Suphiye Seyrek, 1993 yılında Türk askerlerince yakılan Zengok Köyü’nde yıkıntılar arasında çocukluk ve gençlik anılarını arıyor. Şehir hayatına bir türlü alışamayan Seyrek, yaz aylarını şehirlerden uzaklaşıp harabeye çevrilmiş evlerinin arasında geçirerek hasret gideriyor.

Muş’un Zengok Köyü’nde yaşayan 87 yaşındaki Suphiye Seyrek, askerler tarafından ateşe verilerek yerle bir edilen köyünde yıkılan evlerin arasında çocukluk ve gençlik anılarını arayarak yaşama tutunuyor. 1993 yılında önce Mersin’e, oradan da dayanamayıp Muş’a yerleşen Seyrek, yaz aylarını köyündeki yıkıntılar arasında geçirerek hasret gideriyor. 10 yıl önce eşini kaybeden 6 çocuk annesi Seyrek, kış aylarında Muş ve Mersin’de bulunan evli çocuklarının yanında kalıyor. 

Şehir yaşamına bir türlü alışamayan Seyrek, çocukluk ve gençlik anıları ile dolu olan köyüne, şartlar zor olsa da kalan ömrünü sığdırmak istiyor. Harabeye dönen ve halen yanık izleri bulunan evin bir odasının pencerelerini naylon ile kaplayan Seyrek, bir kilim parçasını da kapı olarak kullanıyor. Odasında sadece bir halı, bir yatak, birkaç tabak ve tencere ile bir seccadesi olan Seyrek, yaşamını üç ayda bir aldığı maaş ve çocuklarının desteği ile idame ettirmeye çalışıyor. Seyrek, zamanın büyük bölümünü ise yıkıntılar arasında gezinerek ve köye yaz aylarında gelen iki aile ile dertleşerek geçiriyor. 


Çıkın yoksa hepinizi imha edeceğiz

Seyrek, 1993 yılında yaşadıklarını da anlatıyor. Evlerinde otururken gelen sesler üzerine dışarıya çıktığını söyleyen Seyrek, askerlerin evlerinin etrafını sardığını söylüyor. Askerlere burada ne yapıyorsunuz diye sorduğunda, “İçerde terörist var, içeriye gireceğiz” cevabını aldığını aktaran Seyrek, şöyle devam ediyor: “Terörist sizlersiniz, içeriye giremezsiniz dedim. Askerler de, ‘Çıkacaksanız çıkın yoksa hepinizi imha edeceğiz’ dedi. Biz de evimizi terk etmek zorunda kaldık. Evdeki eşyalarımızın hepsini yaktılar. Sonra evi ateşe verdiler.” Köyleri yakılmadan önce tarım ve hayvancılık yaparak yaşamlarını idame ettirdiklerini dile getiren Seyrek, gittikleri şehirlerde de başkalarının hamallığını yapmak zorunda kaldıklarını belirtiyor. 


‘Şehirde dayanamıyorum’

Eşi ve 6 kızı ile beraber Mersin’e gittiklerini ifade eden Seyrek, kızlarının evliliği ve eşinin ölümünün ardından yalnız kaldığını ve kış aylarında zamanını Mersin’deki ve Muş’taki evli kızlarının yanında geçirdiğini, yaz aylarında ise boğucu gelen şehir yaşamından uzaklaşarak köyüne geldiğini söylüyor. Köydeki evleri tamamen yıkıldığı için köyü terk etmek zorunda kalan bir komşusunun evinde yaşadığına vurgu yapan Seyrek, “‘Bunlar PKK’cidir’ deyip köyü yaktılar. Toplarla evleri yıktılar. Bizim ev tamamen yandı. Bu ev komşumuzun evidir. Bir odasını döşeyip oturdum. Şehirde dayanamıyorum. Bu nedenle köye geliyorum. Kış aylarına doğru Muş’taki kızımın yanına gideceğim” diyor.


İDRİS SAYILGAN/DİHA/MÛŞ