İsviçre Gündemi

Dünya Ekonomik Formu toplantısında bir konuşma yapan Rusya Federal Uyuşturucu İle Mücadele Servisi Başkanı Viktor İvanov, uyuşturucu trafiğinin dünya ekonomisine zararının 2 trilyon Dolar olduğunu açıkladı. Tüm dünyada yaşanan mali krizin önemli nedenlerinden birinin uyuşturucu trafiği olduğunu kaydeden İvanov, “Narkotik ve uyuşturucu piyasası yaklaşık yıllık 500 milyar Dolara çıktı. Bunun sağlık sektörü, işsizlik ve üretime olumsuz yansımaları dikkate alındığında verdiği zarar 2-3 kat daha fazla. Dünya ekonomisine yıllık zararı 2 trilyon doları buluyor” dedi. Uyuşturucu sektöründe dönen paranın uluslararası mali piyasaların zorunlu bir parçası haline geldiği eleştirisi getiren Rus yetkili, “Dünyanın en büyük bankaları kirli olan bu parayı uyuşturucu satıcılarından kabul ediyor ve dolaylı da olsa uyuşturucu üretimine katkı sağlamış oluyor” uyarısı yaparken, aslında bazı ülkelerin ekonomilerini kara pardan ile ayakta tuttuklarına dikkat çekti.
Birgün sonra Başmüzakereci Egemen Bağış aynı platformlarda Türk ekonomisini övdü, Avrupa’nın Türkiye’yi örnek alması gerektiğinden dem vurdu. Konumuz değil ama Bağış hızını da alamayarak Türkiye’nin demokrasi ve insan  hakları açısından da AB’ye örnek bir ülke olduğundan bahsetti. Aileden Sorumlu Bakan Fatma Şahin de basın karşısında, Türkiye’nin Ortadoğu’da lider ve örnek alınacak tek model olduğunu duraksayarak anlatmaya çalıştı. Katılımcılar önce Rus yetkilisini ardından E.Bağış’ı dinlediler ve tabii bir de dünya ekonomilerinde ülkelerin durumlarını, gelir kaynaklarını, kara para ve uyuşturucu ticaretiyle mücadelelerini yansıtan raporlara göz gezdirdiler.
Aynı gün Türkiye’de Bakanlar “Terörün mali kaynaklarının kurutulması” için toplantı halindeydiler.
Birbirinden ilginç gelişmeler yan yana geldi, ama işin aslı BM’nin, Europol’ün, OCED’nin, ABD’nin Türkiye’ye ilişkin raporlarındaydı. İsterseniz o raporlara bir göz alalım ve Rus bakanın hangi ülkelere işaret ettiğini, ya da Türkiye’nin Ortadoğu ve Arap baharına nasıl örnek bir model olduğunu anlamaya ya da “Terör” mali kaynaklarını kurutmak isteyen Türkiye’nin ekonomisini hangi kaynaklarla beslediğini çözmeye çalışalım. Hiç bir yorum yapmadan o raporlarda Türkiye’ye ilişkin resmi açıklamaları yan yana koyalım. ABD Dışişleri Bakanlığının “2011 Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Stratejisi Raporu”nda, Türkiye’nin Güneybatı Asya’dan Avrupa’ya gönderilen uyuşturucunun önemli bir geçiş rotası olmaya devam ettiği bildirildi.
Bakanlığın ABD Kongresine gönderdiği yıllık raporun Türkiye bölümünde, Türkiye’nin eroin kaçakçılığında üç ana rotadan etkilendiği belirtilerek, bu rotalar “Balkan rotası, kuzey (Karadeniz) rotası ve Doğu Akdeniz rotası” olarak sıralandı.
Türkiye’ye kokainin Güney Amerika’dan, esrarın Lübnan, Arnavutluk ve Afganistan üzerinden girdiği kaydedilen raporda, Türkiye’nin, Afganistan’dan Batı Avrupa’ya gönderilen afyon, İran’dan Uzak Doğu pazarlarına gönderilen metamfetamin ve Doğu Avrupa’dan Ortadoğu ülkelerine gönderilen captagon uyuşturucu hapları için de transit rotası olduğu kaydedildi. Raporun ikinci kısmı olan, “Kara Para Aklama ve Mali Suçlar” bölümünde de Türkiye’nin adı, “en başta kaygı duyulan ülkeler” arasında geçiyor.
Bölümün Türkiye başlığında, Türkiye’nin, başta Orta Asya ve Kafkaslar olmak üzere, Ortadoğu ve Doğu Avrupa için de önemli bir bölgesel finansal merkez olduğuna işaret edildi. Raporda, uyuşturucu kaçakçılığının, Türkiye’de aklanan kara paranın sadece bir kaynağını oluşturduğu, diğerlerinin ise fatura sahtekarlığı ve vergi kaçırma ile daha düşük düzeyde, kaçakçılık, taklit mal ve sahteciliği içerdiği belirtildi.
Europol 2011 Raporu: Avrupa Polis Teşkilatı Europol’ün 2011 Raporu, Türkiye’de iktidarlar değişse de, Türkiye’nin uyuşturucu ve insan ticareti merkezi olma konumunu hala sürdürdüğünü ortaya koydu. Europol’ün bu yıla ilişkin raporunda Türkiye bu iki alanda hala kilit ülke konumunda. AB’ye en fazla eroinin Afganistan’dan, Türkiye ve Balkan ülkeleri yoluyla geldiği belirtilen raporda, Batı Afrikalı uyuşturucu şebekelerinin ağırlıklı olarak İstanbul üzerinden havayoluyla İskandinav ülkelerini hedef aldığı belirtiliyor.
Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suçla Mücadele Bürosu’nun raporlarında da Türkiye’den geçen eroinin yılda 100 ton civarında olduğu kabul ediliyor. İran sınırında kilo fiyatı 4 bin 500 Lira civarında olan eroin İstanbul’a geldiğinde 16 bin Lira’lık kilo fiyatına ulaşıyor.
ABD Dışişleri’nin geçmiş yıllarda yayınlanan raporunda da bu konuya dikkat çekilşti. Raporunda Türkiye ile ilgili şu ifadelere yer veriliyordu. “Gözlemcilerin tahminine göre, Türk ekonomisinin yüzde 50’si kayıt dışı. (...) Kara para hem bankalarda, hem de bankalar dışındaki finans kurumlarında aklanıyor. Türkiye’deki kara para aklama yöntemleri sınırdan döviz kaçakçılığı, ülke içine ve dışına banka transferleri ile gayrimenkul, altın ve lüks otomobil alımını içeriyor. Türk merkezli alıcı - satıcıların, Pakistan ve Afganistan’daki uyuşturucu kaynaklarına para transferini İstanbul’daki döviz büroları aracılığıyla yaptıkları kanısı var. Bu bürolar, fonları Türk bankaları üzerinden Dubai ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde diğer yerlere havale ediyorlar.”
Daha da önemlisi  OECD’nin son raporunda, Türkiye, “gri” tondan, “kara listeye” ‘kayabilir’ deniyor. Ve hiç yorum yapmadan, konuyu bitirelim ve takdiri kamuoyuna bırakalım.