Çok önemli iki gelişme var; birincisi CHP’nin büyük bir titizlikle hazırlanan bilimsel “seçim raporu” kayıp. Ya da hem halktan gizleniyor, hem de örneğin CHP PM üyesi Haluk Pekşen bu rapora bir türlü ulaşamıyor. İkincisi, Saray yargısının kararıyla hükümsüz kılınan Cumhuriyet Mütevelli Heyet toplantısı bugün yeniden yapılıyor ve gazetenin yönetimi bu “yargı” darbesiyle CHP’nin “Alevi karşıtı” Ergenekoncu kanadının eline geçmek üzere.

Birinci gelişme şöyle: CHP’nin tüm seçmen kayıtları ile verilen oyları inceleyen raporu 24 Haziran seçimlerinde 2.5 milyon “ölülere ait”, “olmayan seçmene ait” ve “iki-üç kere oy kullanan sahtekarlara ait” fazladan oyun AKP-MHP ittifakı için kullanıldığını kanıtlamış bulunuyor.

Bu rapor, seçimlerin, Saray’ın ve TBMM’deki çoğunluğun meşru olmadığını çok açık bir şekilde gösteriyor. CHP’nin raporu suçu belgelemiştir.

Belgelemiştir ama, CHP bu raporu bir türlü açıklamıyor, PM üyelerinin rapora ulaşmasını engelliyor. Açıkladığı gün Türkiye’de ekonomik krize rejim krizi de eklenecek. CHP belli ki, rejimi el altından destekliyor.

Seçim gecesi Kılıçdaroğlu ve İnce’nin “tuhaf” suskunluğu ve ardından bu “hileleri” daha o dakikada saptadıkları halde “adam seçimi kazandı” diyerek teslim bayrağı çekmesi, söylendiğine göre Genelkurmay’dan gelen “telkinin” bir sonucu. Belli ki, bu “telkin” devam ediyor ve hile karşısında yine CHP yönetimi, kendi yaptırdığı raporda hile kanıtlandığı halde susuyor.

Korkudan mı?

Hayır.

“Umuttan”.

Son Askeri Şura’da ordunun kilit noktalarına, daha önce Erdoğan ve Gülen tarafından tasfiye edilen ve bir çoğu hapsedilen darbeci, Balyoz’cu generaller ve subaylar kilit noktalara geldi. Bürokraside de Susurlukçulardan, Ağarcılara, Çillercilerden, ülkücü tosunlara kadar benzer kadrolar Cemaatçi denilenlerin ve Batı yanlılarının yerlerine yerleşti.

İşte “umudun kaynağı” bu. Seçim gecesi gelen “telkin” karşısında “susmanın” nedeni, bu “telkinin” CHP’ye “dost” sayılan bu güçlerden gelmiş olması.

Şimdi CHP içinde, CHP’nin “Alevi” kanadı denilen, aralarında sol eğilimli kadrolara karşı bir operasyon kapıda. CHP’nin MHP’ye benzer bir rejim destekçisi haline getirilmesinin son perdesi açılmak üzere.

İkinci gelişme, Cumhuriyet Gazetesi’ne Alev Coşkun ve Mustafa Balbay’ın başını çektiği Ergenekon yanlılarının el koyma girişimi.

Bu girişimde sembolik iki isim var. Birisi gazetenin ombudsmanı Güray Tekin Öz, diğeri ise gazetenin en ulusalcı yazarı Orhan Bursalı. Bu iki yazar da Kürt Özgürlük Hareketine, çözüm sürecine ölümüne karşılar. Aynı zamanda Erdoğan’ın “FETÖ cadı avına” vargüçleriyle destek vermekteler. Ama tuhaflık burada değil, bu iki isimden Güray Tekin Öz, eski TKP MK üyelerinden. Orhan Bursalı ise Perinçek’in illegal partisi TİİKP’nin eski militan üyesi. “Moskovacı ile Pekinci” peş peşe gazetede yazdıkları yazıları ve tweetleriyle Cumhuriyet operasyonunun önde gelenleri. Ve geçtiğimiz gün bu ikiliye Perinçek’in Aydınlık Gazetesinde Rıza Zelyut okkalı bir destek salvosu gönderdi.

Bu operasyon, belli ki, CHP içindeki Ergenekoncuların kendi “medyalarını” yaratma operasyonu. Ve hedef “Alevici, mezhepçi” diye suçlanan sol kanada karşı yapılacak olan operasyonun “medya” merkezi burası olacak.

Evet. Rejim salt “Erdoğan” rejimi değil. “Erdoğan-Gülen” ittifakından, Erdoğan-Ergenekon, Susurluk, MHP ittifakına geçildi. Şimdi bu ittifaka, görünüşte “muhalif” gerçekte ve temel meselelerde rejim destekçisi “ulusalcılar” eliyle CHP’nin de eklemlenme süreci tamamlanmış olacak.

Ve böylece, “PKK ve FETÖ”ye, gerçekte Kürt halkına ve Batı yanlısı güçlere karşı “milli birlik” de sağlanacak.

Şu iki isme dönersek: Eski sosyalist Moskova yanlısı Öz ile eski sosyalist Pekin yanlısı Bursalı, yeni bir çizgide birleşmiş gibiler: Sosyalizmsiz Moskova-Sosyalizmsiz Pekin çizgisinde. Bu size Ergenekon’un Avrasyacılığını sembolize eden pek önemli olmasa da bir garabet olarak görünmüyor mu?