Yakılıp yıkılan Kürt kentlerindeki vahşetin boyutunun uyduya yansıyan görüntüleri söze gerek bırakmıyor. Nisêbîn, Sur ve Şirnêx fotoğrafları, devlet vahşetinin ifşasıdır.

Türk Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) 2014'te hazırladığı ve 24 Temmuz 2015'te startını verdiği "Çökertme Planı” kapsamında Kürdistan coğrafyasında soykırım planları uygulanıyor. Bu plan kapsamında öngörülen, OHAL'le de desteklenen Te’dib (edeplendirme), Tenkil (cezalandırma), Taqtil (katletme), tehcir (göçertme), temsîl (asimile etme), Temdin (medenileştirme) ve tasfiye (etkisizleştirme) hayata geçirildi. En somut uygulamalar ise “kamu düzeni” adı altında yasaklarla gerçekleştirildi. Tüm bu işlemler, yasaklar ilan edildikten sonra başlıyordu. Çünkü bu aşamada yapılan katliamların hesabı sorulmuyor, yasa ile koruma altına alınıyordu.


'Kamu düzenini sağlama'

İlk sokağa çıkma yasağının ilan edildiği 16 Ağustos 2015 ile 16 Ağustos 2016 arasında en az 321 sivil sadece resmi sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş zaman dilimleri içerisinde katledildi. Bu kişilerden 75’i çocuk, 70’i kadın ve 30’u da 60 yaşın üzerinde. 

Geçen iki yıllık süre zarfında Amed’de 136, Mêrdin’de 42, Şirnex’te 13, Colemêrg’te 21, Mûş’ta 7, Êlîh’te 5, Çewlîg’de 7, Elezîz’de 2, Dersim’de 6 ve Sêrt’te 1 kez sokağa çıkma ilan edildi. 2017’deki sokağa çıkma ilanları 2016’ya göre iki kattır. Bu ilanlar “Kamu Düzenini Sağlama” adı altında yapıldı. 


Kentler yerle bir edildi

Türk ordusu bu yasaklar süresince kent merkezinde tank, top, bomba atar, köprü tank, havan topu başta olmak üzere ağır askeri araç ve silahlar kullandı. Onlarca kategoride binlerce suçu alenen işledi. Başta siyasi partiler olmak üzere, sivil toplum kurumları ve belediyeler bunları raporlaştırdı. Mesela Nusaybin’de Nisan 2016’da abluka devam ederken, valiliğin yetkileri elinden alınarak operasyon ile ilgili tüm yetkiler askeri komutaya devredildi. Bunun sonucu Nusaybin’in yerle bir edilmesidir.


11 il 45 ilçede

2017’ye girildiğinde ise yasak kapsamına giren il sayısı 11, ilçe sayısı da 45’e yükseldi. Amed’in merkezindeki Sur ilçesinde ilk yasak, 6 Eylül 2015’te ilan edildi. TİHV raporuna göre Sur yasağı bir yılı geçti. Sur’da 28 Kasım 2015'te Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve Savaş mahallelerinde ilan edilen “sokağa çıkma yasağı” hâlâ devam ediyor. Yani Sur yasağı 2. yılına girmek üzere. 

Yine savaşın başladığı tarih olan 24 Temmuz 2015 ile 24 Temmuz 2016 arasında, insan hakları kuruluşlarınca tespit edilen yargısız infaz sonucu katledilen kişi sayısı 440’tır. Bunların hepsi işlemsiz kaldı.


12 şehirde silahlı direniş

YPS, bu süreçte toplam 12 şehirde direniş geliştirdi; Sur, Cizre, Hezex, Nusaybin, Şırnak, Gever, Silopi, Farqîn, Derik, Kerboran, Bismil ve Varto. Bu şehirlerin yanı sıra Van ve Siirt’te de hendeklere dayalı değil de hareketli bir şekilde savaş yürütüldü. Derik, Kerboran, Varto ve Bismil gibi şehirlerde uzun süreli değil; ya 1 hafta, ya 2 hafta, ya da 2-3 gün sürdürüldü. YPS resmi açıklamasında 376 şehit verdiğini kamuoyuyla paylaşmıştı.


Sistematik devlet zoru

Bugün şehir savaşları kısmen durmuş durumda. Yerle bir edilen bu şehir merkezleri ve ilçeler karakol yapılarak, geri kalan yapılar da zorla yıkılıyor. Sistematik bir zor kullanma, şiddet devam ediyor. Gelinen aşamada geçen iki yılın bilançosu daha net ortaya çıkmış durumda. Vahşetin boyutu o kadar büyük ki; uydu görüntülerinden görmek bile mümkün. Örtbas edilmeye çalışılan, yıkımı meşrulaştıran özel savaş bir taraftan yürütülürken uyduya yansıyan görüntüler söze gerek bırakmıyor.


Soykırımın fotoğrafı

Bir İran atasözü “izlemek cehennemdir” der. Şehirlerin/ilçelerin değişen ve dönüşen fiziki yapısı uydu görüntüleri üzerinden izlendiğinde tam da bahsedilen cehennemvari duyguyu yaşamak mümkün. Modern mimaride kullanılan ‘artifakt’; yani insan eliyle oluşturulan bir soykırım yapısının fotoğrafına bakmanın dehşet duygusudur bu!


Parçaların güçsüz bırakılması

20. yüzylın ilk yarısında, Almanya'da ortaya çıkan “Gestalt psikolojisi”, zihnin kendi kendisini algıladığı şeylerde bir bütün görmeye organize etmesi ilkesine göre çalışır ve temel bakışı "bütün, parçaların toplamından farklı” deyişidir. Yakılıp yıkılmış Sur, Nisêbîn, Şirnêx’in 2015 ve öncesindeki ile 2017’deki görüntüleri karşılaştırdığımızda parça-bütün ilişkisini, bütünün nasıl darmadağın edilmeye çalışılarak parçaları güçsüz bırakmaya çalıştıklarını iliklerine kadar hissediyor insan. 


Vahşetin amansız boyutları

En iyisi sözü fotoğraflara bırakmak. Çünkü bir fotoğraf bin kelimeye bedeldir. Fotoğraf bir an’ın donmasıdır. Bu donmuş ana bakıldığında o fiziksel anın da hakikatine bakma, bilinci yaşama, yaşama yansıtma şansımız olur. Susan Sontag ‘On Photography’ adlı eserinde "Herhangi bir insanın vahşetin en amansız boyutlarını gösteren fotoğraflarla ilk defa karşılaşması, bir tür ifşadır, prototipik açıdan da modern ifşadır” der. Burada görülen Nisêbîn, Sur ve Şirnêx fotoğrafları da “devlet vahşetinin” ifşasıdır.   


 ANF/HABER MERKEZİ