Varlık Fonu’na aktarıldığı zaman kasasında 650 milyon TL bulunan PTT, iki yılın sonunda 850 milyon TL zarar etti. Çaykur da 2016’da 82,1 milyon TL kâr ederken 2018’de 42,3 milyon TL kâr elde edeceğini öngörmesine rağmen yıl sonunda tam 657,1 milyon TL zarar açıkladı.

Türkiye Varlık Fonu, kamuya ait olan varlıkları ekonomiye kazandırmak, dış kaynak temin etmek, sermaye piyasalarında araç çeşitliliği ve derinliğine katkı sağlamak amacıyla 26 Ağustos 2016’da kuruldu. Şubat 2017’de ise Türkiye’nin içinde bulunduğu OHAL ve KHK yetkisiyle birçok büyük kamu kuruluşu bu fona devredildi. Ziraat Bankası, Borsa İstanbul, PTT ve Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (Çaykur) de bu fona devredilen kurumlar arasındaydı.

Meclis KİT Alt Komisyonu, PTT’nin Ankara’daki Genel Müdürlük Binasında denetimlerde bulundu. Komisyon, PTT A.Ş. PTT Anadolum Lojistik A.Ş. ve Kule A.Ş’nin hesaplarını yerinde inceledi. Bu denetimlere katılan CHP İzmir Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Av. Sevda Erdan Kılıç, Alt Komisyon toplantısında, Sayıştay’ın 2018 yılı denetim raporunda da belirttiği, kurumda yaşanan bazı usulsüzlükler ve yanlışlıklar hakkında açıklamalarda bulundu. Kılıç, PTT Genel Müdürü Hakan Gülten’in, “Tek bir kartla ulaşım, para transferi, alışveriş gibi ihtiyaçların karşılanması amacıyla Türkiye Kart ve Takas-Hesaplaşma Merkezi Kurulacağını” açıklaması üzerine, bu merkezin ne zaman kurulacağını sordu.

PTT’nin Hazine’ye ait hisselerinin tamamının 2017’de Türkiye Varlık Fonu’na devredildiğini anımsatan Kılıç, “Varlık Fonu’na aktarıldığı zaman kasasında 650 milyon Lira bulunan PTT’nin iki yılın sonunda 850 milyon Lira zarar ettiği görülmektedir. Peki, bu 1,5 milyar liraya ne oldu? Nereye, ne için harcanmıştır?” sorusunu yöneltti.

   

Kılıç, PTT devredildikten sonra kurulan yeni iştiraklerden PTT Anadolum, Kule A.Ş, PTTAVM, PTT teknoloji gibi alt şirketlerin yöneticilerinin birden fazla kurumdan maaş aldığı iddiasının doğru olup olmadığını öğrenmek istedi.

Oda parfümüne 5 milyon

PTT’nin şubelerinde kullanılmak üzere sipariş ettiği oda parfümlerine yılda 5 milyon TL harcadığı iddiasını da PTT Genel Müdürü Hakan Gülten’e soran Kılıç, eğer bu iddia doğruysa sipariş edilen oda parfümlerinin hangi firmadan kaça alındığını sordu.

Kılıç, birçok kamu kurumunda olduğu gibi PTT’de de yaşanan, “aynı işi yapan fakat farklı ücret alan personel” konusunu alt komisyon toplantısında gündeme getirdi.

Çaykur’un zararı 1 milyarı buluyor

   

Doğruluk Payı’nın aktardığına göre Çaykur’un yıllık faaliyet raporlarında açıkladığı gelir tablolarına bakıldığında; devredilmeden önce 2015 ve 2016’da öngörülenin üstünde kâr ettiği görülüyor. 2015’te 195 milyon TL zarar öngören şirket, yıl sonunda 22,7 milyon TL kâr ederken, 2016 programında 48,3 milyon TL kâr öngörüp, yıl sonunda 82,1 milyon TL kâr açıkladı.

Varlık Fonu’na devredildikten sonra Çaykur’un gelir tabloları incelendiğinde ise bu sefer yıllık öngörülerin uzağında 2017 ve 2018’de kurumun zarar açıkladığı görülüyor. 2017 programında 173,6 milyon TL kâr elde edeceğini öngören kurum, 267,7 milyon TL zarar açıkladı. 2018’de ise 42,3 milyon TL kâr elde edeceğini öngören Çaykur, yıl sonunda tam 657,1 milyon TL zarar açıkladı. Çaykur’un Varlık Fonu’na devrinin ardından toplam zararı ise 924,8 milyon TL oldu.

 

ANKARA

 
 

18 yılda bin 800 arttı

   

70’lik rakının fiyatı 8 TL civarındayken aradan geçen 18 yılda yüzde 1800 arttı.

Peş peşe gelen fahiş zamlar, vergi artışları, satış yasakları ve baskılar nedeniyle Türkiye’de alkollü içki tüketimi düşüyor. Sadece son bir yılda toplam alkollü içki tüketimi yaklaşık 90 milyon litre azaldı. Esas kayıp ise rakıda. Cumhuriyet’in, Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı’nın verilerinden derlediğine göre, rakı üretimi ve tüketimi 2019’da bir önceki yıla göre yüzde 29 geriledi. 2018’de iç piyasaya arz edilen toplam rakı miktarı 35 milyon 934 bin litre iken bu miktar 2019’da 27 milyon 763 bin litreye geriledi. Son 9 yılda ise iç piyasada rakı tüketiminde 21 milyon litrelik düşüş yaşandı. İçeride tüketim azalması ihracata da yansıdı. Tanıtım ve reklam yasaklarının da etkisiyle rakı ihracatı 2018’de 4 milyon 61 bin litre seviyesinden geçen yıl 3 milyon 491 litreye geriledi.

Kaçak üretim patladı

Devletin en önemli vergi kalemlerinden biri olan alkollü içkilerde fahiş fiyatlar nedeniyle yurttaş kayıt dışı ya da evde üretime yöneldi. Son üç yılda kayıt dışı rakı üretimi 4 milyon litreden 8 milyon litreye çıkarken, kaçak rakı nedeniyle devlet 1.5 milyar dolar vergi kaybına uğradı.

Rakı satışlarının en yoğun olduğu yılbaşı dönemindeki satışlardaki düşüş de göze çarpıyor. Aralık 2018’de üretimden iç piyasaya arz edilen rakı miktarı 4 milyon 665 bin litre iken bu miktar Aralık 2019’da 4 milyon 452 bin litreye düştü.

Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı verilerine göre, alkollü içki tüketimi 2018’de 1 milyar 117 milyon 907 bin 350 litre iken 2019’da bu miktar 1 milyar 28 milyon 161 bin 264 litreye düştü. Bir yılda toplam alkollü içki tüketimi 89 milyon 746 bin litre düşüş gösterdi.

İç piyasada tüketim azalması sadece rakıda yok. Bira, votka ve şarapta da ciddi düşüşler söz konusu. 2018’de üretim ve ithalat dahil iç piyasaya toplam 965 milyon 401 bin litre bira arz edilirken 2019’da bu miktar yüzde 9’luk düşüş gösterdi.

Bir ada 10 milyon litre seviyesinden 9 milyon litrelere geriledi. İç piyasada umdukları satış rakamlarını bulamayan bira üreticileri ağırlığı yurtdışına verdi. 2018’de 59 milyon 735 bin litre olan bira ihracatı geçen yıl 68 milyon 666 bin litreye yükseldi.

Rakı fiyatlarında ise sınırları zorlayan zamlar söz konusu. 2002’de 70’lik rakının fiyatı 8.25 TL civarındayken aradan geçen 18 yılda fiyat yüzde 1800 artışla 152.50 TL’ye fırladı.

70’lik rakıdaki vergi oranı yaklaşık yüzde 72 seviyesinde. 70’lik bir şişe rakının fiyatı; aracı kârı dahil satış fiyatı 40 TL, ÖTV yaklaşık 92 lirayı buluyor. KDV miktarıysa 20 lira bir şişedeki toplam vergi miktarı 112 TL.

OECD’nin yayımladığı 2019 verilerine göre Türkiye kişi başına 1.4 litre ile en az içen ülkeler arasında yer aldı. Endonezya 0.3 litrelik alkollü içki tüketimiyle listenin son sırasında yer alıyor.

Temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanan yurttaş, alkollü içkiye ayırdığı bütçeyi de kıstı. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2017’de hanehalkı tüketim harcaması içinde alkol ve sigaranın payı yüzde 4.5 iken bu oran 2018’de yüzde 4’e düştü.

Vergi miktarı zirvede

Alkollü içkilerin vergilerine yapılan zamlar, bu kalemden elde edilen Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) miktarını da zirveye taşıdı.

Son 12 yılda alkollü içkilerden devletin elde ettiği ÖTV geliri 78 milyar 402 milyon TL’yi aştı. 2008’de içkiden 1.9 milyar TL ÖTV elde edilirken aradan geçen 12 yılda bu rakam yüzde 650 artışla 2019’da 14 milyar 714 milyon TL’ye çıktı. Ekonomi yönetimi, 2020 bütçesinde 784 milyar TL vergi geliri hedeflerken, umudu da tiryakilere bağladı. Hükümet alkol ve sigara tüketiminden, bu yıl yaklaşık 90 milyar TL’lik vergi geliri elde etmeyi amaçlıyor.

 
 

Kısa vadeli dış borç 118,2 milyar dolar

Kısa vadeli dış borç stoku, Aralık 2019 sonunda, 118,2 milyar dolara yükseldi. Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku da 168,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Merkez Bankasının verilerine göre bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 1,7 azalarak 56,2 milyar dolara gerilerken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 6,6 artarak 53,6 milyar dolara yükseldi.

Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, yüzde 29,7 azalarak 7,8 milyar dolara düştü. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 11 artarak 21,1 milyar dolara, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 5 artışla 13,7 milyar dolara yükseldi. Yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları da yüzde 2,9 azalışla 13,6 milyar dolara geriledi.

Aynı dönemde, ithalat borçları yüzde 13,6 artarak 45,3 milyar dolara yükseldi.

Tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu göre yüzde 3,1 azalarak 21,8 milyar dolara gerilerken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 3,6 artarak 88 milyar dolara çıktı.

Parasal kuruluşlara olan kısa vadeli borçlar yıl sonuna göre yüzde 5,6 azalarak 45,7 milyar dolara gerilerken, parasal olmayan kuruluşlara olan borçlar yüzde 11,9 artarak 72,1 milyar dolara yükseldi.

Kısa vadeli tahvil ihraçları yüzde 32,3 azalışla, 99 milyon dolardan 67 milyon dolara geriledi. Aynı dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar 409 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 48,1’i dolar, yüzde 30,9’u avro, yüzde 13,3’ü TL ve yüzde 7,7’si diğer döviz cinslerinden oluştu.

Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 168,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Söz konusu stokun 18 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu. Toplam stok içinde kamu sektörü yüzde 18,1, Merkez Bankası yüzde 5, özel sektör yüzde 76,9 paya sahip.

 
 

Bir işçi daha intihar etti

   

Gebze’de bir işçi çalıştığı yerde yaşamına son verdi. İşçinin geçim sıkıntısı nedeniyle bu yolu seçtiği iddia edildi. Diğer işçiler savcı gelene kadar arkadaşlarının cansız bedeni yanında çalıştırıldı.

Evrensel’e bilgi veren Bayram Kömürcü’nün arkadaşları, ”Bugün, geçici çalıştığımız yerde arkadaşımız kendini asarak hayatına son verdi. Bu sabah iş başı yaptıktan sonra, depoda bulundu. En kötüsü savcılık gelene kadar biz arkadaşımızın cansız bedeni orada dururken çalıştık. Artık dayanacak gücümüz kalmadı. Biz çalışmaya devam ettik. Psikolojimizi bozdular” dedi.

Arkadaşları intihar nedenini, ”ekonomik ve ailevi sıkıntılar yaşaması” olarak açıkladı.

Corazon Ambalaj daha önce Debant Plastik olarak faaliyet gösteriyordu. Debant Plastik, onlarca işçinin mağduriyeti ile gündeme gelmişti. Haftalar önce Gebze’de bulunan Farba fabrikasında çalışan bir işçi de yaşamına son vermişti.

 
 

Tüketici güveni azaldı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Merkez Bankası’nın birlikte hazırladığı tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi verileri açıklandı.

Buna göre Ocak’ta bir önceki aya göre yüzde 0,1 artarak 58,82 olan endeks, Şubat ayında geçen aya göre yüzde 2.7 düşerek 57.3’e geriledi.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabiliyor. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, küçük olması kötümser durumu gösteriyor.

TÜİK verilerine göre, gelecek 12 aylık döneme ilişkin hanenin maddi durum beklentisi endeksi Ocak ayında 79.5 düzeyindeyken, Şubat ayında yüzde 3.4 azalarak 76.8’e geriledi.

Gelecek 12 aylık döneme ilişkin genel ekonomik durum beklentisi endeksi ocak ayında 77.4 düzeyindeyken, Şubat ayında yüzde 1.9 azalarak 75.9’a düştü.

Gelecek 12 aylık döneme ilişkin işsiz sayısı beklentisi endeksi Ocak ayındaki 56.8’den, Şubat ayında yüzde 5.3 azalarak 53.8’e düştü.

Aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülüyor.


 

İstihdam endeksi düştü

TÜİK, İşgücü Girdi Endeksleri Dördüncü Çeyrek verilerini açıkladı. 2019’un dördüncü çeyreğinde; sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi yüzde 0,3 düştü.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, 2019 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 0,3 düştü. Alt sektörlerden sanayi sektöründe yüzde 2,1, ticaret-hizmet sektörlerinde de yüzde 2,5 arttı; en büyük düşüş yüzde 19,1 ile inşaat sektöründe yaşandı.