
Yenilmenin adı değişiyor günümüz kirli siyasetinde, düşmüşlüğün adı değişiyor buz tutmuş tekeller arası vicdansızlık defterinde. Herkesin haberi olsun, “Kobanê düştü” diyenlere verecek tek bir cevap var, o da “Kobanê düşmedi dünya düştü” cevabıdır. Bundan böyle insanlık, yenilmenin adını T.C devletinin onurdan pay almamış yaklaşımında arayacak. Devletlerin sinsi emellerinde bulacak, düşmüşlüğün her türlüsünü. Ve artık bundan böyle yenilmemenin ve düşmemenin yeni adı ise Kobanê olacak. Onur ve insanlık erdemlerini bilen herkes böyle diyor, böyle biliyor... Hem artık Kobanê yüz bin kez düşse de kazanan Kürt halkının onurudur. Bunu bütün dünya biliyor. Bu devletsiz halk, kendi kendini yönetecek demokratik özerkliğin adımlarını her şeye rağmen atıp günden güne ilerliyor. Bu resmi kabul edilmeyen, ordusuz halkın her neferi kendini Rojava'da, Şengal’de Kuzey ve Güney’ Kürdistan’da, amansızca savunuyor, bütün dünya bunu itiraf etmeli ki bu destansı direnişi şimdiye kadar hiçbir devlet ve ordu başaramamıştır. Kısacası anlaşılan odur ki bu gelişmelerin hiçbirini hazım edemeyen kapitalist güçlerin çirkin oyunları bumerang gibi sahibine dönecektir. Şimdi Kobanê halkı insanlık adına IŞİD'e karşı savaşıyor, bunu kimse inkar edemez. Eğer Kobanê düşerse IŞİD ve AKP ortaklığı bir devrimi düşmüş bilecek. Ama eğer Kobanê bu destansı direnişini başarıyla sonuçlandırırsa o zaman bütün Ortadoğu'nun özgürlüğü, baskıcı ve faşist rejimler karşısında kendini ilan edecek.
Kürtler için tarih sahnesinde doğan yeni avantajlar oluştu. Daha doğrusu bütün bu zulmün doğurduğu dezavantajlar, avantaja dönüşmeye başladı. Kürdistan’ın bütün sınırlarını ortadan kaldıracak bu serhildan ruhu Kürtleri birleştirip direniş cephesini bütün Kürdistan’a yayacak hale geldi. Kürdistan’ı bir savaş cehennemine dönüştürmek isteyen her tür hainlik Kobanê düşmeden kendi sahibini yakmaya başladı. Buna rağmen hala Kobanê düşerse ne olur diye soranlar mı var, evet var bu bilinen bir gerçek, tabi düşmesi için elindeki bütün imkanlarını kalleşçe kullanan devletlerin varlığı yanında, tek yürek olmuş ve Kobanê’nin düşmemesi için bütün kutsallarına yakaran bir halk ve o halkın kahramanları da var. Bunun yanında yakarmanın yeterli olmadığını bilen, öfkeli, inatçı ve özgürlüğe tutkuyla bağlı yeni bir kuşakta var. Elbette ki bundan böyle topyekun direniş bu halkın yaşam tarzı olmak durumunda. Kobanê düşerse ne mi olur.
Kobanê merkezinde 100 bin Kürdün evi, toprağı ve tüm malvarlığının yağmalanması ve hayatının bitmesi olur. 400'e yakın Kürt köyünün elinden alınması ve kültürel katliamının gerçekleşmesi demek olur. 400 binin üzerinde Kürdün Türkiye’de mülteci olarak yoksulluk ve kölelik koşullarında yaşaması, daha doğrusu her gün yavaş yavaş öldürülmesinin anlaşması olur. Binlerce yıllık Mezopotamya uygarlığının ve kutsal topraklarının, kültürünün yok edilmeye çalışılması olur. Bu tezgahın devamı olarak Cezîrê ve Êfrin’in de benzer bir işgal, katliam ve yağmaya tabi tutulması demek olur. Bu durumda milyonlarca Kürdün vatansız, “aşksız ve irfansız” kalması, demek olur. Tabi sırasıyla bu planın devamı Güney Kürdistan da vuku bulur. Eğer bu kabus gerçekleştirilmeye çalışılırsa ne mi olur. İşte o zaman Kobanê değil dünya düşer. Ve dünyadaki bütün Kürtlerin onur tükenişi olur. Ya bunu kabul edecek köşelerimize sineceğiz ya da topyekun direnişi dünyanın özgürlüğüne dönüştüreceğiz.
Her zamanki gibi Kürde başka seçenek bırakılmamıştır, evet, yarın Kürdü savaşarak özgürleşmeye iten bu tezgah sahipleri için cehenneme dönüşebilir. Ve bugün Kürdün özgürlük ateşini yakacağı gün olmaya gebe bir gün olabilir… Ya da olmak zorunda yoksa nasıl anlatacağız bunca ağıtı bizi bir türlü anlamak istemeyen bu dünyaya…