
Dünya'da Mart'ın ilk haftası Deprem Haftası olarak kabul ediliyor. Dünyanın bir çok yerinde depremden korunma ve bilinçlenme amaçlı çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Wan'da meydana gelen ve yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği depremin üzerinde bir yılı aşkın zaman geçmesine rağmen bölgede depremden korunma adına değişen birşey yapılmadı. Depremin yaraları halen sarılmazken, deprem sonrası verilen sözler yerine getirilmediği için depremzedeler adeta kaderlerine terk edildi.
Deprem sonrası yetkililer çözüm yerine yurttaşları farklı kentlere taşırken, kentte kalanlara dağıtılan yazlık çadırlar ise, insanların canına mal oldu. Deprem sonrası yapılan TOKİ konutlarıyla birlikte rahat nefes alacaklarını zanneden depremzedeler ise, konutlara yerleştikten sonra tam bir hayal kırıklığı yaşadı. 1-7 Mart tarihleri dünya genelinde Deprem Haftası adı altında depremden korunma ve bilinçlenme etkinlikleri ile geçirilirken, bunca süreye rağmen halen yaralar sarılmadığı gibi depremden korunma konusunda da herhangi bir önlem alma girişimi başlatılmış değil.
Çadır almak yerine gaz bombası yediler
Wan'da 23 Ekim'de yaşanan 7.2'lik depremden sonra özellikle mülki amirler başta olmak üzere ilgili kurumlar, yurttaşlara tehlikenin geçtiği ve evlerine dönebilecekleri yönünde çağrılarda bulundu. Yapılan çağrılar üzerine yurttaşlar evlerine geri dönerken, 23 Ekim'deki depremin üzerinde 16 gün geçtikten sora 9 Kasım'da 5.6'lık bir deprem daha meydana geldi. Yaşanan deprem sırasında kentte bulunan ve başta Bayram ve Aslan otelleri olmak üzere onlarca bina yıkılırken, Bayram Otel'in enkazı altında kalan DHA muhabirleri Sabahattin Yılmaz ve Cem Emir, Japonya'dan yardım için gelen Doktor Miyazaki'nin de aralarında bulunduğu onlarca kişi enkaz altında can verdi. İkinci deprem sonrası sarsıntıların devam etmesinden dolayı yurttaşlar, kış ortasında derme çatma barakalara mahkum oldu. Çetin kış şartlarına rağmen Wan halkı günlerce park ve yol kenarlarında sarıldıkları battaniyelerle yaşam mücadelesi verirken, özelikle AFAD önünde toplanan ve çadır talebinde bulunan yurttaşlar ise defalarca polisin gaz bombası ve tazyikli su saldırısına maruz kaldı. Kış ortasında hükümet sadece yazlık çadırlardan oluşan göstermelik birkaç Çadır Kent kurdu.
Yazlık çadırlar ölüm getirdi
Kamuoyundan gelen tepkiler üzerine hükümet kısmen de olsa yurttaşlara çadır dağıttı. Fakat Kızılay üzerinden dağıtılan yazlık çadırlarda yaşam imkansız hale gelirken, yurttaşlar yaz şartlarına göre tasarlanan ve içinde soba kurulmasının imkansız olduğu çadırların içinde soba kurmaya başladı. Kurulan sobalar ise beraberinde ölümleri getirdi. Kış boyunca hem çadır kentlerde hem de mahalle aralarında 200'e yakın yangın çıkarken, birçok yangına dar sokaklardan dolayı itfaiye ekipleri müdahale edemedi. Yaşanan yangınlarda çoğunluğunu çocukların oluşturduğu 11 kişi yaşamını yitirirken, onlarca kişi de yaralandı.
Konteynerler yazın teslim edildi
Çetin kış boyunca konteynerler getirilmezken, kışın bitiminden sonra kentte konteyner kentler kurulmaya başlandı. Merkez ve Erdiş'te kurulan 32 konteyner kente 200 bin kişi yerleştirilirken, hükümet yapılacak olan TOKİ'lerin Ağustos ayında bitirilerek, yurttaşların tamamının TOKİ'lere yerleştirileceği sözünü verdi. Ancak verilen sözler yerine getirilmediği için halen yüzlerce yurttaş konteyner kentlerde yaşam mücadelesini sürdürüyor. Depremde en büyük zararı ise esnaflar gördü. Esnafların iş yerleri aylarca kapalı kalırken, hükümet gereken desteklerin verileceğini duyurdu. Ancak ertelenen SSK primlerinin bir yıl sonra toplu olarak istenmesi ve verilen kredi sözlerinin yerine getirilmemesinden dolayı esnafların büyük bölümü iflas etti. Kalan esnaf ise iflasın eşiğine geldi. Esnafa en büyük darbeyi ise TOKİ'ler vurdu. Hükümetin söylemlerine rağmen kentte yapılan 15 bin üzerindeki TOKİ'de işçi olarak Wanlılar çalıştırılmazken, TOKİ'lerde kullanılan malzemenin tamamı batı illerinden getirildi.
Konteyner kentler zorla boşaltıldı
Yapılan TOKİ konutlarının bir bölümünün tamamlanmaması, teslim edilen bazı etapların alt yapısı bitirilmediği için birçok depremzede bu kışı da konteyner kentlerde geçirmek zorunda kaldı. Ancak AFAD kışın ortasında merkez ve Erciş'te çok sayıda konteyner kenti zorla boşalttı. Kentteki konteyner kentlerin büyük bölümü polis zoruyla boşaltılırken, konteynerler ise Hatay'a Suriyelilerin yerleşmesi ve sınırda askerlerin barınması için gönderildi. Zorla konteyner kentlerden çıkarılan yurttaşların büyük bölümü yıkılma riski altında bulunan evlerine geri dönmek zorunda kaldı.
TOKİ konutları satışa çıkarıldı
Deprem sonrası en büyük sorun ise, TOKİ konutlarında ortaya çıktı. TOKİ konutlarına yerleşen depremzedelere yüklü faturalar gönderilmeye başlandı. Özelikle İŞKUR üzerinden maaşları ödenen kapıcıların maaşı, ücretsiz olarak dağıtılan kömür parası ve çevre düzenlemesi adı altında alınan paralar yurttaşları bezdirdi. Çok zor şartlar altında yaşam mücadelesi veren depremzedelerin bir bölümü giderleri ödeyemedikleri için yıkılma kararları alınan evlerine geri dönerken, bazı yurttaşlar ise evlerini çok cüzi rakamlarla satışa çıkardı.
DİHA/WAN