Kalkandere L Tipi Cezaevi’nde tutulan ve 50 gündür açlık grevinde olan Veysel Güler, annesi Hayat Güler aracılığıyla şu mesajı verdi: “Tecrit kalkmayana kadar açlık grevinden çıkmayacağız. Ya tecrit kalkacak ya da biz öleceğiz!”

Anne Güler, devletten çok halkın sessizliğinin kendilerini yaraladığını belirterek, “Bu onur sadece tutsakların değil, hepimizin onurudur. Tecridi kırmak için açlık grevine girdiler. Biz de Ankara’ya gidip, Meclis’in önünde açlık grevine girelim” dedi.

Silivri 5 No’lu Cezaevi’nde 5 Ocak’ta süresiz-dönüşümsüz açlık grevine giren Hüseyin Yıldız’ın ablası Elif Yıldız, her görüşe üzgün gittiğini ama moral motivasyon alarak döndüğünü kaydederek, şunların altını çizdi: “Öyle bir irade, öyle bir direnç var ki şaşırıyorsun. Ben dışarıdayım onlar içeride. O imkansızlıklar içerisinde sürekli bana umut aşıladı.”

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra 108 gündür Amed’deki evinde sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde de yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 35 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 70, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 69, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 60. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 53, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi de 50. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 39. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak, 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak, 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak, 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak, 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme dahil oldu. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 95 gündür, Mexmûr’da ise İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 35 gündür eylemde. Açlık grevinin tek bir talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.

Moralleri bizimkinden yüksek

Tutuklu bulunan oğlu tecride karşı 50 gündür açlık grevinde olan Hayat Güler, “Bu ateş hepimizi yakacak” diyerek, tüm tutuklu ailelerini tecridi kırmak için el ele vermeye çağırdı.

Veysel Güler, 2012’de henüz 18 yaşındayken tutuklandı. Rize Kalkandere L Tipi Cezaevi’nde tutulan Veysel Güler, 5 Ocak’tan beri açlık grevinde. Güler, daha önce de 45 gün açlık grevinde kalmıştı. Bugün 50. gününde olan Güler’i, geçen hafta Salı günü ziyaret eden annesi Hayat Güler, oğlu ve diğer iki arkadaşının sağlık durumu hakkında bilgi verdi. Anne Güler, her üçünün de kilo kaybı, ağrılar ve dikkat eksikliği yaşadıklarını belirtti. Buna rağmen “moralleri bizimkinden daha yüksekti” diyen anne Güler, “Tecrit kalkmayana kadar açlık grevinden çıkmayacağız. Ölümü göze aldık. Ya tecrit kalkacak ya da biz öleceğiz” dediklerini ktardı.

Ailelere sorumluluk düşüyor

 Açlık grevindeki tutsakların aileleri ve kamuoyundan yeteri kadar destek görmediği eleştirisinde bulunan Güler, çocuklarının talebinin kabul edilip, açlık grevinin son bulması için özellikle ailelere önemli sorumluluklar düştüğünü vurguladı. Güler, bunu da şu sözlerle dile getirdi: “Halkın sessizliği beni devletin sessizliğinden daha fazla yaralıyor. Halk korkuyor mu, halk kalmamış mı, onu ben de bilmiyorum. Herkes yerinde oturmuş. Bu ateş hepimizi yakacak. Yanarsak hep birlikte yanacağız. Oğlum açlık grevine girmiş diye yalnız ben yanmayacağım. Diyorum ki cenazeler olmasın. Cenazeler olduğu, tabutlar cezaevlerinden çıktığı zaman ayağa kalkmanın kıymeti olmaz. Daha erken ayağa kalkalım.”

Annelerine seslendi

 Bu yüzden başta annelere seslendiğini ifade eden Güler, “Bu onur sadece tutsakların değil, hepimizin onurudur. Açlık grevine kendileri için girmediler. Tecridi kırmak için açlık grevine girdiler. Hepimiz el ele vererek bu tecridi kıralım. Gelin biz de Ankara’ya gidip, Meclis’in önünde açlık grevine girelim” dedi.

Kardeşimin yanındayım

   

Tutulduğu Silivri 5 No’lu Cezaevi’nde 5 Ocak’ta süresiz-dönüşümsüz açlık grevine giren Hüseyin Yıldız (23), 29 Temmuz 2016’dan beri tutuklu. 50 gündür açlık grevinde olan Yıldız’ın ablası Elif Yıldız, kardeşinin 10 gün gözaltında kaldıktan sonra önce Metris’e oradan da Silivri Cezaevi’ne götürüldüğünü söyledi. Kardeşinin mahkemesinin devam ettiği bilgisini veren Yıldız, açlık grevinde olan kardeşinin yanında olduğunu dile getirdi.

Ona saygı duyuyorum

Görüşüne gittiğinde kardeşinin moralinin iyi olduğunu anlatan Yıldız, “Kendisi gayet iyiydi. ‘Sonuna kadar sürdüreceğim’ diyor ve saygı göstermemi istedi. Ben de kardeşime sonuna kadar saygı duyuyorum. Elimden ne geliyorsa yapmaya da devam edeceğim” diye konuştu.

Bana umut aşıladı

 Görüşe her gittiğinde üzgün bir şekilde gittiğini ifade eden Yıldız, şöyle devam etti: “Ama döndüğümde moral motivasyon alan ben oluyordum. Öyle bir irade, öyle bir direnç var ki şaşırıyorsun. Ben dışarıdayım onlar içeride. O imkansızlıklar içerisinde sürekli bana umut aşıladı. Sürekli ‘biz yanlış bir şey yapmadık. Biz bu insanlar daha iyi şartlarda olsun, insanlar sömürülmesin diye mücadele verdik. Bunun bir bedeli vardı. Ben o bedeli göze alarak başladım’ dedi. 2 buçuk yıldır gerek telefonla konuşmamız gerek mektuplaşmamız, gerekse de görüşüne gittiğimde hep bana oku diyordu. İyi ki onu dinlemişim. Şuan hayata farklı bakıyorum. Beni o yönden etkiledi. İnşallah sonuç alırlar.”

Kardeşi Yıldız’ın onların en küçüğü olduğunu sözlerine ekleyen Yıldız, “O küçük hali gözümün önüne geliyor ve şuan ki halini düşününce koskocaman bir insan varmış karşımda gibi hissediyorum” diye konuştu.

Tecrit korkunç birşey

Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kadar insan bedenini açlığa yatırıyor. Ne kadar süreceği belli olmayan iktidar için bu kadar insanlar ölüyor. Talep ettikleri gayet insani bir şey. O insan kaç yıldır tecrit altında. Bunun kaldırılmasını istiyorlar. Bu kadar basit ve yapılabilecek bir talebi, insanları ölüme tabi tutarak üstesinden gelemezler. Biz ailesi olarak arkasındayız. Ne için açlık grevine girmiş bir dinlesinler. Neden bu kadar ölümü göze almışlar, bunu bir sorgulasınlar. Şimdiye kadar yapılmadı ama bu saatten sonra yapılsın. Yapılacak bir şey. Yapılmayacak bir şey değil ki. Talepleri tecridin kaldırılması. Düşündüğünde gerçekten çok korkunç bir şey. Abdullah Öcalan’la alakalı bir meselede değil. Bir insanı tecride alıyorsun ve her şeyden irtibatını kesiyorsun. İnsan doğasına aykırı bir şeydir.”

Bu düzeni değiştireceğiz

Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde Hakan Kutluk, Osman Beytur, Agit Bilik, Salih Kutluk, Hakan Petekaya ve Önder Poyraz’ın açlık grevi 40. gününe girdi. Birçok sağlık sorunu yaşamaya başlayan tutsaklar, aileleri aracılığıyla gönderdikleri mesajda, tecrit kalkana kadar eylemi sürdüreceklerini vurguladı. Tutsaklardan Agit Bilik, ailesiyle yaptığı son telefon görüşmesinde “Bu tecrit kaldırılana kadar ve baskılar son bulana kadar greve devam edeceğiz. Bize düşen bu düzeni değiştirmektir” dedi.

 

Agit’in ağabeyi de Şakran’da

 Oğlunun sokağa çıkma yasakları sırasında tutuklandığını ve müebbet hapis cezası ile yargılandığını ifade eden anne Şirin Bilik, Agit’in büyüğü Şivan’ın da şuan Şakran Cezaevi’nde tutulduğunu söyledi. Şivan’ın müebbet hapis cezası aldığını kaydeden anne Bilik, Agit’in 3 yıldır yargılandığını ama henüz ceza verilmediğini belirtti.

Hiçbir anne istemez

Bilik, şunları dile getirdi: “Her ay onun yanına açık görüşe gitme imkanım da yok. Onların talepleri kabul edilsin. Hiçbir anne çocuğunun açlıktan ya da hastalıktan eridiğini görmek istemez. Biz barış istiyoruz, huzur dışında bir şey istemiyoruz. Tutsakların durumu daha da kötüleşmeden talepleri kabul edilsin.”

 

AMED

 
 

Çocuklarımız haklı

   

Leyla Güven’i açlık grevi eyleminin 106. gününde ziyaret eden İstanbul Barış Annesi Zeynep Calıhan, iki çocuğunun cezaevinde olduğunu belirterek, “Türk’üm belki ama Kürt özgürlük mücadelesinde yer alıyorum. Bu haklı mücadele kazanacak” dedi.

Barış Anneleri İstanbul Meclisi üyesi olan Zeynep Calıhan, Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin insanlık dışı olduğuna dikkat çekerek, derhal sonlandırılması çağrısında bulundu. Tecride karşı başlatılan açlık grevlerin haklı olduğunu vurgulayan Calıhan, olası kayıplardan AKP hükümetinin sorumlu olacağını kaydetti.

Hak ve hukuk istiyoruz

 Her kime uygulanırsa uygulansın tecridin insanlık suçu olduğunu vurgulayan Calıhan, açlık grevi eylemlerine karşı sessizliğe bürünen hükümeti eleştirdi. Zeynep, “Bu hukuk mudur, hak mıdır? Hukuka inancımız kalmadı artık. Bizler gerçek hak ve hukuk istiyoruz. Çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz. Benim iki çocuğum cezaevinde ama tüm direnenler benim çocuklarımdır. Ben bugün Diyarbakır’a Leyla Güven’e ve tüm direnenlere destek olmak için geldim. Hükümet, bu kadar duyarsız olmasın. Artık yeter” dedi.

Türk olmasına rağmen Kürt özgürlük mücadelesinde yer aldığını hatırlatan Calıhan, “Bu mücadele haklı bir mücadeledir ve mutlaka kazanacağız” diye vurguladı.