
AKP Hükümeti'ne seslenen Demirtaş, çözüm için kapılarının açık olduğunu kaydederek, "Gerçekten de siyasi bir çözüm projeniz varsa, yeni bir süreç başlatmak istiyorsanız müzakerenin koşullarını, zeminini birlikte yaratalım. Müzakere yapmak isteyen samimi olur, müzakerenin koşullarının oluşmasına destek verir ve biz de bu sürecin gelişmesi için katkı sunarız ama öyle şartlı şurtlu değil. 'Bir yandan asarım, kesirim, terörle mücadele ederim, bir yandan da konuşurum' diyorsan, kendini kandırırsın" dedi.
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, dün partisinin Meclis Grup toplantısında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Demirtaş yaptığı konuşmada, ölen 4 madenci ile doğal gazdan zehirlenen 5 kişiye Allah'tan rahmet diledi. Türkiye'de insan yaşamının ucuz olduğunu söyleyen Demirtaş, "9 yurttaş yoksulluktan hayatını kaybetti ama Başbakan'ın keyfi yerinde, ülkede güllük gülistanlık havası yaratmaya çalışıyor" dedi.
İdam cezası sürüyor
Demirtaş, hasta tutsakların cezaevlerinde ölüme terk edilmesinin idam cezasıyla eşdeğer olduğuna dikkat çekti. Ağır hasta tutsak Mahmut Karataş'ın ölümünden hükümeti sorumlu tutan Demirtaş, "İşte bu, ölüm cezasının kendisidir. İdam cezası kaldırıldı diyenlere ibret vesikasıdır. Türkiye'de kimse idam cezası yok demesin. Yardım yataklıktan yaşlı şeker hastasını içeri atarak idam cezasını uyguluyorsunuz zaten" dedi.
Cezaevleri işkencehane oldu
Cezaevlerinde bir trajedi yaşandığını, işkencehaneye dönüştüğünü, küçücük hücrelerde 40 kişinin kaldığını, bu uygulamaların 12 Eylül darbe dönemlerini hatırlattığını belirten Demirtaş, ''Cezaevleri şu anda işkencehanedir. 140 bin tutuklu ve hükümlü her gün işkence görüyor. Bu, Hükümet, Adalet Bakanlığı adına utançtır. 1500 kişi açlık grevinde. Bir çoğu ölüm sınırına dayanmış durumda ama hükümetin böyle bir gündemi yok'' diye konuştu.
Roboskî kapanmaz
Demirtaş, Roboskî Katliamı'nın üzerinden 98 gün geçmesine rağmen kimsenin ifadesinin dahi alınmadığını belirterek, "Ama tutuklu olanlar var, Uludere'de katledilenlerin yakınları. Milletvekilleri, gazeteciler, belediye başkanları tutuklu. Ama onları katledenler ifadeye bile çağrılmadı. 'Uludere'yi 'kapattık, örttük' diyenlere bir kez daha sesleniyorum; İki elimiz yakanızda. Sorumlular ortaya çıkacak'' dedi.
Şimdiye kadar tek bir yetkilinin ifadesi alınmadığını, soruşturmanın hala gizli olduğunu belirten Demirtaş, şunları söyledi: ''Neyi kimden gizliyorsunuz? Tek bir doyurucu açıklama yapılmadı. Tek bir özür yok. Hükümet hasır altı etmeye çalışıyor. Meclis İnsan Hakları Komisyonu rapor hazırlayacak, Genelkurmay Başkanlığı'ndan bir aydır rapor bekliyor. 50 metrelik yolu bir aydır katedemediniz mi? Bunun hesabını soramayan Komisyon Başkanı 'görevimi yapamıyorum' demeli, onurunu korumalı ve istifa etmelidir. Yaşanan katliama dünya sessiz kalsa da, arkanıza uluslararası güçleri alsanız da vicdanlarda mahkum oldunuz. Uludere kapanmadı kapanmayacak."
Hükümet avukatları kurban etti
Dünya Avukatlar Günü'nde cezaevlerinde 40'tan fazla avukatın tutuklu olduğunu kaydeden Demirtaş, "Bunlardan bir kısmı da Öcalan'ın avukatlığını yapanlar. Mektup getirip götürmekten tutuklular" ifadesini kullandı. Demirtaş, sözü PKK ve MİT Müşteşarı Hakan Fidan arasında yapılan Oslo görüşmelerine getirdi ve şöyle devam etti: "Savcı avukatlara ısrarla Oslo'ya giden heyette kimler var? İmralı'ya kimler gidiyor? diye soruyor. Bunlara ilişkin bir şey alamayınca tutukluyor. Madem Oslo görüşmelerini yürütenlere, İmralı görüşmelerini yürütenlere sahip çıkıyorsunuz o zaman avukatların suçu nedir? Müzakere sürecinin en önemli ayağını kendi elinizle tasfiye ediyorsunuz. Avukatlar 5 aydır yargılanmayı bekliyor. Daha ortada iddianame bile yok. Hükümet onları kurban etmiştir."
Paket açıklamaktan bıkmadınız
''Yeni strateji'' tartışmalarının başlatıldığını anımsatan Demirtaş, ''Varsa hükümetin bir stratejisi açıklasın, tartışalım'' dedi. Türk Başbakan Erdoğan'ın ''terörle mücadele, siyasi uzantılarla müzakere'' sözüne atıfta bulunan Demirtaş, Kürt sorununun çözümüne ilişkin Cumhuriyet tarihinde 70'ten fazla plan-proje hazırlandığını ifade etti.
Ne çözüyor ne rahat bırakıyor
Buna ilişkin gazete kupürlerinden örnekler veren Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Biz paketlerden bıktık, siz bu paketleri açıklamaktan bıkmadınız. Devletin Kürt halkıyla ilişkisi psikopata bağlanmış durumda. 'Ya benimsin ya kara toprağın' misali ne Kürt sorununu çözüyor ne Kürtler'i rahat bırakıyor. Son paket de bunun bir devamı. Kürt sorununu çözme niyetiniz mi var, samimi misiniz, bu konuyu konuşarak mı çözmek istiyorsunuz, buyurun kapımız açık. Gerçekten de siyasi bir çözüm projeniz varsa, yeni bir süreç başlatmak istiyorsanız müzakerenin koşullarını, zeminini birlikte yaratalım. Şu anda bu zemin, koşul yok. Çünkü 2,5 yıl yürüttüğünüz bir müzakere vardı, bu niye koptu, niye kesintiye uğradı, bunları kamuoyuna açıklamadınız. Yeni bir müzakere başlayacaksa eskisinden kopuk nasıl olacak? Bu müzakereler yokmuş gibi davranamayız.
Hükümetle canlı yayında görüşürüz
Müzakerelerin zeminini ve koşullarını oluşturmak üzere Hükümet ile görüşmeye hazırız. Bir ön şart olarak ifade etmiyorum ama yapacağımız görüşme canlı yayınlansın. Kim ne istiyor, neye karşı çıkıyor, Türkiye bunu bilsin. Nerede tıkanmış, bunlar bilinsin. Canlı yayın olmayacaksa da biz kapalı görüşme yapmayız. Canlı yayın olmayacaksa ne konuşulmuş ne tartışılmış halkımızla bunları paylaşırız. Müzakere yapmak isteyen samimi olur, müzakerenin koşullarının oluşmasına destek verir ve biz de bu sürecin gelişmesi için katkı sunarız ama öyle şartlı şurtlu değil. 'Bir yandan asarım, keserim, terörle mücadele ederim, bir yandan da konuşurum' diyorsan, kendini kandırırsın.''
Önce hakaretten vazgeç
"Bütün aktörlerin usulüne uygun bir şekilde sürece dahil edilmesi" gerektiğini kaydeden Demirtaş, "Müzakere masasını karşı tarafı zayıflatmak için kullanamazsınız. Bizimle müzakere yürütmek istiyorlarsa önce hakaret dilinden vazgeçsinler. Biz kimsenin uzantısı değiliz. Halktan aldığımız yetki ve talimat dışında kimseden yetki ve talimat almayız. Bizimle bu sıfatla görüşebilirseniz, biz kimseyi temsil etmiyoruz. Biz samimi şekilde sürece katkı sunmaya hazırız'' diye konuştu.
Amara'da olacağız
Hükümete mesafe katetmek istiyorsa Amara Yürüyüşü'nü yasaklamaktan vazgeçmesi gerektiğini söyleyen Demirtaş, "Newroz gibi Amara Yürüyüşü de meşru bir haktır. Biz de halkımızın yanında olacağız ve Amara'da olacağız" dedi.
ANKARA