• 17 yaşında girdiği cezaevinden 47 yaşında çıkan Veysel İlhan, Kürt halkının mücadelesine dikkat çekerek, “Umudumuzu hiçbir zaman kaybetmedik” dedi. 

 

Veysel İlhan, 2 Nisan 1992’de Mardin'in Artuklu ilçesine bağlı Qûrdîse (Yaydere), Kanîya Şêx (Kaynak) ve Kûrika Çeto (Aytepe) köylerinin yakılarak boşaltılmak istenmesi sonrasında çıkan olaylarda tutuklandı. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) yargılanarak müebbet hapis cezası verilen İlhan, 30 yıllık tutukluluğunun ardından 26 Mart’ta tahliye edildi. Bandırma 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nden çıktıktan sonra önce İstanbul’daki yakınlarını ziyaret eden İlhan, ardından ailesinin yaşadığı Mardin’in Kızıltepe ilçesine geldi. Tutuklandığında henüz 17 yaşında olan İlhan, 47 yaşında tahliye oldu. 30 yılda 4 ayrı cezaevinde kalan İlhan, çok sayıda hastalık geçirdi ve birçok kez açlık grevine eylemine katıldı. Cezaevinde gördüğü her baskı karşısında mücadele eden İlhan, 30 yıllık cezaevi sürecini, MA'dan Ahmet Kanbal'a anlattı.

Yoldaşlık ve inanç

Tutuklandığında birçok gelişmenin farkında olmadığını dile getiren İlhan, “Sadece duygusal bir bağlılık, bir de sevgi vardı. Bu şekilde mücadelede yerimizi aldık. Cezaevine girdik, yaşadık ve okuduk. Yaşamın gerçekliğini, hakikati ve ülkemizin durumunun ne olduğunu anladık” dedi. Yoldaşlık ve inanç olmazsa zindanda bu kadar yıl kalmanın, ayaklarının üstünde durmanın mümkün  olmadığını kaydeden İlhan, "Bizi ayakta tutan bu inançtı. Mücadeleye inancımız büyüktü. Umudumuz hep vardı. Şüphemiz yoktu. Ben, öğrendiklerim ve yaşadıklarım için mutluyum” şeklinde konuştu.

Tahliye olmasının ardından dışarıda karşılaştığı manzarayla ilgili soruya gülümseyerek cevap veren İlhan, şunları söyledi: “Dışarıda eski yaşamın olmadığının farkındaydık. İnsanların nasıl olduğunu ve hangi konumlara geldiğini, teknolojinin insanların hayatında nasıl yer edindiğini kendi aramızda konuştuk. Farkında olmamız gerektiğini, bu yaşamın arasında erimememiz, kendimizi korumamız gerektiği üzerine tartıştık. Çıktığımdan beri dışarıda gördüğüm, hissettiklerim; Bandırma’dan İstanbul’a gidene kadar aynı akşam cezaevine geri dönmek istedim. Çünkü cezaevi yaşamı ile dışarısı yüzde 100 farklı.”

Özgürleştiğimi düşünmedim

Cezaevinden çıktığında özgürleştiğini düşünmediğini söyleyen İlhan “En azından ben öyle bakıyorum. Ne zaman halkımız, toprağımız özgür olursa biz de o zaman özgür oluruz. Benim için özgürlük budur. Bu sistemde özgürlük, ülke ve özgür insan görmüyorum. Zindanın ismi zindan ama dışarıdaki insanlar daha fazla hapsedilmiş durumda. En azından zindanda sen bir şey söylemek istediğinde, tartışmak istediğinde bunu yapabiliyorsun ama burada yok. Çok şahsi bir yaşam kurulmuş” dedi. 

Beklentisinin emek verenlerin, hayatını kaybedenlerin, mücadele edenlerin unutulmaması olduğuna vurgu yapan İlhan, sözlerini şöyle noktaladı: “Bunlara sahip çıkılmalı. Bu da mücadele ile olur. Başkanımız ve halkımızın evlatları bugün cezaevinde. Binlerce insanımız katledildi. Bunların unutulmaması gerekiyor. Bu sistem kurulmuş ve değiştirilmez diye düşünülmemeli. İnancımızın olması gerekiyor. Devrim o kadar basit değil.”   MARDİN