde yaşıyoruz. Radikal ideolojileri kaldırıyor; demokratik zihniyet, ortak yaşam ve halkların kardeşliği temelinde tüm halklarla direniyoruz. Efrîn’i işgal eden, halkını göç ettiren, mallarını gasp eden Türkiye rejiminin, Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerinin tüm kazanımlarını, bölgede güvenliğin ve istikrarın oluşmasını hedef aldığını görüyoruz.
İşgalcidir ve tehdit ediyor
Efrîn halkı Şehba, Kobanê, Minbic ve Cizîr gibi Özerk Yönetim bölgelerine yerleşti. Türk devleti çetelerini Efrînlilerin yerine yerleştirdi. Bu demografiyi değiştirmektir. Bununla birlikte Ezaz, Cerablus, Bab ve İdlib’i işgal etti. Şimdi ise ordusunu ve çetelerini Kuzey ve Doğu Suriye sınırına konuşlandırarak, Suriye halklarına ve QSD’nin şehitlerin kanlarıyla kurtardığı Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi bölgelerindeki halka tehditler savuruyor. Erdoğan, Suriye topraklarını işgal ederek ve Suriye halkı üzerinde hesaplar yaparak Misak-ı Milli’yi gerçekleştirmek istiyor.
DAİŞ savaşı bitmedi
ABD başkanı Trump’un güçlerini Özerk Yönetim bölgelerinden çekmesi kararı, Erdoğan’ın tehditlerinin hemen ardından alındı. Bu karar, DAİŞ’in yeniden dönmesine hizmet ediyor. DAİŞ’e karşı savaş daha bitmedi. Erdoğan’ın Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal tehditleri yalnızca Suriye için değil, tüm dünya için tehlikelidir. Böyle bir durumda güçlerimiz Hecîn’deki savaşı bırakıp kuzeydeki sınırlara yerleşerek Türkiye’ye karşı durmak zorunda kalabilir. Bu da DAİŞ’in bir kez daha dönmesi anlamına gelir.
3 bin 500’e DAİŞ’liyi tutamayız
Unutmayalım ki kurumlarımızda 46 ülkeden 2 bin 622 DAİŞ’li tutukludur. Bunlar özel kamplarda tutuluyor. Bununla birlikte 48 ülkeden DAİŞ üyesi ve komutanı 790 tutuklu var. Tutuklularımızı arasında Suriyeli DAİŞ’liler de bulunuyor. Türkiye’nin bölgeye yönelik saldırılarının başlaması durumunda bunları tutumayız. Durum kontrolümüzden çıkar ve bunlar yine dağılarak dünya barışı üzerinde tehlike oluşturur.
BM sorumluluk alsın
Bu sebeple BM ve insan hakları örgütlerine, sorumluluklarını yerine getirmeleri ve Türkiye rejiminin Suriye halklarına yönelik katliamlar gerçekleşmemesi için olası işgal saldırılarının önüne geçmesi çağrısında bulunuyoruz. Faşist rejimin Ermeni halkına yönelik soykırımına tarih şahit olmuştur. Bu tür katliam ve soykırımların tekrarlanmaması için bölge, uluslararası hukuk çerçevesinde uçuşa yasak bölge ilan edilmeli ve Kuzey ve Doğu Suriye halkları korunmalıdır.”
Kendimizi savunacağız
Daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Eşbaşkan, halkların ve güçlerine güvendiklerini; kendilerini he koşulda savunacakalarını vurguladı. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Ebid El-Mihbaş, Koalisyon ile anlaşmalarının devam ettiğini, Suriye ile de savaşmadıklarını belirterek, çözümden yana olduklarını söyledi.
ANHA/EYN ÎSA
İşgale karşı direniş meşrudur
Yaşam alanlarını savunan Toplumsal Savunma Güçleri (HPC) üyeleri, olası bir işgal saldırısına karşı direnişin en meşru hakları olduğunu vurguladı. HPC yöneticilerinden Ebdulxenî Melekî, bölgede yaşayan kadın, genç ve yaşlıların mahallelerinin savunması için HPC çatısı altında örgütlendiğini hatırlatarak, şehitler vererek özgürleştirdikleri alanları sonuna kadar savunacaklarını söyledi. HPC Üyesi Qezîfe Hesen ise Şengal katliamının tekrarlanmaması için daha fazla örgütleneceklerini ve sonuna kadar direneceklerini söyledi. HPC Üyesi Mihiya Cangîr, direniş iradelerini şehitlerin sarsılmaz mücadelesinden aldıklarını kaydetti.
Fırat’ın aşiretleri ortak karar verdi
Fırat Bölgesi’ndeki Arap ve Kürt aşiretleri toplanarak, işgale karşı direneceklerinin mesajını verdi.
Reqa’daki Fırat Stadı karşısında bulunan El-Tac salonunda dün Fırat Bölgesi’ndeki Kürt ve Arap aşiretlerinden yüzlerden temsilcinin katılımıyla toplantı düzenlendi. Fırat Bölgesi aşiretlerinin çağrısı üzerine “Terörü Bitirelim, Türkiye’nin Suriye İşgaline Son Verelim” sloganıyla gerçekleşen toplantı, MSD ve Suriye Gelecek Partisi temsilcileri tarafından yönetildi. Toplantıya Wilda, Begara, Igêdat, Neîm, Elbû Hemîd, Efadle, Mecadme, Şemir, Benî Sultan, Benî Umer, Cebat, Cilîsat, Elbû Cabir, Elbû Şeban, Elbû Xemîs, Şibil, Wehb, Icêl, Hewîwat, Benî Xalid, Elbû Esaf, Emîrat ve Nasir Arap aşiretlerinin temsilcileri katıldı. Şêxan, Kêtikan, Iledîn, Bîjiyan, Şedadî Kürt aşiretlerinin temsilcileri de toplantı da yer aldı.
DAİŞ ve Osmanlı’yı istemiyoruz
Suriye Gelecek Partisi Başkanı İbrahim El-Qeftan, “Bu bölgenin sorunları, aşiret temsilcileri ve kanaat önderlerinin katılımıyla çözülür. Gücümüz olan QSD savaştı ve topraklarımızı terörden kurtardı. Bölge halkı yeniden DAİŞ’i ve Osmanlı’yı istemiyor” diye konuştu.
Rejime üsteleyeceğiz
MSD Eşbaşkanı Îlham Ehmed de toplantıdaki konuşmasında, yeni bir inisiyatif ilan etme sürecinde olduklarını belirterek, ”Bu süreci devam ettirecek ve rejime, Suriye’nin onurunu koruması için üsteleyeceğiz” dedi.
Osmanlığı işgalciliğini ret
Ardından El Welde temsilcisi ve Tebqa Yasama Meclisi Eşbaşkanı Şeyh Hamid El Ferec, şunları vurguladı: ”Burada bir araya gelenler olarak, Erdoğan ve onunla birlikte çalışanlara karşı duracağımızı, topraklarımızı savunacağımızı belirtiyoruz. Erdoğan topraklarımızda Osmanlı işgalciliğini yeniden canlandıramaz.” ifadelerini kullandı.
Ortak açıklama yapıldı
Toplantının ardından Fırat Bölgesi aşiretleri kanaat önderleri adına bir açıklama yapıldı. Dêrazor’un El Begara aşireti önde gelenlerinden Xelef Esed tarafından okunan açıklamada şunlar belirtildi: ”Fırat Bölgesindeki aşiret ve kabile şeyhleri olarak Türkiye’nin Suriye’ye yönelik barbarca saldırılarını kınıyoruz. Türkiye’nin Suriye’de yayılması ve terör gruplarına olan desteği, tüm dünya için yeni tehlikeler yaratacaktır. Tüm insanlık için tehlike oluşturan bu durum, Türkiye’nin diğer yüzü olan DAİŞ’in yeniden örgütlenme ihtimalini de taşımaktadır.
Tüm dünya kamuoyu, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’yi işgal etmesi halinde radikal terör gruplarının dünya güvenliğini yeniden tehdit edeceğini ve DAİŞ’li teröristlerin Avrupa’ya yayılacağının farkında olmalıdır. Bu yüzden uluslararası kamuoyu bölgede yaşanılanları izlemekle yetinmemeli, Türk devletinin tehditlerine karşı hemen harekete geçmeli ve Türkiye’nin işgal ettiği alanlardan çıkması için üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.
Bölgenin çocukları, tüm dünyanın yerine DAİŞ ile mücadele etti ve bölgeyi onlardan temizledi. Bu gençler, tüm dünya halklarını koruyabilmek için şehit oldu ve bu nedenle de hepsi insanlık şehitleridir. Artık halkların birliklerini oluşturarak karışıklık çıkarmak isteyen ve terörü menfaatleri doğrultusunda kullanan diktatör sistemlere karşı mücadele etme vakti gelmiştir.
Türkiye’ye destek vermeyin
Türkiye ve Halep’in kuzey kırsalındaki Suriye aşiretlerinin değerli mensuplarına Türkiye’ye destek vermeme çağrısı yapıyoruz. Kardeşlerimize, önü alınamayan ve bölgenin tamamını kasıp kavuracak bu yangının bir an önce söndürülmesi için bizlerle ortaklaşması çağrısı yapıyoruz. Artık geri dönüp, topraklarımızı hep birlikte savunmalıyız. Uzun yıllar boyunca yaşadığımız ölüm, göç ve kentlerimizin yıkılmasına sebep olan olaylara artık son vermeliyiz. Gelin hep birlikte mutlu ve acı günleri birlikte yaşayalım, topraklarımıza huzur ve güvenliği tekrardan getirelim.
İşgalden kurtaralım
Son olarak Suriyeli tüm yurtseverlere, Osmanlı’yı yeniden kurma girişimlerine karşı birlikte mücadele etme ve Efrîn başta olmak üzere işgal altındaki tüm bölgelerimizi özgürleştirme çağrısı yapıyoruz. Uluslararası toplum, bölgeye yönelik tehditlere karşı sorumluluklarını yerine getirmeli ve ciddi tavır sergilemelidir. Erdoğan’ın Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırması halinde bölgede savaş süreci yaşanacak ve hiçbir devlet bu savaşın sonuçlarından kaçamayacaktır. Bu savaştan yararlanabilecek tek taraf çetelerdir.”