
PKK Yürütme Komitesi üyesi Duran Kalkan, AKP ve Erdoğan’ın bir yandan savaş yürütürken, bir yandan büyük bir savaş için hazırlık yaptığını vurguladı. Devletin yeniden topyekün saldırı konsepti temelinde bir yaklaşım içinde olduğunu, belirten Kalkan, saldırıların seçim sürecinde ve seçim sonrasında giderek daha fazla yoğunlaşacağı uyarısında bulundu.
MED NÛÇE’ye konuşan PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkanö özellikle Newroz ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın süreç karşıtı tutumuyla birlikte hareket ve halk olarak bir saldırı altında olduklarını belirtti. “Bu tutumu iktidar ve devletin yeni bir tutumu olarak değerlendiriyor, yeni bir sürecin başlangıcı olduğunu ifade ediyoruz” diyen Kalkan bu yeni süreci şöyle ifade etti: “Yeni süreçten kastımız da şu: 30 Ekim 2014 tarihli Milli Güvenlik Kurulu toplantısı karar almıştı, açıkça da ifade ettiler. Savaş kararı aldılar ve “ezeceğiz” dediler. Yeniden topyekün saldırı konsepti temelinde yaklaşım içinde olacaklarını belirttiler. Son MGK toplantısında da Kırmızı Kitab’ın yeniden yazıldığı belirtildi. Biz şu kanıya vardık: Kırmızı Kitap’taki değişiklikte bizi de paralel yapı içerisine koyup yeni bir saldırı sürecini başlattıkları konusunda bir düşünce durumumuz ortaya çıktı.”
Her gün operasyon var
Kalkan, saldırıların seçim süreci ve seçim sonrasında yoğunlaşabileceği uyarısında bulundu. “Zaten Newroz’dan bu yana artan oranda bir propaganda saldırısı, psikolojik savaşla yüz yüzeyiz” diyen Kalkan ekledi: “Hareketimize dönük, demokratik siyasete dönük, halkalarımıza dönük hakaret hamis açıklamalar var. Sadece bu da değil, aynı zamanda bir de polis terörü var. 40-50 HDP bürosuna saldırı oldu, bombalandı, çalışmaları engellendi. HDP’ye miting yaptırılmıyor. Gözaltılar var. Neredeyse 2009’daki siyasi soykırım operasyonları yeniden başladı gibi.”
Bu saldırılarla birlikte, Genelkurmay’ın bizzat planlayıp yürüttüğü askeri operasyonların da olduğunu hatırlatan Kalkan, hemen her gün çatışmalı durum olduğunu, Kuzey Kürdistan’da askeri hareketlilikle birlikte Medya Savunma Alanlarına dönük top atışları, keşif ve hava hareketliliği ve askeri sevkiyatın da sürdüğüne dikkat çekti.
Çözüm süreci ve ateşkes bitirildi
“Bir yandan bir savaş yürütülüyor bir yandan da daha büyük savaş için hazırlıklar var” diyen Kalkan, şunları belirtti: “Bunu seçimde AKP’yi kazandırmak için yürütülen bir faaliyet olarak değerlendiriyoruz. AKP, ordunun ve polisin askeri hareketliliğiyle, tehdidiyle, baskısıyla oy almaya çalışıyor. HDP mitinglerinin engellenmesi, bürolarının basılması bu anlama geliyor. Mevcut askeri hareketlilik de Kürt toplumunu tehdit ederek, baskı altına alarak HDP’ye oy vermekten caydırmaya, korkutmaya çalışıyorlar. Bu anlamda kendi durumlarını bize mal etmeye çalışıyorlar. AKP orduyu ve polisi kullanarak 7 Haziran’da oy almaya çalışıyor.”
Bu biçimde demokratik bir yarışın mümkün olmayacağını ifade eden Kalkan, bunun sadece seçim yenelik bir girişim değil, topyekün savaş konseptinin başlangıcı olduğuna dikkat çekti. Kalkan,”Tayyip Erdoğan’ın talimatı ve devletin kararıyla çözüm süreci durduruldu. Yeni bir saldırı süreci başlatıldı. Kürt halkı Kürdistan Özgürlük Hareketi ve Türkiye demokrasisi AKP eliyle yürütülen yeni bir devlet saldırısıyla yüz yüzedir. Seçimden sonra bunun daha da artacağını düşünüyoruz. Eski süreç kalmadı. HDP heyeti de “masa vardı, ama boştur” dedi. Artık bu durumuyla çözüm sürecinden söz edilemez.”
AKP’yi ancak HDP durdurabilir
2013 Newroz’unda ilan edilen ateşkesin fiilen AKP ve Türk Genelkurmayı tarafından ortadan kaldırıldığını vurgulayan Kalkan, şu hususlara dikkat çekti: “Kamuoyu bilmeli ki, bugün çatışmalar fazla olmuyorsa bu, gerillanın tutumundan, ateşkese bağlılığından dolayıdır. Yönetimimizin savaşı geliştirmek, körüklemek istememesinden kaynaklanıyor. Çatışmaları AKP değil PKK önlüyor. Ama hep böyle gitmez, yarın ne olur belli değil. Bu noktada herkes şu gerçeği görmeli: AKP ateşkesi bitirdi. O halde AKP’ye karşı tutum almak gerekiyor. Tüm Türkiye toplumunu, demokratik güçlerini ateşkese, çatışmasızlığa sahip çıkmaya çağırıyoruz. Yani AKP’ye karşı durulmalı, AKP’nin polis terörüne ve askeri operasyonlarına karşı durulmalı. Bu konuda herkes sorumluluk duyar, el birliğiyle durdurulursa süreç devam edebilir. Bu noktada ileride çatışmalı durumlar ortaya çıkarsa ‘bunu PKK başlattı’ ya da ‘PKK şunu, bunu yapıyor’ diye kimse söylemesin. Uyarıyoruz, bilgi veriyoruz, kamuoyuna çağrı yapıyoruz: Sürece sahip çıkılmalı! Sahip çıkanlar yarın bir çatışmalı durumda ‘niye böyle oldu’ diyebilirler. Ama bugüne sahip çıkmayanlar, yarın bir şey söylemezler. Buna hakları da olmaz, söyleseler de anlamı olmaz.”
Kalkan, Kürt sorununun çözümünü, Türkiye’nin sorunlarının çözümlenmesini ve demokrasi isteyen herkesin seçimlerde AKP’yi başarısız kılacak bir tutum sergilemeleri, HDP’yi desteklemeleri gerektiğini belirterek,”AKP’yi ancak HDP’ye önleyebilir” dedi.
Kongreyi toplayacaktık, Erdoğan süreci altüst etti
28 Şubat Dolmabahçe açıklamasının oldukça önemli olduğunu belirten PKK Yürütme Komitesi üyesi Duran Kalkan,, açıklamayla birlikte hareket olarak sürecin ilerlemesi ve kongreye ulaşmak için çalışmalar başlattıklarını aktardı: “Bunu kamuoyuna şimdi açıkça ifade edebiliriz. Gerektiği an, siyasi durum bunu gerektirdiğinde anında kongreyi toplayıp gerekli tartışmaları yapma ve kararları almaya hazır olmak için kendimizi yeterli duruma getirecek bir hazırlık çalışması başlattık ve bu konuda önemli bir düzeye de geldik. Yönetim toplantısında da değerlendirdik. Ben parti yönetimi adına da konuşuyorum. Gerektiği noktada anında kongre yapıp gerekli kararlar almaya hazırız. Fakat AKP’den ortaya çıkan gelişmeler, özellikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Dolmabahçe açıklamasını reddeden, Önder Apo’nun Newroz açıklamasını küçümseyen, sürece karşıt ve Kürt halkının yokluğunu ifade eden açıklamaları süreci altüst etti. Erdoğan ve AKP yönetimi süreci yok ettiler.”
Bu tutum karşısında kongre çalışmalarını durdurma kararı aldıklarını vurgulayan Kalkan, “Tayyip Erdoğan ve AKP’nin demokratikleşme ve çözüm süreci karşıtı tutumu, müzakere sürecini geliştirmeyen tavrı nedeniyle kongre yapma yönündeki önemli bir düzeye getirdiğimiz hazırlık çalışmalarını durdurduk. Bu durumda kongre olmaz” dedi.
Erdoğan Türkiye’yi savaşa sürüklüyor
Erdoğan’ın tutumu ve talimatları temelinde sürdürülen sürecin Türkiye’yi yeni bir çatışmaya ve savaşa sürüklediği uyarısında bulunan Kalkan, buna boyun eğmelerinin mümkün olmadığını söyledi. Kalkan, şöyle ifade etti: “Buna karşı PKK 40 yıldır nasıl direnmiş ve bütün saldırganlıkları boşa çıkarmışsa bundan sonraki bütün saldırıları direnişle karşılayıp boşa çıkartma gücüne de hazırlığına da sahiptir. PKK, Kürdistan Özgürlük Hareketi, Kürt toplumu en güçlü konumunu yaşıyor. Ortadoğu’da birinci derecede aktördür. Son DAİŞ faşist saldırıları karşısında Başur’da, Şengal’de, Rojava’da yürüttükleri direniş bunu net olarak ortaya koydu.”
Bu bir devlet tutumudur
Kalkan, Erdoğan’ın sürece yönelik müdahalesinin de kişisel olmasığını kaydetti. “Bu, bir devlet tutumudur, rejim tutumudur” diyen Kalkan ekledi: “Devletin bir numaralı görevlisi olarak devlet adına açıkladı. Bu bakımdan yapılanları devlet açıklaması olarak görüyoruz. Sadece bir seçim yaklaşımı olarak görmüyoruz, yeni bir sürecin başlangıcı, yeni bir çatışmanın başlangıcı olarak görüyoruz. Bazı AKP ve Tayyip Erdoğan yandaşları böyle göstermeye, “seçime kadardır, sonra değişecek” gibi kamuoyunu yumuşatmaya çalışıyorlar. Bu görüşler doğru değildir. Bu, Erdoğan ve AKP’yi aklama görüşüdür. Bunun seçime hizmet eden yönü de var ama esas olan ise yeni bir sürecin başlangıcıdır. Dolayısıyla AKP yeni bir çatışma süreci başlattı. Demokratik güçler, Kürt halkı, özgürlük kuvvetleri buna hazır olmalı, bu gerçeği görmeliler. Yeni bir süreçtir, Tayyip Erdoğan’la sadece bağlı değil devletle ilişkilidir. Bunun devletle bağlı olduğunu rahatlıkla söylenebilir.”
AKP savaş hazırlığı yapıyor
AKP’nin tam bir çatışma ve savaş konumuna girdiğine işaret eden Kalkan, Kuzey Kürdistan’da sürdürülen askeri hazırlıkla birlikte, seçimden sonra çatışma gelişebileceğinin altını çizdi. Bunun AKP’nin tutumuna bağlı olduğunu belirten Kalkan, AKP’nin savaş hazırlığının sadece Kuzey Kürdistan ve Rojava ile sınırlı olmadığını vurguladı. Kalkan şu detayları verdi: “AKP’nin Irak’a dönük de askeri hazırlıklarının olduğu yönünde bilgiler geliyor. Askeri sevkiyatlarının olduğu, silah ve cephane sevkiyatlarının olduğu, Irak iç savaşına karışmaya, katılmaya dönük girişimlerin, hazırlıkların olduğu yönünde bilgiler var.
Türk ordusu ve devleti içeride hazırlık yaptığı gibi Suriye ve Irak’a dönük de hazırlıkları var. Bu da her an gündeme gelebilir. Bir zamanlar neredeyse Suriye’ye girmek için hazırlıklı oldu. Tanklarını sınıra getirdi, önemli bir gücü Suriye sınırına kaydırdı. Fakat Suriye’deki durum ile bölgesel ve küresel konjonktür buna izin vermedi. Bir baktı ki, direniş var. Kürtler direniyor, Suriye’nin içi karışık; korktular. Türkiye öyle bir askeri müdahalelerde bulunsaydı birbirine karşıt olan güçlerin hepsi buna karşı çıkarlardı. O nedenle doğrudan müdahale yerine geçen dönemlerde hep örgütleri destekleyerek müdahale etme, savaşa katılma politikası izledi. Kobanê savaşı, Rojava’ya dönük DAİŞ saldırılarının arkasında önemli ölçüde destekleyeni oldu. El Nusra’yı destekleyen en önemli güç olduğunu biliyoruz. Yemen’e de Suudi ile birlikte destek verdi. Aynı ittifakla Suriye içinde de özellikle bazı örgütleri destekleyerek bu tür müdahalelerde bulunuyor.”
Efrîn’e saldırı olabilir
Kalkan, Erdoğan’ın talimatıyla Efrîn’e yönelik savaş hazırlığı yapılabileceği uyarısında da bulundu: “Tayyip Erdoğan Kobanê çatışması olurken ‘Kobanê’den sonra sıra Efrîn’e gelecek” dedi. Eğer Efrîn’e dönük bir saldırı olursa bunun Tayyip Erdoğan’ın karar ve talimatı doğrultusunda olacağı konusunda şimdiden netiz. Bunu herkes de bilsin, Ankara yönetimi de bilsin. Bazı örgütleri destekleyerek Efrîn’i daha fazla kuşatmaya almaya çalışıyor. Rojava halkı özgürlük kuvvetleri, PYD, YPG-YPJ bunları izliyorlardır ve gerekli tedbirlerini oluşturuyorlardır. Öyle kolay lokma olacağını kimse sanmamalı. Kobanê’nin de öyle olmadığını gördüler ve yenilgi aldılar. Efrîn de onu yapar, bu konuda kimse yanlış hesap yapmasın. Sadece söz tehdidiyle kalmayabilir, pratiğe dönüşebilir. O tür tehlikeler var. Biz bunları hesaba katıyoruz. Türkiye’nin o bölgedeki örgütleri güçlendirme yönünde hem Suriye hem Irak’ta bir askeri faaliyeti var. Bunu biliyoruz.”
Rojhilat’ın mücadelesini selamlıyoruz
“Rojhilat’ta (Doğu Kürdistan’da) Kürt halkının ayağa kalkmasından daha doğal bir durum yok. O tepkilerin hepsi demokratiktir, özgürlükçüdür, kadın özgürlüğünü savunuyor ve tecavüze,tacize, katliama karşıdır. Rojhilat toplumu tacizci,tecavüzcü kültüre, devlet iktidarından kaynaklı bu saldırıya karşı da direniyor. Bu oldukça soylu, doğru, özgürlükçü bir direniştir. Direnişçileri de selamlıyorum, başarı dileklerimi iletiyorum. Devlet topluma hesap vermeli, toplumun isteklerini dikkate almalı. Kürt kadının taleplerini dikkate almalı. Biz İran devlet yönetimini, doğru tutum alarak, toplumsal sorunların demokratik siyasi yöntemle çözümüne açık olmaya çağırıyoruz. Kürt halkının mücadelesini de selamlıyoruz.”