
Depremin ardından Wan'dan ayrılan yurttaşlar, havaların ısınmasıyla beraber gölü, dağları, tarihi mekanları ve doğal güzellikleri ile "Büyük yıkıma rağmen yeniden merhaba" diyen kente geri dönmeye başladı. Yaşanan 2 depremin ardından günde ortalama 5 bin kişinin ayrıldığı kentte hayat normale dönmeye başlarken, yurttaşlar mart ayı ile birlikte dönmeye başladı. Dönüşlerle birlikte bir taraftan 5 aylık ayrılığın ardından hasret giderircesine cadde, sokak, park ve bahçeleri dolduran yurttaşların renkli görüntüsü, bir taraftan ise yerel yöneticilerin ve halkın kenti eski haline getirme çabası Wan'a hakim olmaya başladı.
Nisan ve mayısta artış olacak
Yaşadıkları deprem korkusu ile gidecekleri kente bulabildikleri ilk araçla göç eden yurttaşlar, aynı hızla baharın gelmesiyle kente akın ediyor. 8 firmanın yolcu taşıdığı kenttin otogarı her saat gelenlerin bavul, çanta ve yükleriyle ile dolup taşıyor. Deprem sonrası, bastıran kara kışa yakalanınca en çok sıcak illere göç eden yurttaşlar, başta Çukurova ve Akdeniz olmak üzere dağıldıkları ülkenin her tarafından doğunun İncisi'ne dönüyor. El birliği ile sırtladıkları yüklerini evlerinin önüne taşıyan Wanlılar, hasarsız veya oturulabilir raporu alan evlerine tahdilatlar yaparak yerleşiyor. Geri dönüşlerin nisan ve mayıs sonuna kadar artarak devam edeceği belirtilirken, okulların tatil olmasının ardından gidenlerin tamamının dönmesi bekleniyor.
Deprem sonrası Antep'e taşındıklarını ve havaların ısınmasıyla birlikte memlekete geri döndüklerini ifade eden yurttaşlardan Selahattin Macit, "Devlet tarafından değil, kendi imkanlarımızla gittik. 4 ay Antep'te kaldık. Artık baktık havalar güzelleşmiş, biz de karar verdik, kendi topraklarımıza döndük. Van'ın güzel havasından solumak her şeyden daha anlamlı ve daha güzel. Başta belediyemiz ve Diyarbakır Belediyeleri olmak üzere bizim bütün belediyeler sayesinde Van'ın yaraları yavaş yavaş sarıldı. Hayat normale döndü" diyerek, tüm Wanlılara memleketine dönmesi çağrısında bulunuyor.
'Hiçbir yerle değiştirmeyiz'
Zorunlu göç ettikleri İstanbul'a alışamadıklarını söyleyen Wanlılardan Necati Kızıltaş ise, mecburi göçün ve gurbetliğin zorluklarını sıralıyor: "Çok zordu umarım hiçkimse bu acıyı yaşamaz. 2. depremden sonra aile olarak İstanbul Esenyurt'a gittik. Tabii orası zenginlerin memleketiydi. Kendi imkanlarımızla gittik. Ancak havasından tut her şeyine güzel gelmedi bize. Çoğu insan bizi hor gördü ama bazıları da iyiydiler. Mesela kardeşim ve ailesi 7 gün yersiz kaldı. Bir ev kiralamaya gittik bize 'siz doğulusunuz size ev vermeyiz' dediler. Sonra başka bir ev bulduk, üç buçuk ay orda kaldık. Artık baktık memleketimin havası ve doğası güzelleşmiş geri döndük. Memleketimiz her ne kadar kötü tanıtılsa da biz ondan vazgeçmeyiz. Hiç bir yerle değiştirmeyiz. Burası dedelerimizin ve babalarımızın toprağıdır."
'Mart ayı ortalarında geldiler'
En çok lokanta ve kahvehanelerin dolup taştığı kentte, felaket sonrası kalıcı çözümler bulunmadığı için göç etmek zorunda kalan ve gittiği yerde iş imkanı bulamadığı için 5 ay boyunca tüm sermayesini tüketen yurttaşların bir kısmı kaybettiği işini yeniden kurma çabasına girerken, bir kısmı ise terk etmediği "mevzisinde" nasıl mücadele verdiğini anlatıyor. Kent merkezine gelen her yaştan yurttaşın mutlaka günde bir defa uğradığı Êhmedê Xanî Pakı'nda doğan güneşe karşı çayını yudumlayanları gösteren çaycı Abdullah Duman, durumdan duyduğu memnuniyeti dile getiriyor. Yıkılan çay evinin yerine parkın bir köşesine kurduğu çadırda hizmet vermeye devam eden Duman, oturduğu taburede etrafındakilere keyifle bir şeyler anlatan müşterilerini işaret ederek, "Bu grup benim daimi müşterimdi. Deprem sonrası 4 ay yoklardı. Mart ayı ortalarında geldiler. Depremden sonra hemen kurdum çadırı hizmete devam ettim ancak ilk 3 ay kimse gelmiyordu. Tek tük gelenler dışında burası bomboştu" diye anlatıyor. Wan'ı terk etmediğini büyük bir gururla dile getiren Duman, konteynır kentte yaşanan sıkıntıları aktarıyor. 3 aydır kaldığı Ferah Konteynır Kent'te sıcak sularının bir türlü akmadığını belirten Duman, 2 yaşındaki bebeğinin hasta olmasından duyduğu kaygıyı dile getiriyor.
'Dönenler var, artık iyi para kazanıyoruz'
Mekanları değişmeyen caddenin ayakkabı boyacıları, müşterilerini memnun etmenin azmiyle fırçaları sallıyor. Boyaya bulanmış küçük ellerinden birini güneşten korumak için siper eden ve diğer eliyle de müşterisinin ayakkabısını boyayı sürdüren küçük emekçi, "Dönenler var, artık iyi para kazanıyoruz" diyor. Aynı tempoda çalışmayı sürdürürken, müşterisiyle sohbete dalan bir başka boyacı ise, sözlerine kulak kestiği küçük arkadaşıyla aynı fikirde olmadığını yüz mimikleriyle anlatıyor.
'Öğrenciler döndü'
Üniversitenin, 4. grup öğrencilerinin geldiği kentte, duraklarda yorgun yüzlü öğrencilerin oluşturduğu uzun kuyruklar var. Yorucu geçen 5 ayı arkasında bırakan kentin sokak ve caddelerinde, yeniden işe koyulan dilenci ve selpak satan çocukların ısrarı ile kaçak sigara satan tablacıların sesleri yankılanıyor.
NAZAN SALA/BİLAL GÜNDEM - DİHA/WAN