Yönetmenliğini Hüseyin Karabey’in yaptığı “Were Dengê Min-Sesime Gel” filmi, Arjantin’den sonra şimdi de Belçika’nın başkenti Brüksel’de bu yıl ondördüncüsü gerçekleşen Akdeniz Filmleri Festivali’nde (14.Le Festival Cinéma Méditerranéen de Bruxelles) Jüri Özel Ödülü ve Belçika Sinema Eleştirmenleri Ödülü aldı. Were Dengê Min – Sesime Gel, Akdeniz Filmleri Festivali’nde ana yarışmada Türkiye’yi temsil eden tek filmdi.  Festival’de ayrıca yan bölümlerde Türkiye’den yönetmenliğini Nuri Bilge Ceylan’ın yaptığı ‘Kış Uykusu’ ve Tayfun Pirselimoğlu’nun ‘Ben O değilim’ filmleri gösterildi.


80’li yıllarda Kürdistan
Akdeniz’e kıyıları olan ülkelerin katıldığı festivalde ana yarışmada 12 önemli yapım seyirci ile buluştu. Uluslararası Jüri başkanlığını Belçika asıllı Fransız aktris Anne Coesens yaptı. Binlerce Belçikalı’nın takip ettiği festivalde Sesime Gel filmi  ve  yönetmeni Hüseyin Karabey yoğun bir ilgiyle karşılandı. Film, festivalin iki önemli ödülünü; Jüri Özel Ödülü ve Belçika Sinema Eleştirmenleri Ödülünü aldı. Festivalin ana yarışma bölümünde yarışan “Were Dengê Min-Sesime Gel” filminde  Karabey, 1980’li yıllarda Kürdistan’da yaşanmış gerçek bir öyküyü beyaz perdeye aktarıyor. Karabey hikâyesini, Kürt kültürünün önemli bir parçası olan, dengbêjler üzerinden aktarıyor. 1980’li yıllarda Kürdistan’daki karlı bir dağ köyünde yaşayan yaşlı bir kadın Berfe ve onun torunu Jîyan kendilerini büyük bir sıkıntının ortasında bulurlar. Berfe ananın oğlu, Jîyan’ın babası, evin tek erkeği olan Temo köydeki diğer erkeklerle birlikte silah sakladıkları iddiasıyla jandarma tarafından gözaltına alınır. Aileler sakladıkları iddia edilen silahları getirip askere teslim etmedikçe tutuklananlar serbest bırakılmayacaktır. Ve 70 yaşındaki Berfê ana gözaltındaki oğlunu kurtarmak için 8 yaşındaki torunu Jîyan’la birlikte silah aramaya çıkarlar. Karabey filmine dair, “Derdim Türkiye’nin yakın tarihinde olan biten hakkında keskin politik bir tavır sergilemek değil, çünkü böyle çatışmaların iki taraf için de ne kadar acıya ve kayba yol açtığını hepimiz biliyoruz. Bu yüzden de, tebessümle gözyaşlarını hayatın kendisinde olduğu gibi bir araya getirecek bir hikâye anlatmaya ve salondan çıktıktan sonra da izleyicinin zihninde yer edecek bir film yapmaya çalıştım. Umarım bu iki kadının ve onlara eşlik eden dengbejlerin yolculuğu aracılığıyla biz de kendimize ve içinde yaşadığımız dünyaya dair bir şeyleri keşfedebiliriz” diyor.

Ödüle doymuyor

En son Belçika’da 14.Le Festival Cinéma Méditerranéen de Bruxelles film festivalinde iki ödül birden kazanan film, Türkiye’deki festivallere alınmıyor ve tanıtımı engelleniyor.
Latin Amerika’nın Oscar’ı sayılan Mar Del Plata Uluslararası Film Festivali’nden en büyük ödül dahil üç ödül ile dönen “Were Dengê Min-Sesime Gel’’ bu ödüllerle beraber Türkiye’den ve dünyadan toplam 11 ödül almış oldu. 2014 Şubat’ta “Were Dengê Min-Sesime Gel’’ 6000 film arasından seçilerek dünya prömiyerini Berlinale’de yaptı. Nisan ayında Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde, ‘Seyirci Ödülü, En İyi Müzik Ödülü ve Cineuropa.org Ödülü’ aldı.
Ardından Hüseyin Karabey Rotterdam Türk Filmleri Festivali’nde ‘En İyi Film’ ve ‘En İyi Yönetmen’ ödüllerini kucakladı.
2014 Eylül’ünde, İstanbul’da olduğu gibi İtalyanlar seyirciler de “Were Dengê Min-Sesime Gel’’ dediler ve bir ‘Seyirci Ödülü’ de Milano Uluslararası Film Festivali’nden geldi.
Kasım ayında Hüseyin Karabey, Latin Amerika’nın en önemli festivali olan Mar Del Plata Uluslararası Film Festivali’nden en büyük ödül olan ‘En İyi Film’, ‘Signis Ödülü’ ve üçüncü kez ‘Seyirci Ödülü’ aldı.
Ve son olarak ‘Sesime Gel’, 14. Brüksel Akdeniz Filmleri Festivali’nden ‘Jüri Özel Ödülü’ ve ‘Belçika Sinema Eleştirmenleri Ödülü’nü aldı.

“Were Dengê Min-Sesime Gel’’, ‘Başka Sinema Salonları’nda 5 Aralık’ta vizyona girdi.

KÜLTÜR SERVİSİ