* Mevcut sistemin yerine çoğulcu, laik, demokratik cumhuriyet için demokratik bir anayasa, demokratik bir meclis ve demokratik bir yerel yönetim anlayışını ikame etme mücadelesini sürdüreceklerini belirten HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, şunların altını çizdi:

* Demokrasi İttifakı çağrımızın özünde yatan budur. Önümüzdeki seçenek nettir; ya Kayyum Cumhuriyeti ya Demokratik Cumhuriyet. Bu tercihi bütün toplumla buluşturmak zorundayız. Artık çok daha yaygın ve etkin çalışmalarla bu süreci örgütleyeceğiz.”

 

AKP- MHP iktidarının yıkım aşamasına geldiğini belirten HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, “Niye geri çekilelim, üzerine gidelim” diyerek seçim çağrısını yineledi.

AKP- MHP iktidarının ağır yenilgi aldığı 31 Mart Yerel Seçimleri ve 23 Haziran İstanbul Seçimi’nden sonra oluşan erken seçim havası, iktidarın işgal saldırılarıyla birlikte gündemden düştü. Ancak HDP’nin Meclis’ten ve belediyelerden çekilmesi yönündeki öneriler sonrası yapılan toplantılar, HDP’nin politik manevrasına zemin hazırladı ve açıkladığı deklarasyonla iç politikadaki atmosferi tekrardan erken seçim eksenine kaydırdı. HDP kurmayları erken seçimi “muhalifler için fırsat” olarak değerlendirirken, iktidarın meşruiyetini kaybettiğini ve çoğunluğu yitirdiğini düşünüyor. Seçime gittiğinde iktidarın kaybedeceğini belirten HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli,  Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı.

Tükenmiş bir iktidar var

İktidarın artık yönetemediğini; icraat olarak da savaş, kayyum var, tecritten öte bir şey sunmadığını, dolayısıyla tükenmişliğine rağmen tutunmasının yegâne yolunun Kürt düşmanlığı olduğunu belirten HDP Eşbaşkanı Temelli, Kürt düşmanlığı üzerinde şu üç mekanizmayı harekete geçirdiğini söyledi:

* İmralı’da tecrit politikası: Hukuk askıya alındı, tecrit genişletildi. Tecridi görmezden geldiğiniz sürece Türkiye’de hukuk adına olumlu gelişme mümkün olamayacaktır. Yargı Reformu sonucunda Türkiye’de hukuk adına alıp değerlendirebileceğimiz bir iyileşme yaşandı mı, yaşanamaz. Bu mümkün değildir. İstedikleri kadar Yargı Reformu yapsınlar, yasa geçirsinler bütün o yasalar bir kararnamen kisvesinde kurtulamaz. O kararname aklı bir tecrit aklıdır.

* Belediyelerin gaspı ve kayyumlar: Yönetememe halidir. Kayyumlar şiddettir, krizdir.  Kayyum sadece belediye binalarının ele geçirilmesi değildir. Kürt halkının siyasi iradesinin yok sayılmasıdır ama onun da ötesinde rejimin iflasının göstergesidir. İddiamız yerel demokrasiydi. Halkın katılımıyla söz yetki kararın Meclislerde olduğu bir iddiayla geliyorduk. Dolayısıyla kararlarımızı ortaklaştıracaktık, katılımcı bütçemizle yerel demokrasi perspektifiyle, yerinden yönetim anlayışımızla yeni demokrasi modelini inşa edecektik. Şimdi iflas etmiş bu iktidar anlayış böyle bir modelin varlığına tahammül edemiyor ve saldırıyor.

* Savaş: Suriye’de dayatmış olduğu savaşın hiçbir meşru gerekçesi yoktur. Suriye’de demokratik çözüm olmasın, istiyor.

Tasarladığı mümkün olmayacak

Bu üçünü devreye sokarak, iflas etmiş ve tükenmiş iktidarında tutunma peşinde olan AKP-MHP hükümetinin, Kürt düşmanlığı yaparak, Kürt halkına zülüm ederek, bu sayede Türkiye yoz milliyetçi hezeyanları büyüterek bir kitleyi konsolide edip bunun üzerinden egemenliğini, meşruiyetini sağlayacağını tasarladığını kaydeden Temelli, “Bu mümkün olmayacak. İşte erken seçim çağrısı tüm toplumu bu anlayışa karşı bir araya çağırmaktır. Erken seçimin hedefi demokrasi ittifakının artık bir toplumsal mutabakat zemininde buluşmasıdır. Bunu başarabiliriz ve iddiamız güçlüdür. Fakat bunu nasıl yapacağımıza dair de önümüzdeki dönemi güçlü şekilde planlamalıyız. Eylem hattıyla, diplomatik temas ve görüşmelerle hayata geçirmeliyiz” şeklinde konuştu.

Yıkım aşamasına geldiler

HDP’nin, 31 Mart seçimlerine müdahale ederek yarattığı seçeneğin toplumdan onay aldığını belirten Temelli, şunları ifade etti: “AKP-MHP iktidarını geriletmek istiyorduk ve gerilettikten sonra da yıkacağız, dedik. İşte yıkım aşamasına gelmişler. Yönetemiyorlar. Önümüze koyduğumuz hedefe şimdi daha da yaklaşmış durumdayız. Kayyum atıyorlar, bize geri çekilin diyorlar. Niye geri çekilelim, üzerine gidelim. Bu iktidardan kimse memnun değil. İktidar rakamsal olarak da meşruiyetini yitirmiştir. Yüzde 35’lere düşmüş bir iktidar hala kendisini Kürt düşmanlığı üzerinden Türkiye halklarına dayatmaya devam ediyor.”

Bu iktidardan kurtulacağız

İktidarın siyasetten tükendiğini, siyasetten tükenmiş bir iktidarın peşine takılan muhalefetin de tükenip tüm iddialarını kaybettiğini kaydeden Temelli, şöyle konuştu: “AKP çoğunluğunu kaybetti. AKP’de çözülme, istifalar var. AKP’nin içinden bildiğimiz iki tane yeni parti çıkacak. Neden çözülüyorlar, istifa ediyorlar, içinden partiler çıkıyor? Meşrutiyeti ve siyaseti doğru bir hatta olsaydı, meşrutiyeti sağlıklı bir iktidar söz konusu olsaydı büyürdü, küçülmezdi, daralmazdı, içinden partiler çıkmazdı. Bütün bunlar önemli göstergeler. Başat gösterge, yani bir iktidarın meşrutiyetini yitirdiği nokta tek kelimeyle kayyumdur. Yönetememe hali, yani atama yapıyor. Kaymakama diyor ki, ‘git o ilçeye sen yönet.’ Valiye diyor ki, ‘git sen yönet.’ Halkın seçtiği insanları abuk sabuk gerekçelerle, iddianamelerle tutuklayıp yerlerine vali, kaymakam atıyor.”

Temelli, erken seçime gidilmediği, iktidar değişmediği takdirde son dört yılın daha katmerli halinin yaşanacağını kaydederek, şöyle devam etti: “Bu gidişatı nasıl durduracağız. Öncelikle iktidardan kurtulacağız, çünkü bu iktidar Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dediği bir şeyi ördü, ‘tek adam rejimini’ dayattı, demokratik siyaseti tasfiye etmeye çalıştı. Heybesinden siyaset ve çözüm çıkartamaz hale geldi - ki heybesinde böyle bir şey yoktu.

Önümüzdeki seçenek nettir

Bu sistemin yerine yerel demokrasiyle güçlendirilmiş bir parlamenter sistem ikame deceğiz. Çoğulcu, laik, demokratik cumhuriyet için demokratik bir anayasa, demokratik bir Meclis ve demokratik bir yerel yönetim anlayışı. Türkiye kendi çözümünü bizatihi emekçisi, kadınları, halkları, farklı farklı inanç kesimleriyle birlikte üretmek zorundadır. Demokrasi İttifakı çağrımızın özünde yatan budur. Önümüzdeki seçenek nettir; ya Kayyum Cumhuriyeti ya Demokratik Cumhuriyet. Artık bu tercihi bütün toplumla buluşturmak zorundayız. Bunun çalışmalarına başlamıştık, artık çok daha yaygın ve etkin çalışmalarla bu süreci örgütleyeceğiz.”

HDP yüzde 13’lerde

Bizim yaptırdığımız saha araştırmaları var. Bizim dışımızda araştırma yapan sonuçlara göre, HDP’deki yükseliş sürüyor, diğer partilerde küçülme ve kararsızlarda dramatik bir artış söz konusu. Bu şu demek; insanlar bir arayışta. Bu arayış topluma bir şekliyle ne aradığı nasıl bir çözüm aradığı konusunda yol gösterici siyasete ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Güvenilir bir araştırma şirketinin yaptığı bir araştırmada Ekim ayı içerisinde HDP’nin oy oranı yüzde 13 olarak görülüyor.

HDP küçülmüyor, büyüyor

HDP, 3-5 insanın bir araya gelerek karar aldığı bir parti değildir. 7,5 milyonluk bir kitleyle hareket ediyor. Bileşenleri, kurumları ve halklarıyla karar alıyor. Binlerce arkadaşımız cezaevinde. Her gün örgütümüze saldırı söz konusu, ancak HDP küçülmüyor, büyüyor. HDP’nin hedefi net. Hedef gerçekleşene kadar mücadele partisi olarak kararlı yürüyüşünü gerçekleştirmeye devam edecek. Biz bu yolun sevdalılarıyız. Tüm toplumun buna ikna edilmesi de bizim siyaseten en önemli görevidir.

Kürt toplumunun politikleşmesiyle diğer kesimlerin politikleşmesi arasında çok ciddi bir açı farkı var. Bu apolitikliği ortadan kaldırmak lazım. HDP, toplumu politikleştirme mücadelesi de yürütüyor.

Demokratik siyaset içinde HDP’den daha güçlü mücadele odağı yoktur. Çağrı anlamında söylüyorum; tüm demokratik kamuoyu harekete geçmelidir. Çoğunlukla karşılaştığımız şey şu oluyor; HDP şunu yapsın, HDP bunu yapsın. HDP’nin yapabileceklerini sağlamanın yolu birlikte hareket etmektir. Yani HDP ile konuşmak yerine HDP ile harekete geçmek. Eğer HDP’nin hareketinden daha güçlü bir hareket varsa kimse kaygılanmasın HDP kimseyi yalnız bırakmaz ve o tempoya ulaşır. Yeter ki sesimiz çıkartalım, demokratik siyaset içinde hakkımız savunalım, sokakta yan yana gelelim. Bu olmadığı sürece HDP’nin yaptıkları ister istemez sizin için bir çizgi oluşturuyor. Biz öncü olabileceğimizi, yapabileceğimizi tüm gücümüzle deklare ediyoruz. Haklarımızı gasp eden faşizme, bizi bu cendereye sıkıştıran sisteme karşı topyekun mücadele gerçekleşmeli.

ANKARA