Vicdani ret haftasının sonunda vicdani retçi ve antimilitaristler, İstanbul Tünel'de bir araya gelerek Taksim Meydanı'na kadar yürüdü. Taksim Meydanı'nda okunan basın açıklamasında "Savaşın acımasızlığını en derin biçimde yaşadığımız coğrafyanın insanları olarak savaşa karşı sesimizi yükseltiyoruz, halkı askerlikten soğutuyor ve vicdani retlerimizi açıklıyoruz" denildi, ardından 14 kişi daha vicdani reddini açıkladı.


Yeni vicdani retçiler özetle şunları söyledi:
Deniz Doğruer: Kadınım, sosyalist bir gazeteciyim. Benden susmam, susarak onaylamam, onaylayarak çocuklar doğurmam isteniyor. Susmuyorum ve onaylamıyorum. Tüm bunların parçası olmayı reddediyorum. Askere çağrılmasam da erkekliği yücelten orduyu reddediyorum. Vicdani ve total reddimi açıklıyorum.
Polen Ünlü: 20 Yaşında bir Türk genciyim. Sosyalist bir kadınım. Antimilitarist değilim. İşçi sınıfı ve ezilenlerin haklı mücadelesini tüm yüreğimle desteklemekteyim. Karde- şimin ve sevdiklerimin kirli savaşın bir parçası olmasını reddediyorum. Bu savaş sadece erkekleri değil, kadınları da katletmektedir. Bu sebeple vicdani reddimi açıklıyorum.
Uğur Polat: 20 yaşında sosyalist bir Türk genciyim. Doğduğumdan bu zamana kadar ailemde, okulda ve toplumda bana öğretilen her şeyi reddediyorum. İşçi sınıfı ve ezilenlerin vermekte olduğu haklı mücadeleyi sonuna kadar destekliyorum. Silahlı kuvvetlerde yer almayı reddediyorum. Vicdani reddimi açıklıyorum.
Onur Özkaya: Anarşist bir lise öğrencisiyim. Silah sanayinin global anlamda pastadan en büyük dilimini götürdüğü, insana ölmeyi ve öldürmeyi şart kabul ettirip kardeşi kardeşe kırdıran sistemi reddediyorum. Reddimin meşruiyetini yasalardan değil vicdanımdan alıyorum.
Vildan Özer: Feminist bir kadın olarak militarizmden ileri gelen ataerkilin kadınların üstünde oluşturduğu baskıyı görmezden gelen bu kuruma itaat etmiyorum. Tüm bu sebeplerden ötürü vicdanımın sesini dinleyip cinsiyetçilikten, milliyetçilikten ve militarizmden uzak bir dünya için kadın bedeni ve namusla özdeşleştirilen vatan uğruna ölmenin ya da öldürmenin bir sorumluluk olmasını reddediyorum.
Melen Yıldırım: Devlet organizasyonunun militarizmi kullanarak insanları köleleştiren uygulamalarına göz yummuyorum. İktidarın kurguladığı herhangi bir oluşumun bir parçası olmamak adına bir anarşist olarak vicdani reddimi açıklıyorum.
Serhat Yaşar: Asker olarak doğmadım, öldürmek için doğmadım. Yaşamak ve yaşatmak için doğdum. Yaşamak ve yaşatmak istiyorum.
Selinay Hazal Erişen: İnsanların savaşlarla ölmediği, çocukların hak ettiği yaşama sahip olmaları ve militarizmin barınamayacağı bir dünya için vatansızlığımı ve vicdani reddimi açıklıyorum.
Nehir Sal: Ben yaşamı savunan bir anarşist ve anti militarist olarak, devleti ve onun militarizmini reddediyor ve vicdani reddimi açıklıyorum.
Yusuf Özgüler: Kendi tercihim olmadan bu topraklarda dünyaya geldim. Daha sonra Türk olduğum söylendi. Ve sonra "Her Türk asker doğar" dendi. Ben asi ruhumu ortaya koydukça, "askere gidince adam olur, aklı başına gelir" denildi. Asker olarak doğmadım ama asker gibi itaat eden, düşünmeyen, sorgulamayan bir birey olabilmem için ellerinden geleni yaptılar. Ataerkil zihniyetleriyle, "adam" kelimesini onurlandırıcı, yüceltilen tahakküm aracı olarak tanımladılar. Bu sebeple bir anarşist olarak "adam" olmayı, asker olmayı, militarist olmayı reddediyorum, vicdani reddimi açıklıyorum.
Gizem Şahin: Sen silahı atmıyorsun ya elinden, sen olmasan savaş da olmayacak unutuyorsun. Üzgünüm kardeşim reddetmezsen öldüreceksin, öleceksin. Ben reddediyorum kardeşim. Silah firmalarını, devletin öldürmenin adına şehit olmak deyip sıyrılışını, küçük çocuklara atılan küçük kurşunlan, orduyu, hazırolda durmayı, bayrağa vatana millete tapıp hayali betonlarla örülmüş çizginin dışındaki kardeşlerimi öldürmeyi, militarizmi reddediyorum!
Eylül Özdamar: 17 yaşında bir kadınım. Bir anti-militarist ve anarşist olarak bu devletin adaletini, hukukunu, emirlerini, otoritesini, ordusunu, ölmeyi ve öldürmeyi iktidarların savaşlarının bir parçası olmayı reddediyorum.
Esra Güleç: Savaşı, militarizmi tek tipleştirilmeyi reddediyorum.
Mercan Doğan: 22 yıldır, katil devletin militarist, milliyetçi, cinsiyetçi, türcü, otoriter propagandalarına maruz kalan anarşist bir kadınım. Askere gitmek ve elime silah almak zorunda bırakılmasam dahi, varlığını militarizmden alan erk kültürün şiddetini hayatımın her alanında yaşıyorum. Ben de militarizmin ve devletlerin savaşlarının görünen ya da görünmeyen öznesi olmayı reddediyor, vicdani reddimi açıklıyorum. Ve diyorum ki; hayatlarımız çalınmadan, hayallerimiz buluşmalı.

İSTANBUL