Yazar Çetin Akgül’ün Artikel Yayıncılık’tan çıkan Fuzûlîler öykü kitabı okuyucu ile buluştu. Kitapta 1914 yılında Yemen’e gönderilenlerin ardından Varto’da kalanların hayatları kaleme alındı.
Hikayedeki kahramanın torunu da olan Yazar Çetin Akgül, Fuzûlîler’de biraz da kendi geçmişine doğru bir yolculuğa çıkartıyor okuyucularını. Yüzyıllar boyu süren yaşamlar bir şekilde türküler, ağıtlar ve yazılı kaynaklar ile günümüze aktarılıyor. Varto Taşçı köyünden olan Çetin Akgül de küçükken büyüklerinden dinlediği dedesinin hikayesini bizlere aktarıyor.
Yemen’e gidenler
Akgül’ün Fuzûlîler öykü kitabını tamamlaması altı yılını almış. Öyküyü babasından, köyün ileri gelenlerinden ve aile büyüklerinden dinleyerek yazan Çetin Akgül, 1914 yılında Yemen cephesine gönderilenlerin ardından kalan kadınların, yaşlıların ve çocukların yaşamını konu alıyor. Yoksulluktan hastalıktan ölen yüzlerce insan ile hayatta kalma mücadelesi verenler…
Kitabı nasıl ortaya çıkardığını anlatan Yazar Çetin Akgül, küçükken hep Memedi Hece’den ve Guzan’ından çokça bahsedildiğini ve toplumda daha çok alay edildiğini söyledi. Akgül, büyüdükçe olayın büyük bir dram olduğunu ve toplum açısından ders alınması gerektiğini düşünerek öyküyü yazmaya karar verdi.
Akgül, altı yıl boyunca öykünün parçalarını birleştirerek Memedi Hece’nin yaşantısını Fuzûlîler çatısı altında topladığını belirtti.
Bizi Fuzûlî gördüler
Çetin Akgül, öykünün adına Fuzûlîler demesinin nedenini şöyle anlattı: “Orada Fuzûlî dememizin nedeni şu: Başka toplumlar başka insanlar sizi tanımıyor, hiçsiniz, fazlalıksınız bu topraklar için. Dolayısıyla ben istediğim her şeyi sizin üstünüzden hayata geçirebilirim. Yoksul toplumlar büyük güçlerin gözünde bir denektir aslında. O zamanlarda yoksul toplumlardan başlamışlardır. Yani silahlarını yoksul toplumlardan, şerlerini yoksul toplumlardan, hükümdarlıklarını yoksul toplumlardan onlara baskı yaparak uygulamışlardır. Dolayısıyla bizi Fuzûlî gördüler o sebeple Fuzûlîler adını koyduk.”
Şerife kadın
Öykünün kahramanı Şerife kadın üzerinden Aleviliğin yürütüldüğünü kaydeden Akgül, Şerife kadının Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan ilk kadın muhtar olduğunu hatırlattı ve ekledi:
“Şerife kadın küçük yaşta amcası ile Diyarbakır’a götürülür ve orada okula gönderilir. Şerife kadın okulda yedi dil öğrenir ve 20 yaşlarda köyüne geri döner. Şerife kadının 1. Dünya Savaşı sıralarında kocası köye muhtar seçilir. Ama eşi yani dedem bir şey bilmediği için her şeyi Şerife kadın yapar. Şerife kadın yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önceki bu toplumlarda yaşayan ilk kadın muhtardır.”
Akgül, Fuzüliler kitabını yazarken Şerife kadını babasından, Memed Ali’yi oğlu İlhan’dan ve sosyal yapıyı da köyde yaşayanlardan öğrendiklerini kaydetti.
Kurgu 6 yılda oluştu
Öykünün kurgusunu altı yılda kafasında oluşturduğunu kaydeden Çetin Akgül, öyküde kullandığı Kurmancî ve Kurmanckî sözcüklerinin anlamını bulmak için bir buçuk yıl uğraşmış.
Kitapta 80 tane Kurmanci ve Kırmancki terim kullandığını ve o terimlerin şu anda günlük yaşamda kullanılmadığına dikkat çekerek, o terimlerin güncellenmesi için özellikle vurgu yaptığının altını çizdi.
Öykü kitabıyla ilgili güzel tepkiler aldığını kaydeden Çetin Akgül, öyküyü sinema filmi yapmak isteyen yönetmenlerin de olduğunu belirtti.
PİRHA/İZMİR