Maruz kaldığı baskılara rağmen 1990’lı yıllarda İzmir Mezopotamya Kültür Merkezi’nde uzun süre çalışma yürüten Xecê, 15 yıldır müzik ile uğraşıyor. 
Xecê, 1978 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde doğar. Ailesi, O henüz bir aylıkken Aydın’a göç etmek zorunda kalır. Xecê’nin müziğe ilgisi ilkokuldayken başlar; hem şarkı söylemeyi sever hem de dinlemeyi. Yasak oldukları için gizli gizli Ayşe Şan, Xelîl Xêmgîn, Dilgêş gibi sanatçıların kasetlerini dinler. Bağlamaya olan merakı da o yıllarda başlar. Bu merakını şöyle anlatıyor Xecê: „Hiç unutmam, tahta bir cetvelim vardı. Ben o cetvele misina takar ve saz gibi sesler çıkarmaya çalışırdım. Kendimi hep kalabalık topluluklar karşısında şarkı söylerken hayal ederdim. Bu merak beni sazı kendi kendime öğrenmeye ve çalmaya kadar götürdü. Böylece kulaktan dolma bağlama çalmaya başladım.“ Xecê, daha sonra Ümit Çiçekçioğlu’ndan bağlama eğitimi alır.

Annenin etkisi

Kişiliği ve ilgi alanlarının şekillenmesinde halkının kültürel etkisine vurgu yapan Xecê, „Müziğe olan ilgimdeki en büyük ilham kaynağım geçen yıl kaybettiğim rahmetli annemdir. Aslında ilk olarak Kürt kültürü ve müziğini de annemle tanıdım. Klasik stranlar, hikaye, masal gibi şeyleri annemin içli ve güzel sesinden dinledim. Müziğe beni iten en büyük neden annemdi. Annem gençliğinde köyde sesi ile bilinen ve çok sevilen bir insanmış. Babamın da aynı şekilde sesi güzelmiş ve o da stran söylermiş. Sanırım bu müzik sevdasını annem ve babamdan aldım“ sözleriyle annesinin etkisini de vurguluyor.

MKM ile tanışma

Xecê, ailesiyle yaşadığı Aydın ilinin Ortaklar ilçesinde zeytin, incir, pamuk toplama gibi işlerde çalışır. Çalışma sırasında söylediği şarkılarla dikkat çekmeye başlar. Bir arkadaşının düğününde söylediği şarkılarla Mezopotamya Kültür Merkezi’nin de (MKM) dikkatini çeker. Böylece 1996 yılında MKM’de çalışmaya başlar. Burada Koma Avzem adında bir grup ile müzik yapar. Yedi yılın ardından 2003 yılında MKM’den ayrılır. 4 yıllık aradan sonra ‘Dem’ adlı bir albüme imza atar. Albüme Turan Şengül (6), Mahir Bakiray (1) Ve Cem Cansız (1) besteleriyle katkı sunar.
 
Müzik aşkı ve azim
Yasaklı bir dilin emekçiliğini ve öncülüğünü yapmanın kişiye politik bir kimlik kazandırdığını belirten Xecê, kadın kimliğiyle yaşadığı zorlanmalara da dikkat çekiyor: „Kadın için en büyük engel, feodal aile yapısı ve kadına egemenlikli bakış açısıdır. Ben üzerimdeki aile baskısını, içimdeki müzik aşkı ve azmimle yendim. Sonrasında da ailemin çok büyük desteğini kazandım. Bunda Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin ve kadına biçilen misyonun da etkisi var.“ 
Xecê, Kürt kadınının her alanda olduğu gibi müzikte de gücünü ortaya koyduğunu ifade ediyor. Ayşe Şan ve Meryem Xan gibi usta sanatçıların birer örnek olduğunu dile getiren Xecê, „Bu değerlerin bayrağını devralma sırası bizdedir. Zira Kürt müziğinde genel anlamda bir tıkanma ve tekrar var. Eskiyle yetinme ve üretimsizlikten kaynaklı bir tıkanma bu. Bunun yerine yenilenmek, yeni fikirlere ve yorumlara açık olmak gerekiyor. Bence müziğin ve sanatçının önünün açılması eğitim, yaratıcı fikir ve üretkenliğiyle orantılı şekilde gelişecektir. Kadın sanatçılar açısından da bu böyledir“ diyor.

Sırada ikinci albüm var

Xecê, kısa sürede çoğunluğu kendi bestelerinden oluşan bir albüm hazırlamayı planlıyor. Albümde, Botan yöresine ait (Payîzok) Heyran Jaro ve benzeri anonim eserler ağırlıkta olacak. Xecê, şarkılarının özgün ve halk müziği tarzında olduğunu, ancak kendini geleneksel Kürt müziğine daha yakın bulduğunu dile getiriyor. İkinci albümünde yapacağı bestelerle tarzının daha net ortaya çıkacağını sözlerine ekliyor.

SUNA KÖSE/LONDRA