
Tarihin sıfır noktası olarak nitelendirilen Xerawreşk’te (Göbekli Tepe) yapılan yeni kazı çalışmaları sırasında parçalanmış halde binlerce insan kemiği bulundu. Bunların arasında üzerinde oluk izleri, delikler ya da aşıboyası izleri olan kafatası parçaları da bulunuyor.
Göbeklitepe Höyüğü (Xerawreşk), Riha’da bir tepe üzerine kurulu Cilalı Taş Devri’nden kalma bir mabet. Arkeoloji dünyasının en büyük keşiflerinden biri olarak gösteriliyor.
Göbeklitepe, şehir hayatına geçmemiş olduğu düşünülen avcı-toplayıcı toplumların tapınak inşa etmiş olduğunu gösteren ilk örnek. Bu da şehirleşme ve medeniyet tarihinde devrim niteliğinde bir buluş.
Binlerce insan kemiği bulundu
Erken medeniyet tarihine yeni bir açılım getiren Göbekli Tepe’de yapılan yeni kazılarda binlerce insan kemiği bulundu.
Science Advances’ta yayınlanan makaleye göre ele geçirilen üç yetişkin kafatası parçası üzerinde yapılan incelemeler sonucu, bunların ilk önce derisi yüzülüp üzerindeki etlerinden arındırıldığı, ardından da kemiklere çakmaktaşıyla oyuklar açıldığı anlaşıldı. Veriler, kafataslarını etlerinden arındırmanın o kadar da kolay bir iş olmadığını da gösteriyor, çünkü kasların kemiğe bağlandığı yerlerde kemikler üzerinde kazımadan kaynaklanan çok sayıda çizik bulunuyor.
Kasten bırakılan işaretler, kafataslarında kazara kalmış izlerden açıkça farklılık gösteriyor.
En eski oyulmuş kaftasları
Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsünden Julia Gresky, bu üç kafatasındaki kazıma izlerinin kasten yapıldığının belli olduğunu, kemiklerde çok derin izler bıraktığını söyledi. Gresky’e göre Göbekli Tepe’de bulunan bu üç kafatası parçası dünyada bilinen en erken oyulmuş kafataslarını oluşturuyor.
Göbekli Tepe’de kazı çalışmaları 1995’te başladı ve kazılarda bugüne kadar sekiz oval yapı açığa çıkarıldı. Bu yapıların ortalarında 5 metreden uzun, insanı andıran T biçimli dikilitaşlar bulunuyor. Yapıların duvarlarında da ortadakilerden daha kısa dikilitaşlar görülüyor.
Ölülerin gücü
Arkeologlar, Göbekli Tepe’yi ziyaret eden prehistorik insanlar, kafataslarını asarak atalarını anıyor ya da düşmanlarını sergiliyor olabilir. Gresky bunu “ölülerin gücünün canlılara geçtiğini düşünüyorlardı” şeklinde yorumluyor.
KÜLTÜR SERVİSİ