Şahin DOĞU

Ulus devletler bağlamında dünya halklarına giydirilmeye çalışılan deli gömleğini halklar her anlamda ret ediyor. Lübnan’da, Irak’ta, Şili’de, İspanya’da, Cezayir’de, Yemen’de, Tunus’ta ve şüphesiz Kürt halkına ve Kürdistan’da. Bunu her boyutta gücü ve imkânları ölçüsünde göstermeye de çabalıyor. Bu çabalar işgal istila saldırı ve kirli savaşlarını da aleni açığa çıkarıyor. Günümüz dünyasında vicdan ve ahlakın devlet politikalarında çıkar ilişkilerinin ardında kaldığı, hatta hiçleştirildiği, siyasi-ekonomik çıkarların at başı gittiği böylesi bir dönemde atılan her adım gelecekte ödenmesi gereken tarihsel faturalarında ağır hesaplarını bu işin sahiplerine misliyle ödetileceği de tarihsel bir hakikattir.

Bu günlerde sözde Suriye anayasa komisyonu Cenevre’de toplanarak Suriye halklarının geleceğin, planlanıyor. O toplantıda ve öncekilerinde Astana, Soçi vb. Suriye halklarının öz temsilcileri yok uluslararası çıkar sahiplerinin atadıkları vekilleri var. Suriye’de mücadele eden halkların kendi kaderleri ve gelecekleri üzerine ipoteği koyanlar da başta Türkiye hükümeti olmak üzere, Rusya ve İran’dır. Peki, bu halkları yok sayarak bu toplantıları, kararları almak ne kadar hakikate hizmet eder? ve zorlamalarla ne zamana kadar yok sayarak hükümsüz ve boş kararlar alacaklar?

Kürt halkının tarihsel ve kültürel varlığını yok saymak ve onu her tür uluslararası toplantı ve oluşuma dahil etmemek, TC’nin çıldırmışlık düzeyinde tavizler, imkanlar ve şantaj ve komplolar uygulayarak engelleme çabası boş ve çürümüşlüğün ve artık hücrelerine dek inen korkusunun eseridir.

Özelde Türk devlet yönetimleri tarafından Kürt halkına ve hareketine karşı bu yalanlarla kirli karalama kampanyaları akıl almaz boyutlara kadar vardırılarak, içte de sözde devlet adamlarından sözde düşünürlerine kanat önderi geçinenlerine kadar uydurmadıkları teori, söylem ve hikaye kalmadı. Dünya bu yalanları dinlemekten bıktı, lakin Türkiye hükümeti ve Erdoğan bunu ısıtıp ısıtıp ortaya sermekten ve farklı sonuçlar beklemekten bıkmadı. Bir hakikati yok saymakla yok olmuyor, görmek inanmak istemese de inkar edilemiyor. Uluslararası güçlerin de içinde olduğu bu kirli siyaset ve imha politikaları varlığını en acı ve ağır bedellerle ifade etmeye çalışan Kürt halkına reva görüldü ve en çirkin şekilde de TC ile birlikte yürütüldü.

İnsanlık tarihine en onurlu bir direnişin önderliği 9 Ekim 1999’da bu inkar imha ve yalan siyaset ve çıkarların sonucu olarak esaret altına alınarak İmralı tabutluğuna konuldu. Hakikatler ışığında ne dediğine ne yaptığına bakmaksızın yalan ve kirli politikalarıyla bir halkın varlık gerekçesini ve haklı davasını üç maymun edasıyla yürüttüler.

Onurlu dava başladığında bu öncülüğü yapanlar üçtü beşti, buna ilgi duyanlar şimdi milyondur on milyonlardır, dünya halklarıdır. Ve yine 9 Ekim 2019 sürecinde insanlık düşmanı vahşet düzeyindeki bir oluşuma karşı en onurlu en fedakar en direngen bir duruşu gerçekleştirerek, sözde liderleri de içinde olmak üzere tarihin lanetli sayfalarına DAİŞ’i gömen de bu halkın en yiğit evlatları ve ona inanmış binlerce enternasyonalist hakikate inanmış vicdan sahibi devrimcilerdir.

Ve şimdi Rojava saldırısını da bu insanlık düşmanı güruha akıl hocalığı yapan ve finansörlerinden olan Erdoğan kendinden öncekilerinin kirli siyaset ve politikalarını en aymaz en pişkin hovarda ayaklarıyla yalanları dizmekten ve kirli savaşı yürütmekten geri durmamaktadır. Yok saydığı bir halkın haklı davası karşısında gözü beyni kör olmuşçasına var gücüyle hatta olmayan gücünü de bu zihniyetle bir olanlardan istemektedir. Sanki karşısındaki azametli bir devlet ve o da haksızlığa uğramış mağduru oynayarak bunu yapıyor.

Kürt halkı inkar da edilse, yokta sayılsa, hatta ‘Düşünmesek yok hükmündedir’ de denilse, tüm kalemşör ve yarın tarih karşısında hep utanç içerisinde olacak olan sözde düşünür ve yazar çizer medya guruplarına inat, yarın en ihtişamlı bir şekilde güneş tüm bereketiyle dünyaya ışığını ısısını bereketini sunacağı kadar kesin olan bu halkın varlık ve onurlu duruş ve kazanımlarıdır. Ve en onurlu mücadelesini hem Kuzey’de hem Güney’de hem Rojhilat’da hem de en ihtişamlı bir şekilde Rojava’da varlığını haklılığını her şeye rağmen gerçekleştiriyor. Her gün yeni gelişmeleri yaratarak, insanlığın vicdan ve ahlak dünyasını feth ederek yapıyor, yaratıyor, kazanıyor.

Ekonomi-siyaset ve kirli pazarlıklar üzerine kurulan ortaklıklar çatışınca birbirlerine karşı düşman kesilirler. Olmayan ahlakınıza bitmiş vicdanınıza halklar üzerine iradelerini yok sayarak alınacak her karar hükümsüz ve gayri meşrudur. İnadına Kürt halkı ve tüm vicdan ahlak sahibi dostları komploları da kirli planları da yalanları da yerle bir etmesini bildi.

Başını Türk yönetiminin çektiği çirkin vahşi hesaplarla ister ağzından salyalar akarak BM salonlarında ‘Dünya beşten büyüktür’ deyip Rojava hakikati karşısında o beşlere sığınan, ‘NATO üyesiyim’ deyip en vahşi çeteleri arkasına alarak Rojava halkına ve genelde de tüm haklı davalarını yürüten kesimlere saldırsa da, AB’ye elinde rehin tutuğu Suriyeli mülteci halkı şantaj aracı olarak kullanmaktan bir an bile yüzü kızarmadan yapsa da, bu dünyanın artık bu çirkin ve vahşi zihniyetleri kaldıracak bir lüksü kalmamıştır. Yalanın gücü hakikatlerin üstünü kapatmaya yetmeyecek, dünyaya zarar vermekten öteye zerre kadar faydası da olmayacaktır.

Ve dünya halkları artık Kürt halkı ve haklı davası karşısında giderek daha güçlü birliktelikleri yaratmakta, umut ve özlemlerini dile getirerek yanında yer almaktadır. Kazanan ve haklı olan Rojava halkı şahsında insanlık onuru ve mücadelesidir. İnsanlık vicdanında ve tarihinde kaybedecek olan yalana dayalı düzen ve bunun sahipleridir. Tarih bize yalanlarına inandırarak halkları yıkıma götüren Hitler ve ardıllarının, insanlık açısından en ibret verici acı örneğini göstermiştir.