Burada yaşayan Kürtlerin büyük bir bölümü, diğer bir deyişle yaşlıları hariç hiçbiri Kürtçe bilmiyor. Bu durum birkaç aydın dışında orada yaşayan Kürtleri rahatsız etmiyor. Bununla mücadele etmenin en kestirme, kolay ve masrafsız yolu, Kürtçe müziğin yaygınlaştırılması.

Xorasan... Kimine göre Kürtlerin, kimine göre savaşların, kahramanlıkların, Ebû Muslîmî Xorasanî’nin veya güneşin ülkesi. Ama benim için sürgünün, acının, gözyaşının, asimilasyonun ve Kürt gücünün dağıtılmasının yurdu. Çünkü buradaki Kürtler ile Orta Anadolu ve diğer bölgelere dağıtılanlar en azından altı milyonluk bir kitle ve dağıtılmasalardı çok büyük bir güç olacaklardı. Bugün her biri kendi bölgesinde eriyor, asimile oluyor, kimliğini, ulusal benliğini kaybediyor. Bu nedenle Xorasan bana hep acı veriyor. Halkın çoğunun diğer bölgelerden ve Kürtlerden habersiz olmaları, köprüler kurmaya çalışmamaları, geçmiş ve geleceklerini merak etmemeleri tabii ki insanı üzüyor ama içerinde büyük bir potansiyeli de barındırdığını belirtmek gerekir. Çünkü hiç ummadığınız biri söyledikleriyle insanı şaşırtabiliyor. Yaşlı bir amca ile sohbet ederken bana; ”Bak, Kürtleri birleştirecek ve kurtaracak biri vardı. Evet, Öcalan Kürtleri birleştirecekti ama izin vermediler. Amerika onu tutup İmralı’ya attı. Bu dünya böyle işte, hala bir nefes almamıza izin vermiyorlar!” deyince az kalsın dilimi yutacaktım. Bu sessiz insanların o kadar da kayıtsız olmadıklarının işaretiydi bu sözler. Ama gençleri narkotik belasından ve hayali inançlardan kurtarmak, onları ulusal dava halayına kaldırmak için dışarıdaki Kürtlerin kültürel alanda, özellikle de müzik, şiir, yazım ile mali alanda buradaki soydaşlarına el uzatması gerekiyor.

Günümüzde Xorasan eyaleti üçe (2004) bölünmüş: ‘Xorasanî Cûnub’ güney kısmı, başkenti Bircen ve Afganistan sınırının bir kısmını kapsıyor. ‘Xorasanî Rezawî’, Türkmenistan ile sınır, Meşhed ve çevresini kapsar, toplam nüfusu altı milyona yakın. ‘Xorasanî Şîmal de Türkmenistan ve eski Mazendaran ile sınır, bir milyona yakın nüfusu var ve Kürt şehri Bojnurd çevresini kapsıyor.

Meşhed, 5 milyonu aşan nüfusu ile kuzeyin en büyük şehri. Yazın nüfusun 7 milyonu bulduğu söyleniyor. Bu şehirde önemli bir Kürt nüfusu yaşıyor. Tahmini rakam 500 bin. Burada yaşayan Kürtlerin büyük bir bölümü, diğer bir deyişle yaşlıları hariç hiçbiri Kürtçe bilmiyor. Daha önceki seferimde evlerde Kürtçe konuşulurdu ama şimdi tamamıyla yerini Farsçaya bırakmış. Bu durum orada yaşayan Kürtleri rahatsız etmiyor. Birkaç aydın dışında halk Kürtçenin kaybolmasını dert etmiyor. Çünkü kendisi sistemle bütünleşmiş. Dinin ve diğer tarihi geleneklerin aynı olması bu süreci daha da hızlandırıyor ve şimdilik orada yaşayan Kürtler bu hallerinden memnun. Bununla mücadele etmenin en kestirme, kolay ve masrafsız yolu, Kürtçe müziğin yaygınlaştırılması. Özellikle de Kuzey Kürdistan’ın hafif müzik parçalarının her vasıta ile halk arasında yaygınlaştırılması derin yaraya bir sargı bandı olabilir.

 
 

Xorasan’da Kürtlerin geçmişi

Xorasan, eskiden beri kesinlikle bir Kürt ve Arî yurdudur. Bazı Türk tarih yazarları Xorasan’ın bir Türk yurdu olduğunu ve oradan gelenlerin hepsinin Türk olduğunu ileri sürerler. Özellikle de Kürt Alevileri ve Kirmanckî şivesini konuşan insanlarımız üzerinde bu propaganda yürütülerek Kürt gücünü parçalamak istiyorlar. Tam aksine oradan Anadolu’ya gelen Kürtler, Osmanlıların güçlenmesi ile Dersim çevresinden tekrar Xorasan’a gittiğini vurgulamak gerekir. Türk propagandasına bazı Kürtler de alet olmuş vaziyette ama Xorasan’ın bir Türk yurdu olduğu doğru değildir.

Kürtlerin ataları olarak kabul edilen H/Xorîlerin MÖ 4 bin yıllarından başlayarak Xorasan’a gidip geldiğini tarihçiler söylüyor. MÖ bin 200 yıllarında Hitit imparatorluğunun yıkılmasından sonra Kürdistan’ı terkeden büyük çoğunluk da Xorasan’da kümelenmiştir.

Medler döneminde de ‘Reşan’ adlı bir kümenin orada yaşadığı, silahlı ve savaşçı bir halk olduğu ve Medlere Ninova’nın düşürülmesinde yardım ettiklerini belgeler söyler. Onların büyük bir ihtimalle bugünkü Reşî aşiret federasyonu olduğu söylenebilir. Ayrıca bugün Xorasan’da yaşayanlar, bir Med şehrinin varlığından bahsediyor, yerini gösteriyorlar ama bu konuda belge yok. Med döneminde, Yenisey yazıtları üzerinde Qereçorlu Kürt aşiretinin ismine rastlandığını Macar bilim insanları tespit etmiştir.

Yazılı tarihin babası olarak bilinen Heredot, MÖ 400’lü yıllarda yazdığı kitapta Xorasan’da yaşayan halka ’Arî’ ismini verir. Bunun da Kürtler olduğundan kuşku yok. Heredot, Farsları bile Arî olarak görmez ve onlara ’Kephen’ ismini verir.

Türk tarihçilerinin ‘Türk’ diye saydığı Oğuzların büyük çoğunluğunun Kürt olduğunu biliyoruz. Bunlar Moğolların gelişine kadar (1200) Xorasan’ı yurt edinmişlerdir.

Emevi ve Abbasi dönemlerinde oradaki Kürtlerin bir kısmının Anadolu’ya getirilerek Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasında yerleştirildiği bilinir.

Son olarak da 1500 yılında Safevi devletinin kurulması ile Kürtler oraya tekrar gitti. Tabii ki örnekleri çoğaltmak mümkün. Ama Xorasan hiçbir zaman Kürtsüz olmadı.