ERDOĞAN ALAYUMAT/MA

OHAL boyunca işkence vakalarının en çok yaşandığı Urfa'da, yöntemler 12 Eylül dönemini aratmayan nitelikte. Binlerce kişinin gözaltına alındığı Urfa’da, yüzlerce kişinin gördüğü işkence takipsizlikle sonuçlandı. 

Olağanüstü Hal’in (OHAL) ilan edildiği 20 Temmuz 2016 yılından bu yana, Türkiye’de yaşanan hak ihlalleri ciddi oranda yükseldi. Başta cezaevleri olmak üzere karakolda kötü muamele yer yer 12 Eylül 1980 askeri darbe dönemini aratmazken işkence vakalarında Urfa ilk sıralarda yer aldı.

Urfa’da OHAL’in ilanından sonra yapılan operasyonlarda binlerce kişi gözaltına alınırken, yüzlercesi en ağır işkencelerden geçti.

Her türlü işkence

Gözaltına alınanların daha çok Urfa Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi (TEM) bodrum katına götürüldüğü  ve OHAL süresi boyunca buranın işkence merkezi olarak kullanıldığı belirtildi. Daha çok Filistin askısı, coplu işkence, elektrik verme, nefes kesme, tazyikli su verme, gece soğukta bekletme, falaka, baş aşağı askıya asma, kum torbasıyla darp, hücreye atılan yurttaşlara işkence seslerini dinletme ve psikolojik işkence gibi 12 Eylül dönemini aratmayan işkence yöntemleri uygulanıyor. İşkenceye maruz kalan mağdurların ise psikolojik tedavi gördüğü ve yaşadıklarının etkisini halen atlatamadığı belirtildi.

Spor salonunda işkence

İşkence mağdurlarının anlatımına göre Urfa’da 2 ayrı işkence merkezi olduğu, bunlardan birinin TEM Şube binasının bodrum katı diğeri ise Sabiha Özel Kapalı Spor Salonu. Spor salonunda yapılan işkencenin kaba dayak şeklinde olduğu, TEM Şube’de ise daha çok sistemli işkence yapıldığı belirtildi. Yine mağdurların anlatımına göre Urfa’da özel bir ekibin kurulduğu ve bu ekibin başındaysa kendilerine komutan, general ve reis kod adı verilen 3 kişinin olduğu belirtildi.

Gözaltında yapılan işkencelere ilişkin kentte düzenli tutulmuş sayısal bir veri yok. Bu anlamda, gerek Urfa Barosu gerek İHD gerekse kentte bulunan diğer insan hakları aktivistlerinin yürüttüğü düzenli bir çalışma söz konusu değil. İHD ve Baro’ya yapılan çok az işkence başvurusu olurken, bu başvurularda yapılan suç duyurularının çoğu “yeterli delil yok” gerekçesiyle takipsizlik kararı verildi.

Hakim, savcı, doktor

Mahkemeler de OHAL boyunca işkence vakalarını görmezden geldi. OHAL’in başladığı ilk günlerde 30 günlük uzun gözaltı süresi ve 5 günlük avukat görüş yasağı getirilirken, bu süre zarfında birçok kişi işkenceden geçirildi. Mağdurların çoğu eli yüzü morarmış şekilde mahkemeye çıkarılırken, bu görüntülere tanık olan hakim ve savcılar hiçbir işlem yapmadı. Hakim ve savcıların, polis tutanaklarına dayanarak işkence vakalarına takipsizlik karaları verdiği ifade edildi. İşkence mağdurlarının avukatları ısrarla Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) işkence raporu alınması yönünde talebi savcılar tarafından kabul edilmezken, başka hastanelerde alınan darp raporların da dikkate alınmadığı ileri sürüldü.

İşkenceyi belgeleyen avukata soruşturma

Urfa TEM Şube’de yapılan yüzlerce işkence olayına ilişkin tek bir işlem yapılmazken, işkenceyi belgelemek isteyen avukatlara da soruşturma başlatıldı. 2016 yılında müvekkili gözaltına alınan avukat Faruk Yaygın, müvekkilinin mahkeme salonuna getirildiğinde şok yaşadığını, ayakta duracak halinin olmadığını ve yaşadığı işkenceden dolayı tanınmayacak hale geldiğini söyledi.

Bu durumu mahkeme başkanına söylediğindeyse mahkeme başkanının, “Bizim yapacak bir şeyimiz yok, gidin savcılıkta suç duyurusunda bulunun” dediğini aktaran Yaygın, bunun üzerine duruşma bittiğinde müvekkilinin fotoğrafını çektiğini, polis ve mahkeme başkanının buna engel olmak istediğini söyledi. Yaygın, polisler hakkında hiçbir işlem yapılmadığını; ancak işkenceyi belgelediği için kendisi hakkında işlem başlatıldığını belirtti.

Biz de kanıksadık

OHAL boyunca işkencenin bir yöntem haline geldiğini söyleyen avukat Sevda Çelik Özbingöl de  “İşkencenin çarpıcı ya da azı çoğu olmaz. Ama maalesef OHAL boyunca yaşanan onlarca işkenceyi biz de kanıksadık. Bu anlamda kamuoyunda ciddi bir duyarlılık gösterilemedi, çalışma yapan onlarca kurum bu tür vakalarla yeterince ilgilenmedi. Bu da işkencenin olağan hale getirilmesini sağladı” dedi.

Gözaltına alınan herkes işkenceden geçiriliyor

İşkencenin insan onurunu ayaklar altına alan bir yöntem olduğunu dile getiren Özbingöl şöyle devam etti: “Urfa’da yapılan tüm gözaltı dosyalarında işkence yapıldığını düşünüyorum. Poliste yapılan bütün sorgularda o veya bu şekilde işkence yapıldı. Ancak bu anlamda yapılan suç duyuruları çok az kaldı ki bu şikayetlerin hepsi de takipsizlikle sonuçlandı. Diğerleri de kendilerine yeniden işkence yapılır korkusuyla susmayı tercih etti.”

Veriler yok

OHAL süresi boyunca yaşanan hak ihlalleri ve işkence vakalarını Urfa Barosu İnsan Hakları Komisyonu raporlaştırdı. Raporda, OHAL’in ilan edilmesinden bu yana Urfa’da kaç kişi hakkında soruşturma başlatıldığı, kaç kişinin gözaltına alındığı ve bunlardan kaçının tutuklandığı konusunda Urfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan resmi bir açıklama olmadığı için kesin bir rakam söylemek mümkün olmadığını; ancak operasyonların kapsamlı olması, cezaevindeki doluluk ve basına yansıyan haberler gözetildiğinde bu sayının binlerce kişiyi bulduğu tahmin edildiği belirtildi.

  URFA