Faşizmin bu mantığı ve karekteristiğini Erdoğan diktatörlüğü de uyguluyor. Diktatör Erdoğan, Çöktürme Planı’yla soykırımcı ve tasfiyeci savaş başlattıktan bir süre sonra HDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve hapse atılmaları talimatı verdi. Faşistlikte onunla yarışan Perinçek, HDP’li vekillerin meclisten atılmaları fetvasını daha önce vermiş, kuyruğuna bağlandığı Erdoğan ve generalleri cesaretlendirmek istemişti.
Erdoğan ve çetesi, burjuva parlamentarizminin biçimsel de olsa ‘meclis bütün yönetimin üzerindedir’ kuralını bir kenara attı. Erdoğan ve generallerin sürekli darbesi, bir darbeyi de Meclis eliyle Meclise yaptı. Emri verdi ve yalnızca AKP’li kukla vekillerle değil, MHP’lilere ek olarak bir grup CHP’linin desteğiyle “Anayasaya aykırı Anayasa değişikliği”ni yaptı.
Erdoğan ve çetesi, şimdi HDP’li vekilleri Erdoğan’ın emirerliğini yapan mahkemelerinde hızla ceza verdirip vekilliklerini düşürmeye ve hapse atmaya çalışacak.
Erdoğan çetesi, zamandaş olarak “askere ve polise dokunulmazlık” ile “Hükümete isimsiz OHAL” hatta “savaş hali sıkıyönetimi” yetkisi veren yasa tasarısını TBMM’ye sundu.
Böylece şimdi fiilen yürüttüğü soykırımcı ve tasfiyeci savaşını yasayla hukukileştirecek.
EMASYA Protokolü, 2010’da kaldırılmış fakat 2013’te Erdoğan-Genelkurmay işbirliğiyle bazı maddeleri yeniden yasalaştırılmıştı. Şimdi ise eskisinden daha ağır olarak yeniden yasalaştırılıyor.
Birincisi, TBMM kararı aranmaksızın Bakanlar Kurulu, amaçladığı bölgede, TSK’ya görev verecek. Yaklaşık son 1 yıldır, Cizre’den Sur ve Nusaybin’e Kürt halkımıza karşı tank-top-uçakla yürütülen savaş kararı bundan sonra yasa katına çıkarılıyor. Bu geçmişteki OHAL’i de aşan, savaşhali sıkıyönetimidir. Tabii ki yalnızca Kürdistan’la sınırlı kalmayacak, Gezi ayaklanması sırasında Erdoğan ve Arınç’ın “gerekirse askeri göreve çağırabiliriz” dediklerinde kast etikleri gibi Batı’da da bu uygulanabilecek.
İkincisi polis ve askeri birliklerin işbirliğiyle yürütülecek savaşta vali koordinasyonunda en rütbeli askeri birlik komutanı yetkiyi üstlenecek. Hangi miktarda askeri birlik kullanılacağına Genelkurmay karar verecek.
Üçüncüsü, polis ve jandarmanın yargılanması İçişleri Bakanı’nın, askerlerin Savunma Bakanı’nın, Kuvvet komutanları ile Genelkurmay Başkanı’nın yargılanması Başbakan’ın iznine bağlı olacak. Ve askerler işlediği suçlar “görev suçu” kapsamına alınacağı için askeri mahkeme dışında yargılanamayacak.
Dördüncüsü, polis ve asker mahkeme ve savcılık izni olmadan yalnızca komutan ve komiser emriyle ev ve üst arama yetkisine sahip olacak. Hakim kararını sonraki 24 saat içinde almak yeterli olacak.
Denebilir ki, polis ve asker, Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de bu faşist keyfiyete zaten sahip kılınmış durumda. Evet bu tespit yanlış değil. Ama yeni keyfi savaşhali sıkıyönetimi yasasıyla bu hukukileştirilerek güçlendirilecek. Bilindiği gibi Erdoğan çetesi, daha önce de, MİT müsteşarına yargılanmama zırhı giydirmiş ve MİT’in CIA gibi içte ve dışta operasyonel-cinayetler işlemesi- olması yasası çıkarmıştı.
Erdoğan-generaller faşizmi bu yasalarla soykırımcı ve tasfiyeci saldırılarını süreklileştirmek ve yasal zırh geçirmek istiyor.
Yasal zırh geçirme isteği bir yanıyla hesap sorulacağı korkusunu da yansıtıyor ki aynı zamanda bu faşist iktidarlarının yenileceği endişesinde oldukları anlamına da geliyor.
Erdoğan ve generallerin faşist diktatörlüğü, saldırılarını MHP ve CHP desteği alarak yapabildi. Ama yine de halklarımızın devrimci, demokratik ve komünist güçlerini teslim alamadı. Şimdi HDP vekillerini darbeyle atarak, hapsederek ve soykırımcı saldırılarını yasal zırha büründürerek devam etmek istese de, direnişi yenemeyecektir.
Erdoğan-generaller faşizmine karşı direniş sürdükçe çözülen milliyetçi cephe faşizmi olacaktır. Erdoğan’ın eski başbakanını kulağından tutup atmasının nedeni, soykırımcı ve tasfiyeci saldırıyı umdukları zamanda “zafer”e ulaştıramamaları oldu. Dahası ağır bedeller ödense de süren silahlı direnişi yenemeyeceklerini anlamanın hırçınlığı ve saldırganlığı oldu.
Umduklarının tersine Newroz ve 1 Mayıs’ta kitleler bombalanma korkusunu aşarak alanlara çıktı.
İşçi direnişleri başgösterdi. Gençliğin direnişleri, kadın hareketinin mücadeleleri korku duvarını yıkmanın yolunu açıyor. Yeniden rüzgarın direnişten yana dönmekte olduğunu gösteriyor.
Şimdi HDP’li vekillerin halklarımızın iradesine sahiplenerek gelişirecekleri demokratik direnişi büyütmenin de, Kürt Özgürlük Hareketinin ve Birleşik Devrimci Hareketin canfeda direnişine katılmanın zamanıdır. Direniş Erdoğan-generaller faşizmini yenilgiye götürecektir.