Burma, Myanmar ya da Arakan. Aynı bölge için farklı isimler kullanılsa da Burma yetkililerine göre 2016, Müslümanlara göre 2012’den beri bir saman alevi gibi başlayıp bütün ülkeyi saran çatışmalar ve katliamlar uluslararası mahkemeye taşındı. Şimdi Myanmar, Müslümanlara karşı soykırım yapmakla karşı karşıya. Myanmar resmi adıyla Myanmar Birliği Cumhuriyeti Güney Doğu Asya’da Andaman denizi ve Bengal Körfez kıyısında bulunuyor. Komşuları ise Bangladeş, Çin, Hindistan ve Tayland. Uzun yıllar İngiltere’nin sömürgesinde kalmış kendi bağımsızlığını ilan etse de baskıcı yönetim şekliyle azınlıklarla ve kendi halkıyla sürekli sorunlar yaşamıştır.

Müslüman çevresinden de katliamın başlama sebepleri çok farklı anlatılsa bölge de Budist ve Müslüman çatışması uzun zamandan beri vardı. Burma’da bir bölge olan Rakhine devletinde sivil çatışmalar esasında yüzyıllar öncesine dayanıyor. Rakhine’de yaşayan Müslüman halk Arakan imparatorluğundan feyz alarak uzun zamandır bağımsızlıklarını istiyorlardı. Ülkede yaşayan Budistler tam vatandaş ilan edilirken Müslümanlar yan ve yarı vatandaş olarak tanımlanıyor. Myanmar vatandaşı sayılabilmeleri için vatandaşlık kanununa göre İngiliz işgali ve Hint göçmen akını başlamadan yani atalarının 1824 tarihinden önce ülkede yaşadıklarını ispatlamaya zorlanıyorlar.

Burmalı yetkililere göre, her şey, 2016’da Arakan Rohingya Kurtarma Ordusu’nun (Arsa) karakollara saldırılarıyla başladı ve bu saldırılar yüzünden 9 polis ve 100’den fazla sivil hayatını kaybetti. Burma ordusunun da tepkisi çok ağır oldu. Bölgede istenmeyen ve olası katliamdan kaçmak isteyen Müslümanlar Bangladeş’e sığınmak isteseler de Bangladeş hükümeti de onları sahiplenmeyerek ülkelerine almadılar. Resmi rakamlara göre Bangladeş’e kaçan Rohingya Müslümanlarının sayısı 700 bin civarında. Ancak binlercesi kaçmaya çalışırken Bengal Körfezinde telef oldu. Ülkenin tek sorunu Müslümanların bağımsızlık savaşı değil. Basın ve ifade özgürlüğü, enflasyondan ve yolsuzluktan kendi halkı dem veriyor. 1988’deki hükümet karşıtı sivil protestolarda 3 bin kişi güvenlik güçleri tarafından öldürülmüştü.

Ülkenin Dışişleri sorumlusu 1991 yılında Nobel Barış ödülü almış Aung San Suu Kyi, dünyanın her yerinden bir araya gelen 17 hakimin karşısına çıkarak Rohingya Müslümanlarına karşı devletin işlediği şiddet raporlarının çarpıtıldığını ve devletin sadece Arakan Rohingya ayrılıkçı isyancılara silahlı müdahalede bulunduğunu açıkladı.

Hollanda’nın Hague şehrinde gerçekleşen mahkemede Myanmar delegasyonunu temsil eden Aung San Suu Kyi, bir zamanlar uluslararası insan hakları lideri olarak düşünülüyordu. Şimdi ise uluslararası bir hukuk heyetinin karşısında ülkesinin bütünlüğünü korumak için devlet şiddetini meşrulaştırmaya çalışıyor. İnsan hakları ihaleleri ya da savaş suçları olsa dahi bu Burma’nın adalet sistemi içerisinde halledilmesi gerektiğini savundu. Dışarından Budistler ve Müslümanlar arasında din savaşı gibi görülse de neresinden bakarsan bak bir toprak savaşı bu aslında. Komşu ülkelere ve İngilizlere karşı bağımsızlık mücadelesi vermiş bir ülke olan Myanmar Cumhuriyetinin kendi halkına karşı işlediği zulüm içler acısı. Bu özgürlük mücadelesi içerisinde aralarından çıkan bir diplomat, yıllarca hapis yatıp ifade özgürlüğünden yargılanmış ve anti-demokratik yönetim yüzünden meclise dahi girememiş ancak bir kaç sene sonra çıkıp uluslararası bir heyetin karşısında ülkesinin katliamlarını utanmadan sıkılmadan savunabiliyor.