
SELMA AKKAYA / PARİS
Türkiye, 2-12 Temmuz’da Polonya’da gerçekleştirilecek UNESCO Dünya Miras Komitesi’ne Sur’la ilgili rapor sunacak. Bu raporla Sur içi semtlerinin iki yıllık korumasının uzatılıp uzatılmayacağına karar verilecek. Sur’daki yıkım için ‘terörün sonucu’ bahanesine sarılan Türkiye muhtemelen bu nedenle alelacele yıkımı tamamlamaya çalışıyor. Öyle ki, Temmuz öncesi Sur’da bulunan semtler ortadan kaldırıldığında uzatmayı gerektirecek bir durum da kalmayacak.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1946 yılında kuruldu. Dünyanın birçok noktasında mimari, doğal ve kültürel peyzajlar UNESCO kararıyla dünya mirası olarak kabul edilip koruma listesine alındı. Şu anda bu listede, 165 ülkeden 1052 eser bulunur. Türkiyede ise toplamda 14 alan bu korumaya sahip. Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı da 2015 yılından bu yana listede yer alıyor ve resmi olarak UNESCO korumasında. Buna ek olarak Sur içerindeki yerleşim alanları da iki yılda bir yenilenen koruma listesinde yer alıyor.
UNESCO susmayı tercih ediyor
Buna rağmen Türk devleti Sur için verdiği yıkım kararıyla yerleşim alanları boşaltmak istiyor. Kamulaştırma ve yıkım kararı alınan Sur’un Alipaşa ve Lalebey mahallerinde halkın tüm itirazlarına rağmen yıkım sürdürülüyor. Sivil toplum örgütlerinin çabaları ise boşa çıkıyor; çünkü UNESCO işleyişi gereği sadece devletleri dikkate alıyor. Sur için yıkım kararı alan Türkiye’yi esas alan UNESCO susmayı tercih ediyor.
Görmezden geliniyor
Türkiye, UNESCO sözleşmesini imzalayan ilk yirmi devlet arasında. UNESCO Sözleşmesi, 20 Mayıs 1946 tarihli ve 4895 sayılı kanunla onanmış ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu 1949’da faaliyete geçmiş. Komisyon, UNESCO merkezi ile Türkiye’deki korunan miraslar üzerine düzenli bilgi akışı yaparken aynı zamanda yeni koruma altına alınmak istenen alanlara dair bilgi akışını ve resmi prosedürleri gerçekleştiriyor. Ama Diyarbakır Surları ve iç semtlerdeki gelişmeler diğer taraftan Hevsel Bahçeleri kültürel mirasını talan eden devletin yaptıkları görmezden gelindiği gibi bu konuda merkezi idareleri ise yanlış bilgilendirme üzerine çalışıyor adeta.
Türkiye Sur için rapor sunacak
Sur direnişi döneminde birçok tarihi mekanı imha eden Türkiye bir haftadır ise ‘kentsel dönüşüm projesi’ kapsamında yıkıma devam ediyor. Türkiye, UNESCO Komisyonu 41. UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin Polonya’nın Krakow’da 2-12 Temmuz tarihleri arasında yapılacak toplantıda, Sur üzerine rapor sunacak. Yıkım telaşı da tam bundan. Muhtemelen toplantı öncesinde Sur’daki yıkımın bitmesi hesaplanırken; ‘terör’ savunması yapılacak raporla Sur’un yıkımı yasal olarak kabul ettirilmeye çalışılacak.
Uzatmaya da gerek kalmayacak!
UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin üyesi olan 21 ülkenin temsilerinin katılacağı toplantıda aynı zamanda dünyanın birçok yerinde belli periyotlarda uygulanan koruma kararına dair uzatmalarda karara bağlanıyor. Sur içindeki semtlerin koruma sürelerinin de bu toplantıda uzatılması gündemleşecek. Ama devlet Temmuz öncesi Sur’da bulunan semtleri kaldırdığında uzatılmayı gerektirecek bir durum kalmayacak.
Komisyondaki ülkeler etkili olabilir
Dünya miras listesinde yer alan mimari ve şehircilik eserleri, doğa anıtları, jeolojik formasyonları, eko sistemler ve kültür peyzajlarına dair ülkelerin hukuksuzlukları ancak üye ülkelerin devlet kurumlarının itirazları olursa yönetimde yer alan komisyon tarafından dikkate alınıyor. Sur’la ilgili Türkiye’den insan hakları kurumları, mimar odaları ve çeşitli kurumlar tarafından yapılan başvuruları UNESCO hiçbir biçimde dikkate almıyor. Yapılan başvurulara, görüşme taleplerine olumlu-olumsuz yanıt dahi vermiyor. Sözleşmeye göre ancak üye devletlerin komisyonlarından gelen başvurular dikkate alınıyor. Bu durumda Sur konusunda Türkiye’nin 2-12 Temmuz tarihlerinde 41. Dünya Miras Komitesi toplantısında sunacağı rapor esas alınacak.
UNESCO’ya üye 21 ülke
Kültür ve Bilim Mirası Uluslararası Dünya Komitesi-UNESCO, Dünya Kültür ve Doğal Mirası Koruma Konvansiyonu’nu onaylayan 21 ülkeden oluşmakta. Taraf ülkelerin hükümetleri, komite üyelerini altı yıllık dönem için Genel Kurul tarafından atıyor. Şu andaki üye ülkeler ise şunlar: Angola, Azerbaycan, Burkina Faso, Hırvatistan, Filipinler, Finlandiya, Endonezya, Jamaika, Kazakistan, Küba, Kuveyt, Lübnan, Peru, Portekiz, Kore Cumhuriyeti, Tunus, Türkiye, Vietnam, Zimbabve, Tanzanya ve Polonya. Şu andaki dönem 2013 yılında başlamış ve Ekim 2017’de sona erecek.
Türkiye yönetime aday
Yeni dönem yönetim seçimleri ise Kasım 2017 tarihinde yapılacak Genel Kurul ile belirlenecek. Türkiye’nin Kasım 2017’de yapılacak seçimlerde UNESCO’nun yönetimine aday olduğu ise Nisan ayında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından basın ve kamuoyuna duyurulmuştu.
İlişileri pekişiyor!
Türkiye ve UNESCO yönetimi arasındaki ilişki son yıllarda farklı boyutlar da kazandı. Öyleki DAİŞ’İn finansörü olan Türkiye Paris Elçiliği ile UNESCO Paris merkezi Suriye üzerine ortak geceler düzenliyor. Geçtiğimiz yıl (UNESCO) Dünya Miras Komitesi’nin İstanbul’daki 40’ıncı oturumunda Suriye’deki kültür varlıklarının durumu öne çıkmıştı. İstanbul toplantısında, DAİŞ’in tahribatına maruz kalan Palmira antik kentinin yanı sıra Halep’in tarihi kesimleri, Şam, Şövalyeler Kalesi ve Suriye’nin kuzeyindeki antik köylerin listede kalmasına karar verildi.
İki yüzlü siyaset
Palmira için ise Paris’te geçtiğimiz yıl Aralık ayında Türk elçiliği ile UNESCO yönetimi bir gece yaparak, Türkiye’yi konuya dair hassasiyeti sebebiyle tebrik etti. İki yüzlü siyasetin tam örneği olan bu ilişkiler sistematiği muhtemelen UNESCO yönetimine Türkiye’yi dahil etmenin basamakları olarak işlemeye devam ediyor. UNESCO’nun koruma anlayışını da insan ve doğayı her gün katleden Türkiye gibi ülkeler belirleyecek!