Bahçesaray’da 41 kişinin hayatını kaybettiği çığ felaketinin üzerinden üç gün geçtikten sonra üç müfettiş görevlendirildi. İkinci çığ faciasından kurtulan yurttaşlar, ihmalleri sıralayarak, ”Bizi uyaran kimse olmadı” dedi.
Van’daki ikinci çığdan kurtulanlar, asker ve korucuların iş makenileriyle yığıldığını, bölgede önlem alınmadığı gibi uyarının yapılmadığını belirterek, kendilerinin de hiçbir uyarıyla karşılaşmadan oraya gittiklerini söyledi.
Türk İçişleri Bakanlığı, Van-Bahçesaray Karayolu’nda ilki 4 Şubat, ikincisi ise aramaların sürdüğü 5 Şubat’ta meydana gelen ve 41 kişinin yaşamını yitirdiği, 84 kişinin de yaralandığı çığ düşmesini soruşturmak üzere üç mülkiye müfettişi görevlendirdi. Yeni bir çığ tehlikesi ve zorlu hava koşulları nedeniyle ara verilen ve dün sabah saatlerinde çalışmalara yeniden başlanılan felakete ilişkin üç gün sonra müfettiş görevlendirilmesi dikkat çekti.
Bölgede, çığ altında olduğu değerlendirilen Van Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı bünyesinde görevli itfaiye eri Mehmetcan Taşdemir’e ulaşmak için çalışmalar sürüyor.
Kurtulanlar anlattı
36 kişinin yaşamını yitirdiği, 100’e yakın kişinin yaralandığı ikinci çığ felaketinden kurtulan yurttaşlar MA’ya konuştu. 5 kişinin yaşamını yitirdiği ilk çığ felaketinin yaşandığı 4 Şubat’ta bölgeye giden ve ikinci çığa yakalanan yurttaşlar, bölgede hiçbir önlemin alınmadığını, insanların olay noktasına girmemeleri için uyarılmadığını söyledi.
Yurttaşlardan Sabri Adıyaman, çığ altında kalanları kurtarmak için 4 Şubat akşamı bölgeye gittiklerini dile getirdi. Olayın yaşandığı bölgenin çok kalabalık olduğunu söyleyen Adıyaman, ”Orada bulanan insanların hepsi çok sabırsızdı. Isınmak için ateş yaktık. Korucu ve askerler de ısınmak için yanımıza geldiler. Gülşen Orhan geldi ve olay yerine doğru gitti. O sırada çığ insanların üzerine doğru gelmeye başladı. Biz de artık son çığa yakalananları kurtarmak için seferber olduk” dedi.
Hiçbir önlem alınmamıştı
İlk gün çığ altında kalanları kurtarmak için oraya gidenlerden Cafer Orhan, yeteri kadar önlem alınmadığını söyledi. Bölgeye gelen herkesin olayın olduğu noktaya girdiğini kaydeden Orhan, ihmalden yakındı. Orhan, ”Hava sisli ve rüzgârlıydı. Bizim için herhangi bir önlem alınmadı. Olay yerinde bize ‘oraya gitmeyin’ diyen kimse olmadığı için hepimiz olay yerine gittik. Burada kaymakam ve valilinin de ihmalleri var. Olay yerine gitmememiz için 4 kişi görevlendirebilirlerdi. Orada korucular vardı, köylüler vardı fakat sisten dolayı göz gözü görmüyordu. O yüzden devletin de suçu var. Yani bulunduğumuz yerin güvenilir olup olmadığını bilmiyorduk.
Kepçe çalışmamış olsaydı
İkinci çığla beraber asker araçları, korucular ve köylüler çığ altında kaldılar. Çoğu arkadaşımızı kurtardık fakat yarısından fazlası da çığ altında kaldı. Yani kepçe çalışmamış olsaydı belki ikinci çığ yaşanmayacaktı. Orada yaşamını yitiren kim olursa olsun çok üzüldük” diye konuştu.
Önlem alınmadı
Çığ haberini duyunca bölgeye gittiğini dile getiren Reşit Kaynar ise önlem alınmadığı için ikinci facianın yaşandığını söyledi. Kendisi de çığa yakalanan Kaynar, şöyle konuştu: ”Onları kurtarmak için oraya gittik. İkinci çığ felaketine yakalandık. Güvenlik önlemleri alınmadığı için orada 33 insanı şehit verdik. Olay yerine elimizi kolumuzu sallayarak gittik. Birileri bize ‘oraya gitmeyin tehlikeli bölgedir’ demedi. Güvenlik önlemi alınmış olsaydı belki bu kadar insan ölmezdi. Ben çığ altında kaldığımda tek bir elim dışarıda kalmıştı. Nefes almak için ağzımı açtım. Sonra beni oradan çıkardılar. Ben arkadaşlara yardım ettiğimde 4 tane cenaze orada yatıyordu. Yol sıkıntısı yoktu. Çığ altında kalanları kurtarmak için o arada kepçe çalışıyordu. Artık kepçe yüzünden mi yoksa insan bağırışından mı çığ düştü bilmiyorum fakat sis yüzünden göz gözü görmüyordu.”
Temelli ve Bayındır ziyaret etti
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Sezai Temelli, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Keskin Bayındır, HDP milletvekilleri, Van ve bölge HDP il yöneticileri yaşanan çığ felaketinin ardından yaralı olarak kurtulan yurttaşları ziyaret ederek, geçmiş olsun dileklerinde bulundu.
İlk olarak Van Bölge Hastanesi’nde kalan yaralıları tek tek ziyaret eden Temelli, Bayındır ve beraberindekiler, yaralılar hakkında hastane yetkililerinden bilgi aldı. Ardından YYÜ Dursun Odabaşı Araştırma Hastanesi’ne geçen heyet burada da tüm yaralıları ve ailelerini ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Ziyaretin ardından Temelli, Bayındır ve beraberindekiler hastane önünde basın açıklaması yapacakları sırada polislerin engeliyle karşılaştı. Polis amiri, kamu binası önünde basın açıklaması yapılamayacağını söylemesi üzerine kısa bir tartışma yaşandı. Ardından Temelli basın açıklaması yaptı.
Algı yönetmenin sonuçları
Yaşanan acının çok büyük olduğunu belirten Temelli, ”Burada çok büyük bir felaket yaşandı ama bu felaket sadece çığa bağlanacak bir felaket değil. Dünyanın her yerinde büyük çığlar oluyor, dünyanın her yerinde kayıplar oluyor fakat bu denli felaketler yaşanmıyor. Bu kadar büyük felaketlerin yaşanmasının sebebi bu ülkenin artık felaketler ülkesine dönüşmesinden kaynaklanıyor. İlk çığ felaketinden sonra, ikinci felaket yaşanmayabilirdi. Çığ felaketine karşı çok duyarlı bir çalışmanın yapılması gerekirken, maalesef orada algı yönetme meraklılarının ülke yönetme yerine algı yönetmeye kalkışmasının bir sonucunu yaşadık ve onlarca insanımızı kaybettik” dedi.
Tedbir almak görevleridir
Hastanelerde yaralı olan 60 kişiyi ziyaret ettiklerini söyleyen Temelli, şöyle devam etti: ”Kentimiz büyük bir acı yaşadı. Hastanede olan yaralılar kısa sürede taburcu olacak. Bu ülkede deprem olabilir, çığ olabilir ama bu doğal afetlere karşı tedbir almak hükümetin, iktidarın, valilerin, kaymakamların görevidir. Valililerin görev kayyumluk yapmak değildir. Cumhurbaşkanı başdanışmanlarının görevi şov yapmak değildir. İdarenin yapacağı şey bu afetlere karşı önlem almaktır. Çığ gibi bir felaketin bu denli büyük yaralar açması engellenebilirdi. Bahçesaray meselesi dün ortaya çıkmış bir mesele değildir. Yıllardır üzerine konuşulan ve bir türlü çözüm bulunamayan bir durumdur. Bu tür acıların yaşanmaması için tedbirlerin alınması gerekiyor.”
Heyet, dün de yaşamını yitirenlerin ailelerini ziyaret etti.
VAN
Önlem almak yerine kırbaç sallıyorlar
HDP Sözcüsü Günay Kubilay, hükümetin önlem almak yerine kırbaç salladığını söyledi.
Sözcü Kubilay, dün Genel Merkez’de düzenlediği basın toplantısında son günlerde yaşanan felaketlere de değindi. Kubilay, Elâzığ-Malatya depreminin ardından, Van Bahçesaray’da çığ düştüğünü, aynı gün Sabiha Gökçen Havalimanı’nda 183 kişinin içinde bulunduğu yolcu uçağının kaza yaptığını hatırlattı. Her üç olayın da Türkiye’nin doğal afetlerin felakete dönüşmesini önleme noktasında büyük ölçekli kazalara karşı hazırlıksız ve yetersiz olduğunu bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğunu vurgulayan Kubilay, şunları söyledi: “Bir İçişleri Bakanı var. Elinde kırbaçla dolaşıyor. Deprem olmuş, insanlar ölmüş. İnsanlar verdiği verginin nereye harcandığını soruyor. Bakan soru soranlara kırbaç sallıyor, çünkü susturmak istiyor. Aynı gün Küba’da ve Japonya’da 7,4 büyüklüğünde deprem oluyor. Bir kişinin bile burnu kanamıyor ama Türkiye’de 6,8 büyüklüğünde bir depremde 41 kişi ölüyor. İkna edici yanıtlar olmayınca, geriye zorla susturmak kalıyor. İnsanlar, partiler, sendikalar, dernekler yardıma koşuyor, büyük bir dayanışma ağı kuruyor. Bakan yardımları yasaklıyor, ihtiyacı olanlara ulaşmasını engelliyor.
Çığın felakete dönüşmesi
Çığa gelince, örneğin iktidar ikinci çığ ile ilgili olarak kamuoyuna yansıyan ‘AKP eski milletvekili ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan çoğunluğu korucu ve askerlerden oluşan kalabalık bir ekiple bölgeye gitti ve oluşan sesten kaynaklı ikinci çığ düştü’ iddialar var. İlgili şahsın sosyal medya açıklamasıyla yetinilecek, üstü örtülecek, konuşanlara kırbaç sallanacak bir durum değildir. İddialar bir an önce netleştirilmeli, soruşturma başlatılmalı, iddialar doğruysa gereken yapılmalıdır.
Büyük bir özensizlik
Uçak kazası da yaralılar konusunda büyük bir özensizlik ve tedbirsizliğin söz konusu olduğunu gösterdi. Yaralıların servislerle uçaktan alındığı, yaralanan insanları hızla kaza alanından uzaklaştıracak, ağır hastalara anında gerekli ilk yardımı yapacak hiçbir hazırlığın olmadığı görüldü.
O sarayın derdinde
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Bahçesaray’da insanlar yaşamlarını yitirmesine rağmen Ahlat’a saraydan söz etmesi utanç verici. Meclis saray yasasını konuşuyor. Buna artık vicdansızlık demek bile az kalır. Dalga geçer gibi ‘Allah rahmet eylesin’ demek, büyük bir siyasi sorumsuzluktur. İnsanlar Elazığ’da evsiz barksızken, Van’da çığ altındayken sarayı konuşmak, çay dağıtmak, TOKİ güzellemesi yapmak utanç vericidir. Evvelki gün Meclis’te Ahlat’a saray yasasını değil, Bahçesaray’daki yaraların nasıl sarılacağını konuşalım diye çağrı yaptık. Hiç oralı bile olmadılar. Bahçesaray’ı değil, Ahlat’a sarayı konuşmaya devam ettiler. ”