Şimdilerde, dokunulmazlıkların kaldırılması durumunda yaşanacak kaos senaryoları ile meşgulüz, Türkiye siyaset ve  basınında. BDP li vekiller tutuklanırlarsa, ceza alırlarsa, parlamentoda olmazlarsa ortaya çıkacak bir kaos, sözü edilen.

Şimdi bir düşünün, eğer bu tablo korkulacak yeni bir kaos tablosu ise kimin için diye sormak gerekmez mi? Kimin için?
Aday olmalarından bu yana ağır bir saldırı altında olan, haklarında hazırlanan fezlekeler, suçlamalar, karalamalar, tehditler, kırılan bacakları, yuttukları gazlar, muhatap olarak kabul edilmemeleri, resmi protokollerde reddedilmeleri ile zaten yaşayabilecekleri her türlü ayrımcılığa ve şiddete uğrayan Kürt vekillerine dokunmak her daim serbestken,  
Bırakın Kürtlerin demokratik temsilinin sağlanmasını, Kürt düşmanlığının en açık ve doğrudan adresi parlamento olduğuna, Kürt halkı kıyılmaya devam edildiğine göre, Kürtler yada Kürt vekiller için yeni, beklenmedik bir kaostan söz edilebilir mi?.. Elbet hayır!
Kürtlerin ve iktidar muhalifi demokrasi ve özgürlük savunucularının  kaosun en alasını yaşam biçimi olarak kabul etmek  zorunda kaldıklarını kim inkar edebilir?.. O halde bu sözü edilen "korkunç" kaos kimin için?Demokrasi görüntüsü veremeyecek olan iktidar için olabilir mi mesela? Toplumun yüzde yirmisinin parlamentoda temsil edilmemesini, içeriye değilse de "dışarıya" açıklamak kolay olmayacak elbet.
Ya da, ben demokrasi, çözüm diyorum BDP istemiyor diye kandırdığı Kürtleri kaybedecek olan AKP için, mesela?
Ya da topluma istikrar ve çıkar vaat eden ve bundan güç alan AKP için, mesela? Ya da halen kandıramadığı Kürtleri de kendisine bağlama hesapları suya düşecek olan AKP için, mesela?
Ya da demokrasicilik oyunları oynayarak kendi bildiğini okuyan AKP’nin, elindeki oyuncaklarını kaybedeceği için,  mesela?Ve yahut AKP’nin gerçek yüzünü bile bile, çıkarları için arkasına takılanlar için, mesela?..
Evet bence de iktidar ve bu tuzunu kuru tutmada usta kesimler için bir kaos habercisi olabilir bu gelişme. Savaş olasılığının yarattığı korku gibi, Kürtlerle bağların tamamen kopmasının sırtlarını dayadıkları AKP’yi de ezip geçeceğini iyi bilenler için, iyi bir korku kaynağı bu olanlar.
Bu yüzden tuzu kuru bu kesimin "akil" insanları, Tayyip’e "akıllı ol, kendini de bizi de yakacaksın" diyorlar her fırsatta. Bunu derken de Kürt dostu, demokrasi aşığı rolünü oynuyorlar elbet…
Kim ne derse desin, Parlamentoda olup Kürtleri temsil edememektense ya da AKP'nin demokrasicilik oyununa figüran olmaktansa, resmen dokunulmuş olmak evladır diye düşünüyorum. AKP’nin ipliği de pazara çıkar böylece, fena mı?
Hem, zaten çözümsüzlük girdabındaydık, ne zamandır ağız dolusu gülemedik, sabaha kadar derin rahat bir uyku uyuyamadık. Yaşadıklarımıza bakın, daha kötüsü ne olabilir?
Şimdi bir fırsat bu. Yerimiz belli olsun ki hep ikircikli, hep adımımızı rahatlıkla bir ileri koyamadan geçen zamanları arkada bırakabilelim. Demokrasi ve özgürlük mücadelesini sadece Kürtlere yıkmaktan, yalpalamaktan vazgeçebilelim… Kaşımak için tarağımız varken, düşmanın tırnaklarına uzatmayalım başımızı…