Bu söz TC başbakanı R.T Erdoğan’a ait. PKK’li militanlarla bir tesadüf sonucu kucaklaşmak zorunda kalan BDP vekillerini eleştirmek için yapılmış bir konuşmada ki en çarpıcı ve en kısa  cümle. Aslında Erdoğan bu sözü ile sadece BDP’lilere değil, bütün Kürtlere sesleniyor. Ve aynı Erdoğan çok değil iki gün önce o Kürtleri çağırdığı, TBMM’de yaptığı bir konuşmada yargıya emir verdik, yargı gerekeni yapacak dedi.
Türkiye’nin ve sistemin içinde bulunduğu durumu bu iki cümleden daha iyi anlatacak, daha iyi tanımlayacak bir cümlenin zor bulunacağını düşünüyorum.
Bunlar Erdoğan’ın dil sürçmeleri de değil. Erdoğan’ın bilinçaltı da değil. Açık ve teredütsüz söylediği sözler. Söylerken hem inancını, hem de bu inanca bağlı olarak yapılması gerekenler olduğunu ve bunları yapacağına da muktedir olduğunu ifade eden bir vücut dili vardı.
Kısacası Erdoğan ilk defa bu kadar net RTC’nin (Recep Tayyip Cumhuriyeti) kuruluşunu ilan ediyordu. Erdoğan TC’yi RTC’ye dönüştüreceğinin sinyallerini ilk iktidar dönemlerinde verdi. Ancak bazıları bunları görmedi, bazıları da görmek istemedi, bazıları da Ordu –yargı- CHP- medya belasından kurtulmak için göz yumdu.
Erdoğan, TC’de demokrasi olduğuna, yargının da bağımsız olduğuna inananlara güzel bir nanik yaptı… TC’nin demokratik bir devlet olduğuna inanlar bunu düşünsünler. Bu Türklerin sorunu... ve de TC’nin büyük bir devlet olduğuna inanan zavallı Kürtler’in sorunu...
Benim için Erdoğan’ın Kürtler ile ilgili söylediği önemli.
Aslında bu söz, TC’nin kuruluşundan bu yana Kürtlere uyguladığı politikanın, ilk defa bu kadar açık ve net özetlenmiş halidir. Ve ilk defa devleti temsil eden bir kişinin ağzından çıkmıştır. Hani politika düşündüğünü söylememektir ya…  Erdoğan yalnızca düşüncelerini değil, dürtülerini de ifade etmeyi beceren ender insanlardandır… Birçok insan dürtülerinin ne olduğunu bilmez, büyük çabalar ile öğrenenlerde bu dürtülerinden utandıkları için her türlü yöntemi kullanarak  gizlemeye çalışırlar. Uygar insanlar da bu dürtülerini bilir tanır ve kontrol ederler, dürtülerin düşüncelerine etkisini minimalize etmeye çalışırlar. Oysa Erdoğan bunların hiç birini yapmıyor, yapamıyor ya da yapmak istemiyor. İşte Erdoğan’ı farlklı kılan bu özelliğidir. Erdoğan’ın analizini Türk medyasının ak- pak analistlerine, derin –polis startejistlerine bırakıyorum…
Hiç bir T.C başbakanı bu kadar açık Kürtlere yol göstermedi… TC’nin Kürt hikayesini özetlersek bir kaç aşama ya da episod olduğunu görmek mümkün. Bu episodları şöyle sıralayabiliriz.
Birinci episode ve en uzun süreni, kısaca TC’ye damgasını vuran. Kürtler yoktur… Var olduğunu iddia edenler de yok edilirdi…
İkinci episod çok kısa sürdü. Bu episodun özelliği yok olan Kürtler birden var oldular!!! Ancak şartlı. Türk gibi olmak, Türk gibi düşünmek şartı ile Kürtler kabul edildi. Yani bir Türk Kürtler vardı bir de PKK’li (öcü) Kürtler vardı… Ya da, daha inernationel tanımlama ile Beyaz ve Kara Kürtler vardı…
Beyaz Kürtler, Türk gibi düşünen, Türk gibi konuşan, TC de bütün kapıların açık olduğu, Tv ekranlarında bol bol gördüğümüz, Türk ve Türklüğün egosunu okşayan ve hatta apartı olmayacak Türk’ü ve Türklüğü yalayan tipler… Aslında bayağı da çoklar… Beyaz Kürtler’in epeyce de bir marifetleri var…
Üçüncü episod Erdoğan’ın psikolojik dengesinin labielleştiği döneme rast geliyor. Erdoğan, Suriye’de ki politkasının çöküşü, dış dünyadan beklediği desteği alamayışı ve PKK’nin silahlı savaşı, bir üst düzeye çıkarması sonucu, bayağı değişti…
Ancak “Ya Kandil ya da TBMM sözü”, sadece labiel bir psikolojik dengeye bağlanamaz. Bu Erdoğan’ın uzun süredir söylediği, Kürt açılımındaki! Yeni stratejisi…
Erdoğan diyor ki… Beyaz Kürtler TBMM de kalabilir, kara Kürtler kesinlikle Kandil’e… 
Açıkça, Politika yapılan mekanları da ayırmak istiyor. Bu  mekanların sayısı ve niteliği giderek artacak. Tıpkı Erdoğan’ın söylediği gibi, Sivas’ın ötesi Kürtlerin mekanı olacak, berisi Türkler’in. Bu da dil sürçmesi değildi...
Erdoğan, Kürtlere kendi parlamentonuzu kurun diyor... Kendi yargınızı kurun... Bizim yargıda da bizim parlamentoda da, bizim basın da da size yer yok...
Bence Erdoğan haklı...
Kürtlerin de büyük çoğunluğunun Erdoğan’ı haklı bulacağını düşünüyorum… Bir farklılığımız var.
Kürtler, parlamentolarını Amed’e kurmak istiyorlar...