Gezi’nin enerjisi, ODTÜ’nün dinamizmi, Kürt coğrafyasında barışı yeşertmenin coşkusuyla bahar güneşi tadında gülümseyen coşkulu gençler! Umudun bin bir rengine bezenmiş kadınlar! Yaşamın amansız girdaplarından sıyrılıp gelen “Eski tüfekler!” Gülümseyenler, coşkusunu tüm yalınlığı ile dışa vuranlar, türkü söyleyenler, halay çekenler, sarılanlar… Hareketsiz, durağan kimse yok. Umuda yolculuk var. Umut katarının vagonları tıklım, tıkış!

Türkiye’nin bastırılıp, susturulan ötekileri, “Çapulcuları, teröristleri” bir araya gelmiş! “Mahir’in mirası“ Denizin sevdası, İbrahim’in kavgası, Mazlum’un direnişi, Kemal Pir’in “Yaşamı uğruna ölecek kadar seven” erdemi birleşmiş, “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” olmuş.
Bizi önce kendimize, sonra birbirimize yabancılaştırıp ayrıştıranlar “Liberal demokrasiye karşı komünal demokrasinin modası geçmiştir!” diyecekler elbet. 20. Yüzyılın başında topluma tekçi ulus devlet gömleğini giydirip yüz yıl saltanat süren ırkçı zihniyet çatırdamaya başlayınca “Liberal demokrasi, ileri demokrasi, paket, açılım” çare olmuyor artık.
Umudun adına “Müslümanları dışlayan, 68’lerde kalmış marjinal sol” diyenler statükocu siyaset anlayışının tükenmesinden endişe ediyorlar. Tekçi ulus devlet, inkar, asimilasyon, ötekileştirme bu siyaset bezirganlarının yegane politikasıydı. İktidarını “Devletin kutsallığı” üzerine inşa eden ırkçı zihniyetin bu durum karşısında “Endişelenmesi” doğaldır. Toplumun demokratik istemleri karşısında, kazanılmış hakları “Paketleyip, biz verdik!” diyen düzenbaz siyaset teşhir olmuştur. Türkiye, Kürdistan devrimci demokratik hareketinin 50 yıllık birikimleri üzerinde tepinen, sistemin çürüyüp dökülen cilasına, devrimci demokratik hareketinin perspektifinden devşirdiği kazanımlarla nefes aldırmaya çalışanlar endişelene dursunlar “Bu daha başlangıç!” Başlangıçta kalmamak, üretmek, paylaşmak, yol almak, kitleselleşmek için, başlangıçta kalmamak ama her an başlangıcın coşkulu dinamizmi ile çalışmak gerekir.                 
Umut, varılmaz sanılan menzillerde “Fakirin ekmeği” olan, anlam yitimine uğramış, sözlüklerin dip sayfalarında unutulmaya yüz tutmuş bir sözcük değildir! Umarsızlık sarmalına sıkışan çaresizlerin iç dünyasında “İnadına yaşattığı bir duygu” da değildir! Umut yaşamın kendisidir. Yaşam, umut edenler ile umudu karartmaya çalışanların mücadele alanıdır. Umudunu kaybeden yaşamı da kaybetmiş, yenilmiştir.
Yüz yıldır yeniden yeniden ürettiği birbirinin türevi partilerle kendini yaşatan ulus devlet zihniyeti için ötekilerin buluşması “Gayrı ciddidir!” Tabir böyle ama sen hakikate bak! “Gayrı ciddi” diyerek küçümsediklerine bakmayın. “Hareketi kozmik odalarda tahlil etme” girişimi çoktan başladı. “Ana akım medyanın” Tv kanallarında siyasetin, işportacıları, telalarlı, seyyar satıcıları, “Uzman, araştırmacı gazeteciler” çoktan tahlillere başladılar. Bu tahlillerin yüzde 90’nı sistem yürütücülerine akıl vermek üzerinedir. Aklını, duygusunu, devşirme akılla edindiği bilgi kırıntılarını sistemin kör döngüsüne kurban edenler statükonun tekerine sokulan çomağı çıkarmaya çalışıyorlar.
Türkiye’de herkesin kabul etmesi gereken bir gerçek var. Siyaset yapma, siyasete katılma biçimi değişiyor, değişmek zorunda! Değişim kendiliğinden olmuyor. Değiştiren, dönüştüren, değişip, dönüşmek zorunda bırakan bir irade var. Bu irade sistemi kuşatmış durumda. AKP’nin “Paketi, açılımı” bu iradenin yarattığı enerjiyi tüketme çabasıdır. “Demokrasi paketi” ile zaman kazanıp yüzyılın değişimini köreltmeye çalışan AKP Türkiye siyasi tarihinin tüm birikimlerini ustaca kullanıyor. “Demokrasi paketi” daha büyük sarsıntıların sistemde yarattığı yıkımı önlemek içindir.
Umut yaşamdır, lakin toplumsal yaşam kendiliğinden bir durum değildir. Müdahil olmayı, rol almayı, katılmayı, üretmeyi, dönüştürmeyi gerektiren bir zarureti vardır. Öncesi bir yana son 50 yıldır ödenen bedeller yaşamı yeniden üretmek için yeterliydi! Neden olmadı? Çünkü ayrı noktalarda üretilen enerji çok değerli olsa da bir başına yeterli olmadı. Geldiğimiz noktada ortaya çıkan gerçek toplumsal kesimlerin, halkların, inanç gruplarının politik ittifakıdır. Bu ittifak öylesine heyecan verici ki, 50 yıllık birikimi, deneyimi, direnişi olan Ertuğrul Kürkçü gibi bir devrimcinin kalbini depreştirebiliyor…!!! Ertuğrul Kürkçü’ye geçmiş olsun… HDP’nin umuda yolculuğu kutlu olsun.
3 Kasım 2013 Pazar günü İstanbul Kadıköy Meydanında “İnkarcılığa ve asimilasyona karşı eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü istiyoruz!” mitingimizde can olmanız dileğiyle…