Rus uçağının düşürülmesi ve Paris katliamı ortaya çıkardı ki, DAIŞ’ın saldırı kapasitesi yükselmiş ve eylem yapma alanını genişletmiş durumda. Viyana görüşmeleri ve sonrasında ortaya çıkan uzlaşı metni, çatışmaların derinleşeceğini gösteriyor.

Birinci Viyana toplantısına Rusya’nın ağırlığını koyması ve sahadaki askeri varlığını cephane ve lojistik yardımından, hava saldırıları boyutuna taşıması dengelerde önemli bir değişim yarattı. Viyana bir ve iki bu gelişme üzerine oturdu. Viyana’da Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın Rusya ve ABD ortaklığında oluşturduğu plan kabul edildi. Bu plana göre sahada çatışan güçler arasında bir ateşkes yapılacak. Bu ateşkese Cephet El Nusra ve DAIŞ gibi yapılar dahil edilmeyecek. Yine 6 ay içinde bir geçici hükümet kurulacak ve bu hükümet 18 ay içinde seçimlere gidecek. Diğer önemli bir gelişme ise bir “terör” listesinin oluşturulma kararıdır. Teorik olarak plan gayet güzel görünüyor. Fakat sahada yaşananlar çok farklı.


Sahada neler oluyor?

Viyan toplantısının ilginç bir özelliği de Suriye savaşında aktif olan devletlerin bir araya gelmesiydi. Türkiye-Katar-Suudi Arabistan ve onlarla birlikte hareket eden devletler Suriye krizinin başından beri savaşın en aktif unsurları oldular.  Başta Türkiye bu savaşta ve DAIŞ ve Nusra gibi terörist örgütlere en aktif rol alan devlet oldu ve halen bu rolünü sürdürüyor. Suriye savaşının başından beri Suriye rejimin ayakta kalmasında rol oynayan İran oldu. İran’ın Viyana toplantısına katılması yeni bir durum. Bu aynı zamanda Suriye rejiminin ve Esad’ın artık İran şahsında kabul gördüğünü gösteriyor. Şu net söylenebilir; Rusya, ABD Suriye merkezli ciddi bir çatışma içinde. 

Viyana toplantısının önceliği sahada DAIŞ ve Nusra dışındaki güçler arasında bir ateşkesin olmasıdır. Bu ateşkes olmadan ne geçici hükümet ne de seçimlerin yapılma olasılığı var. Ama sahada tam tersi gelişmeler oluyor. Suriye rejimi ve diğer güçler yerine, radikal İslami gruplar, DAIŞ ve Cephet El Nusra, Ahrar Şam’ın arasında ateşkes oldu. Bu ateşkesi tetikleyen de Rusya’nın hava saldırılarıydı. Rusya’nın sahada bulunan bütün grupları hedeflemesi ve hepsini terörist olarak nitelendirmesi böyle bir sonuç ortaya çıkardı. Şu an bu güçler bu ateşkese uymayan grupları tasfiye etme veya oymaya zorluyor. Özellikle son günlerde Azaz’da Nusra ve Ahrar’ın Cephe Şamiye’nin elindeki bölgeleri zorla elinden alması ve Azaz’a yeniden yerleşmesi bunu gösteriyor.


DAIŞ Ahrar Şam ve Nusra ateşkesini Türkiye sağladı

Yerel kaynaklar ve savaşan bazı grupların belirtiğine göre Rusya’nın müdahalesinden sonra Türkiye destekli grupların, MİT’in arabulucu olmasıyla DAIŞ’a ortak hareket etme teklifinde bulunduğu Ahrar El Şam, Cephet El Nusra ve diğer radikal gruplarla DAIŞ arasında bir ateşkes anlaşması yapılmış olması. Bu ateşkesin tek amacının Rusya’nın özellikle Humus, Halep, İdlib, Hama hattındaki saldırıların kırılması üzerine oluşturulmuş.

Viyana’da bir araya gelen Suriye’de savaş güçler kendi projelerini gerçekleştirmek için ellerinden geleni yapacaklardır. Bu da sahada daha şiddetli bir çatışma durumunu beraberinde getirecektir. Rusya’nın yoğun desteği ve İran’ın sahada savaşıyla beli başarı elde eden Suriye rejimini geriletmek için Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin sahada daha fazla radikal grubu ortaklaştırmaya çalışacaktır. Suriye rejimi Rusya ve İran’dan aldığı destekle bu güçleri sahada geriletmek isteyecektir. Böyle bir denklemde ateşkes hiç kimsenin çıkarına değil.


QDS Suriye halkı için çözümün yolu

Suriye halkı rejim ve radikallerin arasında tercih yapmak zorunda değil. DAIŞ ve Cephet El Nusra çok fazla ön plana çıkarken,  Suriye’de Demokratik Suriye Güçleri (QSD) dışında tüm gruplar radikalleşmiştir. QSD, Suriye rejimi ve radikal gruplar arasında sıkışmış Suriye halkı için çıkış noktasıdır. Bu askeri yapının siyasi bir yapıya bürünmesiyle ve Demokratik Federal Suriye için ve aynı zamanda uluslararası güçler için de çözüm için önemli bir dayanak noktası olacaktır.