Cizre’de “vahşet bodrumundaki” insanlardan haber alınamıyor. 

Belki de bu yazı yayınlandığı sırada, oradan kanlı gerçeği öğrenmiş olacağız. 

Öğrendiğimiz zaman ne olacak?

AKP medyası “bodrumdakilerin kanlarını oluk oluk akıtıp, onların kanlarıyla duş alacağız” diyen kontr-gerilla zihniyetinin “zaferini” ilan edecek. 

Bakınız, yıllarca PKK’yi en amansız şekilde eleştiren Ahmet Altan bu “zavallı zafer” hakkında neler yazmış: “Bugün Türkiye’de, “başkanlık” adı verilen faşist bir diktatörlük sistemini kurabilmek için Kürtlerin kanından oy damıtmaya uğraşan korkunç bir vahşet var. 

‘Ama PKK da…’ diye başlayacak her cümlenin, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek bu gerçeği sakladığına inanıyorum. 

PKK’ya kızarak, söverek, eleştirerek, öfkelenerek, bugünkü durumu değiştiremezsiniz. 

Bugünkü kan banyosunun tek nedeni, “başkanlık” isteyen birilerinin, bunu Kürtleri öldürerek kazanabileceklerini düşünmeleridir. 

Bütün projektörleri ve eleştirileri PKK’ya döndürmeye uğraşmalarının, herkesi “PKK’yı eleştir” diye tehdit etmelerinin asıl nedeni, gerçek “faili” karanlıkta ve eleştirilerden uzak tutabilmek içindir.”

(Adeta dünkü yazısı nedeniyle Hasan Cemal’i, onun yazısında desteklediği “PKK eleştirmenleri” Nuray Mert’i, Ahmet İnsel’i dostça uyarıyor gibi.)

AKP’nin geldiği nokta budur: Daha dün “PKK iki halkın düşmanıdır” diye manşet atan gazetenin başındaki insan, bugün işte böyle isyan ediyor. Ve şöyle devam ediyor: “Şu anda bir bodrumda ölümü bekleyen yaralı insanlara ambulans göndermeyen ‘Türkler’, gerçekten Türkler için bir övünç vesilesi mi? 

Sur’daki çatışmalar, çok övündüğünüz Çanakkale’deki savaşlar gibi göğsünüzü kabartıyor mu gerçekten? 

Çanakkale, büyük bir gücü yiğitliğiyle durduran insanların hikayesi olduğu için bununla hep övünürsünüz, bugünkü tabloda övünebileceğiniz ne peki? 

Bir avuç çocuğu tanklarla ezmeye çalışan bir ırkın parçası olmayı mı yoksa çocukların ölümünü önlemek için büyük güçlere karşı duran bir ırkın parçası olmayı mı istiyorsunuz? 

Bugünkü kan banyosunu sırf ‘Türklük’ adına destekliyorsanız, bu savaş Türklüğü utandırır ve ‘Türklüğü’ faşist bir rejim kurmak için bir ‘yem’ gibi kullananların işine gelir. 

Çocuklarla savaşarak yücelmiş bir ırk da, bir ulus da yoktur. 

Bu iktidar, sizin tarihte en çok övündüğünüz konumunuzu değiştiriyor, bunu görmüyor musunuz? 

Bunu durdurabilmek için Kürtlerle yanyana durmanız gerektiğini anlamıyor musunuz? 

HDP olmadan bu ülkede hiç kimse bu iktidara karşı mücadeleyi kazanamaz. 

Bu savaşı kışkırtıp HDP’yle kurulacak bağları kesmek istemelerinin temel nedeni de bu zaten. 

Bu tuzağa düşecek misiniz?” 

Ahmet Altan’ın bu yazısı “Kürde karşı savaş yoluyla faşizme” gidişi durdurmak için Kemalistlere, liberallere, özgürlükçü müslümanlara yapılmış ateşli bir cephe çağrısıdır. 

Cizre Kuzey Kürdistan’ın küçük bir ilçesidir. O ilçede 28 insanın sığındığı bodrum binlerce evden bir tanesidir. Ama ne demişler: “Habbe kubbeyi içinde saklar”. Hakikat bu küçücük bodrum katında gizlidir. Açığa çıkacaktır. 

Ve Cizre’de, Sur’da yürüyen savaş, gerçekte tüm Ortadoğu’da Rojava Devriminin öncülüğünde yürüyen savaşın bir parçasıdır, bodrum katı bu savaşın yalnızca küçük bir siperidir. AKP’nin Napolyon “bozuntuları“ bu siperi zapt ederek “zafer” kazanmaya çalışıyor. 

Anlaşılıyor ki, “bu zaferi” ilan ettikten sonra, “Master Planı” adı altında sahte bir “çözüm” süreci başlatacaklar, “uyduruk, kaydırık tırşikçi muhataplarla” önümüzdeki baharla eriyen karların yaratacağı Newroz selinden yakalarını kurtarmaya çalışacaklar. O kar suları, bilin ki, Rojava kantonlarını birleştirecek, DAİŞ’i Suriye’den süpürüp atacak, “meydan savaşını” Kürt Özgürlük Hareketi kazanacak. 

AKP ise bu muazzam savaşta, küçücük Cizre İlçesinin, binlerce evinden birinde, “vahşet bodrumu” adı verilen “siperde”, o sipere sığınmış bir avuç  silahsız ve hepsi de yaralı, susuzluktan yıkıma uğramış insanları yok ederek “zafer” kazanmış olacak...

İşte Davutoğlu Mardin’de bu “utanç verici zaferi” ilan etmeye ve “Master Plan” denilen Kürt halkına yönelik “ahlaksız teklifi” yapmaya gidiyor. Hem acı, hem gülünç...