Ekonomik krize ilişkin öngörülerdeki karamsarlık, Dünya Ekonomik Formu’na (WEF) katılımını rekor düzeye çıkardı. Aralarında Alman Başbakanı Angela Merkel, Meksika, Hollanda ve Güney Afrika hükümet başkanları, İngiltere Başbakanı David Cameron, ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner, BM Genel Sekreter Ban Ki-Moon ve Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde’nin de bulunduğu 40 devlet ve hükümet  başkanı, seçkin sermayedarlar, ekonomistler ve politikacılardan oluşan 2600 kişi kayak cenneti Davos’da adeta kapitalizmin yarattığı cehennemi çözmeye çalışıyor. Bunun en iyi örneklerinden biri, “Devlet Kapitalizmi mi?” konusunun gündeme alınarak tartışılacak olması.

İltifat ağır havayı dağıtamadı
WEF kurucusu Klaus Schwab’ın açılışta söylediği iltifat dolu sözler ve Davos’un güzeliklerinden dem vuran konuşması da, global kriz havasını dağıtmaya yetmedi. Schwab, küresel değişim, reform ve yeni  sosyal modeller için girişimcilik, yenilikçilik, liderlik ve kararlı eylemlilik vurgularıyla konunun farkında olduğunu da hissettirmeden geçemedi. Kısaca borç krizi, 42. Dünya Ekonomik Forumu’na damgasını vurdu. Bunun farkında olan İsviçre Cumhurbaşkanı Eveline Widmer-Schlumpf, acil eylem çağrısında bulundu. Zirvede ilk konuşan lider Almanya Başbakanı Angela Merkel oldu. Merkel, Euro Bölgesi’nin mali krizden çıkarması için hazırlanan kurtarma fonunun büyütülmesi yönündeki baskılara boyun eğmedi.

‘Piyasalara güven verilmeli’
Merkel, Avrupa’da daha yakın entegrasyonun kurulmasıyla 17 ülkenin dahil olduğu Euro Bölgesi’ndeki borç krizine de çözüm geleceğini belirtti.
IMF Başkanı Christine Lagarde, bu hafta içinde Berlin’de yaptığı açıklamada, Euro Bölgesi’nin güvencesinin iki katına çıkarılmasını, bunu gerçekleştirmek için ise bölgenin geçici ve kalıcı kurtarma fonlarının toplam gücünün 1 trilyon Euro’ya yükseltilmesini istemesine cevaben Merkel, “Şimdi de (fonun) iki katına çıkarılmasını istiyorlar ... Kimisi de ‘üç katına çıkarılsın ancak o zaman size güveniriz’ diyor. Ben de kendime şunu soruyorum: Nereye kadar inandırıcı olacak, nereden sonra olmayacak?” diye konuştu.
“Biz yapamayacağımız bir şeyi vaat etmek istemiyoruz çünkü eğer Almanya piyasaların baskısı karşısında söz verdiği bir şeyi yerine getiremezse, o zaman Avrupa gerçekten kırılgan bir duruma düşer” diyen Merkel, piyasaları yatıştırmak için hükümetlerin politikalarına duyulan güveni yeniden tesis etmek gerektiğini söyledi.
Şimdi geçmiş yılların kapitalist böbürlenmesinden uzak, yorgun ve gergin sermayedarların toplandığı ve daha çok da bir huzurevi edasına bürünen WEF’de Almanya Başbakanı Markel ile IMF başkanı Lagerde’nin buluşacağı oturum heyecanla bekleniyor. Dünyanın iki güçlü kadını olarak sunulan Merkel ve Lagerde’nin global krize ilişkin çok farklı cephelerde yer aldıkları belirtiliyor. Merkel, IMF’nin Euro Bölgesi’ndeki krizi abarttığını ve karamsar bakıldığını açıkça seslendiriyor.

Görülmemiş güvenlik
Davos, katılımı kadar rekor güvenlik önlemleriyle de dikkat çekiyor. Öyleki WEF’e eleştirisel yaklaşımlarıyla tanınan sol eğilimli WOZ gazetesinin bile bu yıl akreditasyon başvurusu reddedildi. Radikal grupların “WEF-İşgal” parolasıyla sürdürdükleri kararlılığın Cumartesi günü yapılması planlanan eyleme nasıl yansıyacağı merak ediliyor. Ayrıca İsviçre İttifakı oluşturan ve aralarında Uluslararası Af Örgütü, Greenpeace ve Terre des Hommes’in de bulunduğu 50 kuruluş, Davos’da seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

ALİ ÖZŞERİK/DAVOS