Fotoğrafı gördük. KDP bayrağını taşıyan askeri bir araç ve o aracın önünde bedenini set yapan iki gerilla. Fotoğrafın verdiği, gösterdiği hakikat karşısında kelimeler kifayetsiz kalıyor. İnsanın vicdanı sızlıyor. Vicdan aynı zamanda tarihtir. Tarihe baktığımızda bu fotoğrafın çokça çekildiğini, sürekli olarak canlı kaldığını görebilirsiniz.
Geçtiğimiz hafta Xanesor’a saldıran KDP (KDP’nin son güncel sürümünde; işletim sistemine DAİŞ, MİT, çeteci katilleri de eklediğini görüyoruz) bu çirkin siyaset tarzını ilk defa yapmıyor.
“Tarih, şimdidir” diyoruz. Son kırk yıla şöyle hızlıca baktığımızda şimdi ve geçmişin kopmaz bağını, çirkefliğin genetik olduğunu görmekte zorlanmayız.
Bilindiği üzere Kürt Özgürlük Hareketi’nin 1982’de yaptığı 2. Kongre’de alınan önemli kararlardan biri de “ülkeye dönüştür”. Gel gör ki kendi ülkene dönmene engel olan yine bir Kürt. KDP engel olur. Bu girişimin sonucu Hêzil çayında on bir arkadaşın şehadetidir.
İki yıl sonra, Kürtlerin kaderini tayin edici niteliği olan 15 Ağustos hamlesinde KDP yine engeldir. Bu hamleye en çok kızan KDP’dir. “Bizden habersiz neden böyle bir şey yaptın?“ der. İdris Barzani o ara kuzeyde ne kadar ilişkileri varsa toplar ve çeteleşmenin önü açılır. Etkileri bugün hala devam etmektedir.
Yine parti tarihinde de “meşhur Sarıkamış seferi” denen olay var. Haftanin’de toplanan gruplara saldırılır ve kışın zorlu şartlarında kuzeye geçmeye zorlanırlar.
Bir başka örnek zamanında Saddam şahsında Derkarê’de yaşananlardır. Peşmergeler burada aynen Şengal’de yaptıkları gibi halkı savunmasız bırakıp kaçarlar. Gerillalar savunma yapar. Halkın Saddam’ın zulmüne uğraması engellenir.
Elbette en meşhur ihanet savaşlarından biri, hatta olan bitenler çerçevesinde bir kırılma olarak da 91 – 92 yıllarında yaşanan savaştır. Bu yıllar savaş hükümetinin, parlamentonun tartışmaları vardır. Güney Kürdistan’da bir hükümet kurar ve YNK + TR de içine katılarak savaş kararı alır. İlk defa önü açılan Kürt ulusal birliğinin önü kesilir ve savaştan önce yapılan ittifak da yok sayılarak topyekün savaşa geçilir. Bugün yaşanan pek çok sorunun kaynağı 92’deki savaştır.
Sonraki yıllarda da tekrar akıl almaz girişimler olur. Mesela 97’de. Yine uluslararası komploya dahil olup ihanet rolünü derinleştirme var.
2000 – 2004 yılları arasında geliştirilen tasfiye ve sosyal reform politikalarında KDP yine başroldedir. Elinden geleni yapar. 2004 ve sonrası da çokça temas yaşandı, fakat Rojava devrimi yine tüm politikaları sil baştan bize gösterdi.
Dar oligarşik zihniyetini aşamayan, günübirlik siyaset tarzı ile anti Kürt çizgide en üst aşamaya, Êzîdî halkı şahsında Şengal gerçekliği ile ulaştı KDP. Xanesor ile de bir kez daha pekiştirdi.
Tekrar tekrar sormak lazım:
Bu kadar dar, bencil, ilkesiz ve ulusallıktan uzak, ucube ideolojik yaklaşımlarla nereye kadar yol almayı düşünüyor?