
HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile Ertuğrul Kürkçü, Selma Irmak ve Sırrı Süreyya Önder hakkında dokunulmazlıklarının kaldırılması talebiyle hazırlanan fezlekeler Meclis Başkanlığına iletildi. 5 isim hakkında 26 Aralık 2015’teki Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Olağanüstü Genel Kurulu’nda ‘öz yönetim’ ilan ettikleri gerekçesiyle soruşturma başlatılmış ve vekiller hakkında ‘Silahlı terör örgütüne üye olmak’ ve ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek’ suçlamasıyla fezleke hazırlanmıştı.
Bu hafta sona erecek olan bütçe görüşmelerinin ardından önümüzdeki hafta başında fezlekelerin Meclis Başkanı tarafından Meclis Adalet ve Anayasa Komisyonları’ndan oluşan Karma Komisyonu’na gönderilmesi gündemde. Komisyon raporunu hazırladıktan sonra fezlekelerin Meclis Genel Kurulu’na gönderilmesi bekleniyor.
HDP faşizme karşı barikat
DİHA’ya konuşan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ da, partilerinin fezleke, saldırı ve tehditlerle hedef alınmasının “HDP’nin faşizmin önündeki en temel neden” olmasına bağladı, “Faşizm kesinlikle gözü kararmış bir saldırganlık içerisinde ve bu faşizanlığın önündeki en temel demokrasi barikatı olan HDP’yi yıkmaya çalışıyorlar” dedi.
Planının parçası
MGK’da kararlaştırılan ve Suruç Katliamı ile birlikte somut olarak devreye konulan “Çöktürme Planı“na dikkat çeken Yüksekdağ, “7 Haziran seçim kampanyasını yürütürken Erdoğan ‘bizim yapacaklarımız daha bitmedi, B, C planlarımız, başka şıklarımız var’ demişti. B, C, D planları, savaş, kaos ve katliam planı anlamına geliyordu. Aslında HDP’li milletvekillerinin, bizlerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına dönük hazırlık ve tartışmalar da bu planın bir parçasıdır” diye konuştu.
HDP Eşbaşkanı şunları vurguladı: “Dokunulmazlığın kaldırılması, yargılama, hapsedilme bunların hiçbiri bizim mücadelemizin sürekliliğini, çizgimizi kırabilecek çapta saldırılar değildir. Dokunulmazlık gibi bir gündem asla bizim ufkumuzu sınırlayamaz, asla bizim sınırlarımızı darlaştıramaz. Biz vekaleti Saray’dan almadık, biz vekaleti Saray’ın yaveri, noter memuru başbakandan almadık. Bu vekaleti kanıyla, canıyla, emeğiyle ve yüreğiyle bize halkımız verdi.”