Modern zamanın en ünlü şairi Elîreza Spahî Layîn’dir (Kawa Zêdî). Şiir, şarkı, makale yazarı ve aynı zamanda ’Suweyda’ adındaki derginin editörü. Daha öncede ’Kurmanj’ adlı derginin çıkarılmasında rolü büyük olan militan aydınlardan biri. Edebiyat ve gazetecilik alanındaki çalışmalarından dolayı iki kere hapis yatmış.

 Şiirin Xorasan Kürtleri arasında gelişkin olmasında geleneklerin ve elbette dutarın (saz) rolü de yadsınamaz. Her evde bir dutar ve şair bulmak mümkün. Belki herkes bunu kağıda dökmüyor ama çoğu söylüyor ve okuyor.

Xorasan edebiyatının en gelişkin kolu şiirdir. Belki de Cafer Qulî’nin yolundaki soydaşları onun izini takip etmeye devam ediyor. Klasik anlamdaki en büyük şairleri şüphesiz Cafer Qulî’dir ve şiirleri herkesin ağzında. Yazar Kelîmullah Tewahuddî, Qulî’nin şiirlerini toplayarak bir kitap içinde halkın hizmetine sunmuş ama yazılmayan, özellikle de yaşlıların okuduğu çok şiirin de halk arasında dolaştığını söylemek gerekir.

Modern zamanın en ünlü şairi de Elîreza Spahî Layîn’dir (Kawa Zêdî). 1971 yılında Lain bölgesindeki Sendifale köyünde dünyaya gelir. Meşhed Firdewsi Üniversitesi’nde Dil ve Fransız Edebiyatı okumuş. Şiir, şarkı, makale yazarı ve aynı zamanda son zamanlara kadar çıkan ’Suweyda’ adındaki derginin editörü. Daha öncede ’Kurmanj’ adlı derginin çıkarılmasında ve içeriğinde rolü büyük olan militan aydınlardan biri. Edebiyat ve gazetecilik alanındaki çalışmalarından dolayı iki kere hapis yatmış.

Şimdiye kadar 15 şiir kitabı yayınlamış, 10 tanesi de basıma hazırdır. Latin Kurmancîsi ile yazan ender aydınlardan biridir. Basılmış bazı kitapları şunlar:

1. Şerhê Butperstîha (Butperestlik Açıklamaları)

2. Fevvariha (Bilqînan. 2016 yılında İran’ın en önemli şiir ödülüne layık görülmüştür.)

3. Teqvîma Tenhayî (Tutuklanma Takvimi)

4. Êşq Ma ra Nimîdehed Bazî (Aşk Bizimle oynamaz)

5. Ma bi rivayatê Men (Benim Kelimelerimle Biz)

6. Bijartiya Helbestan (Seçme Şiirler)

7. Ez Xûbî Zîbayî (Güzelik ve İyilik) ve benzerleri.

8. Tawanbar (Suçlu). Türkiye de basım aşamasında.

Bu kitaptaki bir şiir de Spahi:

Ez im kurd!

Tawanbarê hebûnekî bêmerz

û jiyanekî bêrêz

tawanbarê bêçima hebûnê

û bêçima jiyanê!

(1) Tercümelerini tam doğru yapmamış olabilirim.

“Çima li gundan bêyar im?

Çima li bajaran bêkar im?

Çima ji xwe bêzar im?

Çima li welatan koçber im?

Çima bi salan e li zîndanan

êsîr im

ji dest azadîyê…” der.

Kawa Zêdî dışında öne çıkan önemli şairlerden biri Hesen Rûşen, bir diğeri de Îsmaîl’dir. İkisinin de çıkan kitapları var.  Îsmaîl, yazdığı devrimci şiirler ile öne çıkan şairlerden biri. Özellikle de sayın Öcalan ve siyasi mücadele üzerine yazdığı şiirler ile Latin alfabesiyle yazmadaki ısrarı nedeniyle hedef olmuş, bir sürü baskı ile karşı karşıya kalmıştır. Bunlar dışında da onlarca genç şairden bahsetmek mümkün. Hasan Ruşen de şiir alanında isminden bahsedilen biri. ”Çiksay” adlı kitabının girişinde; ”Bu unutulan yurdumun hikayesidir” der ve iki şiirinde hasretini şöyle dile getirir:

Ban dikim we (bi) sîngekê tijî şewat:

Ella xwedê can! We serê me çi hat?

Eger arê dilê min ser hilînê

Berfê serê çiyan deşewitînê

Eger kunîrê (birin) dilê min ser vake

Çavên xwedê tijê hêstir deken

Welatê min! Welatê ketiye wer bî!

Welatê çav têr û zikê birçî!

Welatê dil kunîşk û rîşê rîşê!

Bangî dekim sa te ra hemîşe

Bangî dekim sa te ra we (bi) kulaman

We çavê we hêstir û tijê erman

Şiirin Xorasan Kürtleri arasında gelişkin olmasında geleneklerin ve elbette dutarın (saz) rolü de yadsınamaz. Her evde bir dutar ve şair bulmak mümkün. Belki herkes bunu kağıda dökmüyor ama çoğu söylüyor ve okuyor. Bunun için özellikle de ‘sexiştî’ dedikleri üç mısralı, kafiyeli şiir çok gelişkin. Halk arasında çok yaygın. Bunun dışında modern stilde yazan ve ulusal düzeydeki sorunlara uzak kalmayan birçok şair de mevcut. Bunların büyük bir kısmının devlet baskısı altında olduğunu hatırlatmak lazım. Hepsinin etrafı çevrili, sınırlandırılmış ve başkası ile ilişkiye geçmesi engelleniyor. Özellikle de dışardan gelen biri ile… Latin Kürtçesi ile yazan birinin bu şair ve yazarlarla ilişkiye geçmesi kırmızı çizgileri aşmak gibi bir şey.

Orada olduğum müddette bu çevre ile ilişkiye geçmek istedim. Bazıları meseleyi bildiği için telefonlara yanıt vermedi, bazıları zamanım yok dedi, bazıları da sorgulandı. Latin Kürtçesi ile yazan, ulusal sorunları, özgürlüğü dile getiren tanıdık bir şair bunda ısrar edince ünlü bir yöneticinin danışmanlığından normal bir öğretmenliğe indirildi. Bir diğeri önemli bir görevden atıldı, bir sene zindana konuldu ve şimdi 24 saat gözlem altında.

Bu konuda devlet baskısına bir örnek verirsek konu daha iyi anlaşılır: İki ay önce (Haziran 2019) Esferayin’ın Şiir Encümeni (Esfarayin gençleri) bir şiir gecesi düzenlemiş. Birçok şairin yanında yazar Kelîmullah Tewahudî, şair Elî Riza Spahî, şair Mahbubeyî Saadetmen, şair Şerko ve araştırmacı yazar Golî Şadkam da davet edilmiş. Bunlar Meşhed’den yola çıkıp Şîrvan’a gelirler. Şîrvan’da da onlara şair Îsmaîl ve Dr. Ferhadî de katılacak, böylelikle yollarına devam edeceklerdir. Şîrvan’da bunlara bir telefon gelir ve Elî Riza’nın gelmemesini isterler. Derin devletten birileri şiir encümenini arayarak Spahî’nin katılmaması gerektiğini iletir. Encümen de katılımcıları arayarak kararı bildirir. Bunun üzerine şairler aralarında karar alır ve hiçbiri gitmez. Bu olay büyük tartışmalara neden olur. Halkın da dediği gibi ‘devlet içinde devlet var ve biri diğerini kontrol edemiyor.’ Çünkü iki sene önce Elî Riza, Hamaney’in daveti ile Tahran’a gider, şiir okur ve sorunları dile getiren bir mektup sunar. Ama devletin içinde esas olan ‘derin devlet’ olarak adlandırılabilecek olan, istihbaratın uygulamaları... Diğer yöneticilerin söyledikleri ikinci plandadır veya onların nezdinde fazla önemli değildir.

Devletin, araçları vasıtası ile Xorasanlı yazar ve düşünürlerden istedikleri şunlardır: “Devlet hakkında kötü söz söylemeyin, eleştirmeyin ve yazmayın. Latin alfabesi ile yazmayın. Kürt bayrağını kullanmayın ve asmayın. Kürt giysilerini kullanmayın.” Bunlar resmi ama yazılı olmayan derin devletin istekleri. Eminim ki resmi olmayanlar arasında da “dışardan gelen Kürtlerle ilişkiye geçmeyin, dışarıdaki Kürt panel ve seminerlerine katılmayın ve dışarıdaki dergi ve gazetelere yazmayın” gibi istekler de vardır. Bunun ispatı, dil çalışmaları için İstanbul’a birkaç kez giden bir dilbilimcinin derin devlet tarafından sorgulanması ve korkutulması gösterilebilir.

Devletin dışarıdan gelenlerle ilgili paranoyası, korkusu var. Bu açık bir durum ve fazla gizleme gereği de duymuyorlar. Buna örnek olarak konuştuğum bir Kürt polisinin söylediklerini verebilirim. Kürt polis, ”Dışarıdan gelen biriyle konuştuğumuzda bize, “Devletin gizli sırlarını mı verdin? Siz ajan mısınız?” gibi sorular sorar, derhal sorguya çeker ve işten atarlar” demesi herhalde herşeyi anlatıyor.

Xorasan’da şiir esasında halkın bastırılmış ruhunun sesi ve isyanıdır! Halk bastırılan duygu, düşünce ve özgürlük istemlerini şiir vasıtasıyla dile getiriyor. Bu bir çığlık ve zulme isyandır. Yaygın olmasının nedeni budur!

 
 

Dil

 

Bugün Xorasan’da Kürtçe’nin büyük bir tehlike altında olduğunu söylemek abartı değil. En son 16 yıl önce gitmiştim. O zaman köylerde Kürtçe konuşulurdu. Meşhed’deki Kürtler evlerinde Kürtçe konuşurdu ama şimdi bu, yerini Farsçaya bırakmış durumda. Bazı aydınlar dışında bu konuda çaba harcayan, dilin kaybolmaması için telaş içinde olan kimse de yok. Kısacası dil için tehlike çok büyük!

Halk, devamlı devlet TV’lerini, oradaki dizi filmlerini ve çocuk programlarını izliyor. Devletin Kürtçe kanallarını bile seyretmiyor, onları umursamıyor ve bu konudaki rahatlıkları insanı hayrete düşürür derecede. Çok sevdikleri müziklerini bile yavaş yavaş terk ederek Farsça müzik dinlemeye başlamaları endişe verici. Bunun önüne geçmenin tek yolu da yine müzik, dergi, gazete ve kitap. Bu konuda Xorasanlı müzisyenlerin klasik okuma alışkanlıklarını değiştirmeleri, zamana yanıt olabilecek okuma tarzını yakalamaları gerekir. Bu konuda dışarıdaki Kürtlerin de elbet yardımı olabilir. Kürt müziğinin popüler olan parçalarını, özellikle de gençlere ve çocuklara hitap eden müziğin orada yaygın bir şekilde dağıtılması gerekir. Bunu, oraya gezmeye gidenlerin yapabileceği gibi, kurumlarımız da çeşitli çalışmalar yaparak yardımcı olabilir.