• Urfa 2 Nolu Cezaevi’ndeki tutsaklar, gönderdikleri mesajda, “Umut biziz, güç biziz, zulüm ne kadar vahşi olsa da kalbimizin ve ruhumuzun efendisi biziz” diyerek, seslerinin her alanda yayılmasını istedi.

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK'lı tutsakları, "Abdullah Öcalan'a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm" kampanyası kapsamında 27 Kasım'da başlattığı açlık grevi, 2. ayında devam ediyor.

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında rehin tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile Hamili Yıldırım, Veysi Aktaş ve Ömer Hayri Konar'dan haber alamama hali 34. ayına girdi. Aile ve avukat görüşme başvuruları, “disiplin cezaları” öne sürülerek engelleniyor. İmralı tecridinin derinleşmesi ise yeni savaş ve askeri politikaları beraberinde getirirken, her geçen gün artan ölümler halklara kesilen faturayı ağırlaştırıyor. Ekonomiden siyasete kadar tüm yaşam alanlarını etkileyen politikaya karşı 10 Ekim’de “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm” şiarıyla uluslararası çapta başlatılan kampanya, eylem ve etkinliklerle sürüyor. 

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK'lı tutsaklar da kampanyası kapsamında 27 Kasım'da dönüşümlü açlık grevi başlattı. 106 cezaevindeki açlık grevi 2. ayına girdi. Tutsak yakınları öncülüğünde Amed, Wan, Adana, Mersin ve İstanbul'da tutulan Adalet Nöbeti ise yeni katılım ve ziyaretlerle sürüyor.

Açlık grevi eylemine hasta, yaşlı ve cezasının bitimine iki yıl kalmış olan tutsaklar dahil edilmiyor, ancak bu durumda olan bazı tutsaklar da ısrarlarıyla eylemde yer alıyor. Ayrıca, dış temsilciliklere, insan hakları kurumlarına, medya temsilciliklerine, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerine mektuplar yazan tutsaklar, Adalet Bakanlığına İmralı’daki tecridi hatırlatan dilekçeler yazdı. İmralı’ya sevk talebinde bulunan tutsaklar, CPT’ye ihmal ettiği sorumluluğunu tekrar hatırlattı. Tutsaklar, mahkemelerde de tecridi kınayıp teşhir ediyor.

Bu utançtan kurtulmak için

Urfa 2 Nolu Kapalı Cezaevi’nde eylemde olan tutsaklar, eylemlerine dair ailelerine mektup gönderdi. Tarihi bir dönemeçten geçildiğini belirten tutsaklar, Abdullah Öcalan ve arkadaşlarının, zulüm sistemine “dur” dediğini hatırlattı. Tutsaklar, “Bir halka özgürlük cephesi oluşturdu. Bundan ki kendisinden utanılan bir Kürtlük, şimdi başı dik ve gürül gürül çağlayan bir meşaleye döndü, gurur kaynağı oldu. Önder Apo, Kürt kadınları, gençleri ve tüm halklara bir daha ölüm, katliam olmasın diye adeta bir aydınlanma çeşmesi yarattı. Halkların mezarlığı haline getirilen Kurdistan’ı tekrar halkların cenneti haline getirme koşullarını yarattı. Başta bilinmesi gerekiyor ki; eğer biz gençler, kadınlar, halk ve tüm insanlık olarak çağın önderini hala bu soykırım sistemi içerisinden çıkaramamışsak bu bizim için bir utanç kaynağıdır. Zindandaki yoldaşlarınız olarak bu utançtan kurtulmak halkımız ve önderimizin özgürlüğünü sağlamak adına geliştirilen mücadeleye destek olmak için açlık grevi başlattık. Bu anlamda tüm halkımızı mücadeleyi büyütmeye, sesimizi her alanda yaymaya, bütün sokakları, şehirleri direniş alanını haline getirmeye çağırıyoruz. Umut biziz, güç biziz, zulüm ne kadar vahşi olsa da kalbimizin ve ruhumuzun efendisi biziz” dedi. 

Talep kabul edilene kadar

İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi'nde tutsak Esma Başkale de ablası Melek Başkale ile 22 Aralık’ta yaptığı görüşmede, eylemlerinin sonuç alıncaya kadar süreceğini söyledi. Kardeşinin 2018'de de Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla görüştürülmemesi üzerine başlatılan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminde 5 ay yer aldığını hatırlatan Başkale, aileler olarak tutsakların yanında olacaklarını söyledi.  Tutsakların moral ve motivasyonuna dikkat çeken Başkale, “Moral ve motivasyonları çok yüksektir. Açlık grevi tecrittin son bulması için başlatıldı. Sayın Öcalan’a yönelik tecrittin kaldırılması için bir an önce görüşmeler sağlanmalı. Tecrit kırılmayana kadar tutsaklar açlık grevi eylemini sürdürerek, direnmekte kararlıdır” diye konuştu. Başkale, tutsakların taleplerinin hukuki ve meşru olduğunu belirterek, "Hiçbir tutsak tecridi kabul etmiyor. Herkesin bu hak hukuk mücadelesine destek vermesi gerekiyor” çağrısında bulundu.

Vareste talebi reddedildi

Urfa 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi'nde açlık grevi eylemini sürdüren üç tutsağın, haklarında “Kamu malına zarar vermek” iddiasıyla açılan davanın duruşmalarından vareste talebi reddedildi. Enver Kanmaz, önceki duruşmalarda verdiği ifadeyi tekrarladı. Tecride karşı açlık grevine girdiklerini belirten Kanmaz, bu nedenle duruşmalardan vareste tutulmak istendiklerini söyledi. Ardından savunma yapan tutsaklar Zeynal Karataş ve Serhat Bulut da önceki ifadelerini tekrarlayarak, duruşmalardan vareste tutulma talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, tutsakların vareste talebini ret ederek, eksik hususların giderilmesi gerekçesiyle duruşmayı 24 Mayıs 2024'e erteledi. URFA

 

*****

Haksızlığa karşı mücadele haktır

14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu’nun 2011'deki yıl dönümünde bedenini ateşe veren Evrim Demir'in babası Sadullah Demir ile Türkiye'nin kimyasal silah saldırısında hayatını kaybeden YJA Star gerillası Büşra Yekta Boz’un (Mawa Roj) annesi Müslüme Boz, tutsakların devam eden açlık greviyle ilgili konuştu.

 

Sadullah Demir

 

Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit sonlandırılmadığı sürece Kürt sorununda demokratik çözümün mümkün olmayacağını belirten Demir, “Uzun yıllardır Kürt sorunu devam ediyor. Çözüm için birçok eylem yapıldı. Bu eylemlerinden biri de tutsakların en son başlattığı açlık grevi eylemidir. Tutsakların temel amacını iyi anlamak gerekiyor. Tutsaklar haksızlığa, hukuksuzluğa karşı mücadele veriyor. Bu haksız ve hukuksuz uygulamaların bitmesi gerekir. Haksızlığa uğramış kişinin mücadele vermesi en doğal hakkıdır. Öcalan'dan 34 aydır haber alınamıyor. Türkiye kendi yasalarını ihlal ediyor. Halkın tecride karşı çıkması ve Kürt sorununun demokratik çözümüne destek olmaları gerekiyor” dedi.

 

Müslüme Boz

 

Talepleri çok net

Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit politikasına karşı tutsakların bedenlerini açlığa yatırdığını hatırlatan Müslüme Boz, şunları söyledi: “Dışardakilerin de eyleme destek olmaları gerekiyor. Talep çok net; Sayın Öcalan üzerindeki bu tecridin kalkmasıdır. Herkesin bu çağrıya ses olması gerekir. Barış anneleri olarak artık barış ve özgürlük istiyoruz. Çocuklarımızın açlık grevlerinde ölmesini istemiyoruz.”

Tecridin tüm topluma sirayet ettiğini vurgulayan Boz, şöyle konuştu: “Öcalan’a yönelik tecrit politikası kalkarsa ülkeye demokrasi gelir. Bu tecrit sadece Öcalan’a ve tutsaklara uygulanmıyor. Toplumun tüm alanlarına yayılmış durumda ve son bulmasını istiyoruz. Sorunların çözüm anahtarı İmralı’dadır. Öcalan bugün dünyaya mal olmuş bir filozoftur. Türkiye yıllardır Kürt halkını ve dilini inkar ediyor. Öcalan Kürtlerin kimlikleriyle özgür yaşamaları için büyük bir savaş veriyor. Devlet her alanda Kürtlere karşı inkar politikasını devreye koymuş durumda. Tecrit kalkarsa özgürlük, barış olur ve cezaevlerinin kapıları açılır.”