- Wan'ın 2014'ten beri iradesini tanımayan AKP iktidarı, gasp ettiği belediyeleri kayyum olarak atadığı devlet memurlarıyla yönetiyor ve sürece rağmen vazgeçmiyor.
- Kürtçeye düşmanlıkla başlayıp sürdüren kayyumlar, düzenli/sağlıklı kentleşmeye, yerel hizmetlere, yoksulluğa kaynakları kesip iş birlikçileri ve devlet kurumlarını besliyor.
- Öğrenci burslarını bile kesen, içme suyuna yüzde 250 zam yapan kayyum, belediyenin 517 mülkünü sattığı halde borcunu ise 25 milyara çıkardı.
AZİZ ORUÇ/İSTANBUL
Görevinden alınarak yerine kayyum atanan Wan Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Abdullah Zeydan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin yasal bir düzenlemeye dahi ihtiyaç duyulmayan kayyum gasplarını ortadan kaldırmak için önemli bir imkan olduğunu, ancak hükümetin ısrarla bu uygulamayı sürdürdüğünü söyledi.
Wan Büyükşehir Belediyesi, 10 yıldır kayyumla yönetiliyor. Wan Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Bekir Kaya, 2016'da uydurulan "örgüt üyeliği" suçlamasıyla 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve 10 yıldır rehin tutuluyor. Wan'da 2019 ve 2024 yıllarındaki seçimlerde HDP ve DEM Parti büyük farklarla seçimleri kazanmasına rağmen seçilmiş eşbaşkanlar yerine kayyum atandı. Yerine 15 Şubat 2025'te kayyum atanan Wan Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Abdullah Zeydan ile kendi dönemi başta olmak üzere son 10 yılda kayyum uygulamasının yarattığı tahribatı ve devam eden kayyum uygulamasını konuştuk. Kayyum uygulamasının sadece son 5-10 yıllık konjonktürel bir mesele veya yaklaşım olarak görülmemesi gerektiğini belirten Abdullah Zeydan, “Kayyum, aslında 100 yıllık Kürt inkarının bugünkü tezahürlerinden biri, yani somutlaşmış hâli. Dolayısıyla Kürt varlığına, Kürt halkının iradesine yönelik bir tahammülsüzlük, bir inkarın sonucudur” dedi.
Wan'daki 10 yıllık pratik
Wan'daki 10 yıllık kayyum geçmişine dikkat çeken Zeydan, 2015'te atanan ilk kayyumdan bugüne kadar yapılanları şöyle özetledi: “İlk kayyum atandığı andan itibaren kadın kurumları, kadın yaşam merkezleri, Kadın Eserleri Kütüphanesi, Yüzen Kütüphane, kadınların ekonomik özgürlüğünü sağlayan kadın üretim kooperatifleri, kadın dayanışma merkezleri ve Jin Kart uygulaması başta olmak üzere tüm kadın kazanımları ortadan kaldırıldı. Görev yaptığımız 10 aylık süreçte, şiddete uğrayan kadınların hukuki destek alabilmesi amacıyla Van Barosu ile imzalanan avukat desteği protokolü, kayyum gelir gelmez derhal iptal edildi. Derinleşen yoksulluktan en çok etkilenen ihtiyaç sahibi her kadına aylık 5 bin TL sosyal destek sağlayan sosyal kart uygulaması iptal edildi.”
Kürtçe düşmanlığı
Belediye bünyesindeki çok dilli kreşte Türkçe ve Kürtçe sınıflar açıldığını, Kürtçe öğretmenlerin istihdam edildiğini belirten Zeydan, kayyumun ilk kapattığı yerlerden birinin Perperok Kreşi olduğunu ve Kürtçe öğretmenlerinin işten çıkarıldığını aktararak, "Dil, kültür ve belediye hizmetlerinde çalışan 223 Kürt yurtsever emekçinin işine son verildi" dedi.
Bursları bile kesti
Zeydan, 3 bin 100 Wanlı gence verilen eğitim burslarının bile kayyum tarafından iptal edildiğini vurguladı. Kısıtlı imkanlara rağmen 3-4 ay içerisinde mahalle ve köy yolları için 250 kilometre bütünlüklü sıcak karışım asfalt yol yaptıklarını hatırlatan Zeydan, 260 kilometrelik yeni yol ihalesinin ise kayyum tarafından iptal edildiğini söyledi.
Depremi umursamıyor
Wan'ın 1. derece deprem bölgesi olmasına karşın 10 yıllık kayyum yönetimi boyunca hiçbir önlem alınmadığının altını çizen Zeydan, göreve gelir gelmez TMMOB ile protokol imzalayarak Afet İşleri Daire Başkanlığını teknik personelle donattıklarını ve modern telsiz haberleşme altyapısına sahip bir Afet Koordinasyon Merkezi kurduklarını hatırlattı. Bu merkezin Bedlîs, Mûş, Agirî, Colemêrg ve Şırnex gibi çevre illerdeki afetlere de müdahale edebilecek şekilde tasarlandığını, ancak kayyumun burayı atıl hâle getirip AKP'nin siyasi çalışmalarının yapıldığı bir yere çevirdiğini söyleyen Zeydan, Jeoloji ve İnşaat Mühendisleri Odaları ile yapı stokunun tespiti için yapılan protokollerin de iptal edildiğini ekledi.
AKP ve devlete çalışıyor
Görevi devraldıklarında belediyenin 10 milyar liraya yakın borcu olduğunu anımsatan Zeydan, kayyumun belediye bütçesini asli görevleri dışında kullandığının altını çizerek şunları söyledi: “Belediyenin asli işleri; yoldur, kanalizasyondur, içme suyudur, parktır, yeşil alandır, kenti afetlere hazırlamadır, istihdam olanakları yaratmadır. Kayyum, belediyenin asli işlerini yapmadı. Örneğin belediyenin parasıyla Milli Eğitim için okul yaptı ya da Sağlık Bakanlığı için sağlık ocağı yaptı ya da Diyanet İşleri Başkanlığı için cami yaptı ya da Spor Bakanlığı için spor salonu yaptı. Tabii ki biz bunların yapılmasına karşı değiliz ama bunlar için devlet zaten ilgili kurumlara ödenek veriyor, para veriyor. Belediyenin kaynakları asli işleri dururken maalesef böyle yerlere aktarıldı.”
Suya yüzde 250 zam
Zeydan, kayyum uygulamalarına dair şu örnekleri de sıraladı:
* Görevde olduğumuz sürece suya hiç zam yapmadık. Kayyum, son 1,5 yıl içinde suya yüzde 250'ye varan zam yaptı.
* Dönemimizde halka ücretsiz verilen dijital/akıllı sayaçlar için kayyum 6 bin 500 TL talep etti ve ödemeyenleri icraya verdi.
* Kayyum kentin birçok taşınmazını satışa çıkardı. Buna karşı Baro, İHD ve TMMOB ile birlikte davalar açtık.
Wan Gölü kirliliğe mahkum
Wan Gölü'nün korunması ve su hizmetlerine dair uygulamaları da eleştiren Zeydan, şu bilgileri verdi: “Biz göreve gelir gelmez Bekir Kaya döneminde başlatılan Wan Gölü'nün temizlenmesi ve dip çamuru çıkarılması çalışmalarını sürdürerek sahil şeridinden iki milyon metreküp çamur çıkardık. Ancak İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi'nin kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle Wan atık suyunun yüzde 20'sinden fazlası maalesef hâlâ doğrudan kirli bir şekilde göle akıtılıyor. Bekir Kaya döneminde bu tesisin kapasitesini yükseltmek için Avrupa Birliği'nden 52 milyon avro fon bulunmuştu fakat ilk kayyum gelir gelmez o projeyi iptal edip düşük kapasiteli bir tesis yaptı. Bizler kısa süren yönetimimiz döneminde bu sorunu çözmek adına 22 Avrupa Birliği büyükelçisiyle görüşerek tesisin kapasitesinin artırılması, koku giderim ve çamur kurutma ünitelerinin eklenmesi için mali destek sözü aldık. Ancak son atanan kayyum gelir gelmez bu girişimimizi de ortadan kaldırdı ve Wan Gölü kirliliğe mahkum edildi.”
Sürece güveni engelliyor
Devletin tüm imkanları ve gücü AKP adayları tarafından kullanılmasına rağmen Wan'da 14-0'lık bir hezimet yaşandığını hatırlatan Zeydan, “Halk kesinlikle kayyumu kabul etmedi, bundan sonra da etmeyecek” dedi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin kayyum uygulamasına son verilmesi için bir fırsat yarattığının altını çizen Zeydan, “Süreç, yasal bir düzenlemeye dahi ihtiyaç duyulmayan kayyum gasplarını ortadan kaldırmak için önemli bir imkandı, ancak hükümet ısrarla bu uygulamayı sürdürüyor. Bu durum, sürecin geleceğine yönelik büyük bir güvensizlik yaratıyor” dedi.
Gasptan vazgeçilmeli
Kayyum gasplarından vazgeçilmesinin, sürece olan güveni büyüteceğini ve sahiplenmeyi artıracağını vurgulayan Zeydan, şunları ekledi: Bundan kimse kaybetmez, AKP de kaybetmez. İktidar, kayyum gasplarını geri çekmez, Sayın Öcalan'ın özgür çalışma ve yaşam koşullarını oluşturmaz, hasta ve siyasi tutsakları serbest bırakmaz, sürgündekilerin ve dağdakilerin siyasete katılımını sağlamaz ve Kürt halkının dil ile kültür haklarını anayasal güvenceye kavuşturmazsa bu süreç ilerleyemez. Bunun da iktidar açısından ciddi bir siyasal bedeli olur. Bu nedenle hükümetin bir an önce kayyumlardan vazgeçerek daha hızlı ve somut adımlar atması gerekiyor.”
***
Kayyumlar iş birlikçi besliyor
Kayyum yönetimlerinin bölgede büyük bir mali kazanç ve rant kapısı hâline getirildiğini söyleyen Zeydan, şunları ifade etti: “Kürdistan genelinde kayyumlar, özellikle AKP siyaseti açısından büyük bir mali kazanç alanına dönüştü. Diğer kurumlarda da usulsüzlük ve yolsuzluklar yaşanıyor olabilir ancak belediyelerde bu durum çok üst seviyelerde seyrediyor. Ortada tam bir cezasızlık hâli var. ‘Ben ne yaparsam yapayım yanıma kâr kalır’ anlayışı hakim. Bu anlayış büyük bir talana ve hırsızlığa yol açıyor. Kendi tabanlarını mali açıdan buradan finanse ediyorlar ve bir çıkar ilişkisi yürütüyorlar. Aslında AKP, bölgenin genelinde adeta bir tabela partisine dönüştü, bir türlü istediği ivmeyi yakalayamıyor. Bunun en temel nedeni Kürt halkına, varlığına ve demokrasiye yapılan saldırılardır. Bu antidemokratik tutum AKP'yi geriletiyor. Geride kalan az sayıdaki kesimi ise belediye kaynakları üzerinden finanse etmeye çalışıyorlar.”
***
Borç üç katına çıktı
DEM Parti Wan Milletvekili Zülküf Uçar, Meclis'teki açıklamasında belediyenin mal varlığının talan edildiğini belirterek şunları söyledi:
* Kayyum döneminde Büyükşehir Belediyesi'ne ait 517 taşınmaz satılmış.
* Belediyenin borcu 25 milyara çıkmış, eski parayla 25 katrilyon. Büyükşehir Belediyesi'ni biz 2024 seçimi sonrası 8 milyar lira borçla devraldık.