• Cebine doldurduğu şekerlerle Kobanê’ye doğru yola çıkan ancak Pirsûs’taki saldırıda katledilen Uğur Özkan’a anlatan babası Mehmet Özkan, "Sadece akşama eve gelip gelmeyeceğini sorabildim. O da gelmeyeceğini söyledi. Vedalaştı ve evden çıktı. O gün Hogir’ı son görüşümüz oldu” dedi.

 

Riha'nın Pîrsûs (Suruç) ilçesindeki Amara Kültür Merkezi'nde 20 Temmuz 2015'te MİT'in organizasyonuyla DAİŞ'e gerçekleştirilen bombalı saldırı katledilen 33 kişi, katliamın 11. yıl dönümünde anılıyor. Pirsûs’ta katledilenlerden biri de 26 yaşındaki Uğur Özkan'dı. Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesinden 1990’lı yıllarda İstanbul’a göç etmek zorunda kaldıklarını belirten baba Mehmet Özkan, MA'dan Roza Arpa'ya konuştu. Baba Özkan, oğlunun isminin aslında Hogir olduğunu belirterek, şunları anlattı: “Umre için 1988’de Suudi Arabistan’a gitmiştim. Dönüşte sınır kapısının yakınlarında bir lokantada beklerken, yurtsever bir arkadaşımla karşılaştık. Bana Xelîl Xemgîn’in, Sason direnişi ve orada şehit düşen Hogir üzerine çıkardığı kaseti hediye etti. Onlar da kaseti bizzat Xelîl Xemgîn’den almışlardı. O yıllarda kendisi de Suudi Arabistan’da çalışıyormuş. Bu kaseti aldığım yıl oğlum doğdu, ben de ismini Hogir koydum. Kimliğini çıkarmak için nüfusa gittim ama yazmadılar. O dönem orada çalışan nüfus memuru da Cizîrliydi. Bana ‘Mehmet abi ben bu ismi yazamam yasaktır, senin de başın belaya girer. Başka bir isim söyle onu yazayım’ dedi. Ben de mecburen ‘Uğur’ ismini söyledim.” 

Hogir’in küçük kardeşinin adının da 'Şervan' olduğunu, ancak kimlikte yazılmasına izin verilmediğini söyleyen baba Özkan, "Rahmetli oğlum hep derdi; seni mahkemeye verip gerçek ismimi yazdıracağım ama nasip olmadı” dedi. 

Şeker ve çorap aldı

Oğlunun çocukları çok sevdiğini, bütün torunlarının onun omuzlarında büyüdüğünü kaydeden Özkan, şunları söyledi:  "Yola çıkmadan önce herkesle tek tek vedalaştı. Eve geldik hazırlandı. Annesine ‘şeker varsa biraz verebilir misin’ dedi. Annesi de şekerleri hazırladı. Bu defa da ‘birkaç tane de çorap verebilir misin’ diye sordu. O an çorapları neden istediğini sormak istedim ama yanlış anlar diye soramadım. Sadece akşama eve gelip gelmeyeceğini sorabildim. O da gelmeyeceğini söyledi. Vedalaştı ve evden çıktı. O gün Hogir’ı son görüşümüz oldu.”,

11 yıldır örtbas ediliyor

Pirsûs katliamı yargılamasına da değinen baba Özkan, dönemin başbakanı ve şu anki Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun “Defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz" sözlerini hatırlattı. Gittikleri her mahkemede Davutoğlu’nun gelip konuşmasını istediklerini aktaran baba Özkan, “Hiçbir şey olmazsa bile yüreğimize bir su serpilmiş olurdu ama maalesef 11 yıldır tüm taleplerimiz ve isteklerimiz reddediliyor. Gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyorlar” dedi. Serêkaniyê’de (Ceylanpınar) iki polisin öldürülmesi olayının dahi Pirsûs katliamı ile ilişkilendirilmek istendiğini belirten baba Özkan, “Ortaya böyle iftiralar atarak, davayı örtbas etmek istediler” diye konuştu.  

Devlet, Kürtleri kandıramaz

Yaşananların Kürt sorununun bir sonucu olduğunun altını çizen baba Özkan, şöyle devam etti: "Ben 1993’te cezaevindeyken, PKK tek taraflı ateşkes ilan etti. Önderlik, o yıllarda bile ‘elimi tutacak biri olursa ben silahları atarım’ dedi. Silah, Öcalan’ın elinde sadece bir savunma aracı oldu. Bugün yaşanan süreçte silahlar bırakıldı. Kimse güvensizlik yaşamasın diye silahlarını yaktılar. Belki de dünyada ilk defa böyle bir olay yaşandı. Devlet, Kürtleri eskisi gibi kandıramaz. Halkımızın bilgili, başarılı, duyarlı olmasını istiyoruz. Önderlik, ‘bizi ezmeye, yok etmeye çalışanlara bile güzel şeyler öğreteceğiz’ diyor. Tek isteğimiz barış. Mahkemenin 2. duruşmasına gittiğimizde hakim bana ‘Bir şey söylemek istiyor musun’ diye sormuştu. Ben de ‘Allah bizi Kürt yarattı bunun için yargılayacaksınız yukarıda Allah var hesabınızı ona sorun. Niye bize bu kadar acı ve katliam yaşatıyorsunuz? Biz ne olursa olsun barış isteğimizden vazgeçmeyeceğiz’ demiştim, çünkü biz insanca yaşamak istiyoruz.” İSTANBUL