
Türk devleti 15 gün sonra Şemdinli ile ilgili açıklama yaptı. Tabii yine gerçekleri gizleyerek ve çarpıtma yaparak! Tabii Tayyip Erdoğan psikolojik savaşın başı haline gelince en büyük yalanları da o söylüyor. 2 asker kayıpları olduğunu, ama PKK’nin de 115 kayıp verdiğini söylüyor. Zaten bu yalanı ilk önce Hükümetin palavracısı ve ağzından ne çıktığını bilmeyen İçişleri bakanı ortaya attı. İçişleri Bakanı somut bir görüntü ve bilgi yerine bu sonuca ulaşıldığını söyleyerek yalan attıklarını daha başından itiraf etmiştir.
Şimdi sorarlar, bu kadar başarılıydınız, hiç kayıp vermediniz, neden 15 gün boyunca hiç konuşmadınız! Çöpü bile mertek yapan sizler ve basınınız bu başarınızı neden 15 gün gizledi. Artık o kadar yalan söylüyorsunuz ki köyün yalancısı haline geldiniz. Bir gün köy yanıyor diyerek doğruyu söylediğinizde kimse size inanmayacaktır.
Türk devleti dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyor. Yine dış müdahalenin, dış düşmanların desteğinden söz ediyor. Ama kimler diye sorulduğunda ad vermiyor; genel geçer laflar söylüyor. Ama şu anda revaçta olduğu için Suriye işaret ediliyor. Tabii ki şimdi arasını bozduğu Irak ve İran da gösteriliyor. Tabii İsrail de unutulmuyor. Daha düne kadar PKK düşmanlığında ortak olduklarını şimdi PKK’ye destek veren olarak gösteriyor. Erdoğan’a en yakın olan Sabah gazetesi hızını alamayarak Esad’ın bir hafta önce verdiği roketatarların Çukurca baskınında kullanıldığını söylüyor. Böylece Türkiye’de oluşturulmuş Suriye düşmanlığını PKK’ye yöneltmeye çalışıyor. İşte en ucuz psikolojik savaş yöntemleri! Artık bu dış destekli laflara aklı başında olan insanlar inanmıyor. Ancak psikolojik savaşçılar Türkiye’de bir kahvehanede oturmuş insanların dış parmak arama bilinçlerine sesleniyorlar ve böyle bir algı yaratmaya çalışıyorlar.
Başbakan Erdoğan artık umudunu yalan ve demagojiye bağlamış; lafla toplumu kandırdığı gibi demagojiyle de PKK’nin üstesinden geleceğini sanıyor. Bizzat psikolojik savaşın öncülüğünü yapıyor. Bir zamanlar psikolojik savaş uzmanı olup psikolojik savaş gereği zindana atılan İlker Başbuğ’un “kazanma umutlarını kırmalıyız” taktiğini izliyor. Böylece Kürt halkının Özgürlük Mücadelesini gerileteceğini sanıyor. İşte Kürt sorununa bulduğu çözüm budur. PKK geriletildiğinde Tayyip efendi Kürt sorunundan kurtulacaktır.
Tayyip Erdoğan sen daha bu politikada yenisin. ABD’nin atına binerek bazılarını saf dışı edebilirsin, ama karşında PKK var! PKK örgüt ve siyaset sanatında zorluklar içinde pişerken sen ya kısa pantolonunla bilye oynuyordun ya da top peşinde koşuyordun. Neymiş? Kararlılık göstereceklermiş de bu kararlık karşısında PKK pes edecekmiş! 30 yıldır denenen ve bayatlamış bu psikolojik savaş yaklaşımlarıyla hiçbir yere varamazsın. Bu halkın bir özgürlük ve demokrasi davası var. Bir halk aç-susuz yaşayabilir, ama özgürlüksüz ve demokrasisiz yaşayamaz. Bir halk kimliksiz ve onursuz yaşayamaz. Bu nedenle varlığını güvenceye almak ve özgürlüğünü kazanmak için gerekirse 40 yıl daha mücadele eder. Bu nedenle kararlılık gösterelim kazanamayacaklarını anlasınlar ve pes etsinler havaları bu harekete ve bu halka sökmez. Sen ilk önce bunu anlayacaksın!
Tayyip Erdoğan bilmeli ki bu sorun çözülmediği takdirde çözülecek ve kaybedecek olan AKP Hükümeti’dir. Çünkü Tayyip gibi davrananların tümü bu kulvarda saf dışı kaldılar. Tayyip hiç biz farklıyız demesin. Tabii ki farkı var; psikolojik savaşı, işbirlikçi Kürt’ü ve liberalleri bir dönem kullandı, ama bunun da sonuna gelinmiş bulunuyor. Kürt gerçeği o kadar açıktır ki, nettir ki hiçbir psikolojik savaş Kürtlerin bu haklı mücadelesini ve taleplerini saklayamaz ve üstünü örtemez.
Şemdinli kuşatması, Devrimci Çukurca Operasyonu (gerilla böyle tanımlıyor) ve bir alanda hakimiyet sağlanmışsa bu Suriye’deki gelişmelerle ilgili değildir. Türk devletinin özellikle son bir buçuk yılda açıkça ortaya konulan bitireceğiz, tüketeceğiz, minimize ve tasfiye edeceğiz biçimindeki politikası ve bu yönlü saldırılarına verilen bir cevaptır. Türk devleti uzun bir süredir bitirdik, tükettik demiyor muydu? Hükümet üzerinde şiddetle ezme politikasını savunan lobilerin etkili olduğu ve onların söylediklerinin yerine getirildiği söylenmiyor muydu? Bu politikanın bu direnişi geliştireceği açıktır. Amiyane deyimle rüzgar ekenler fırtına biçmişlerdir. Şiddetle ezme politikası karşısında PKK’den farklı bir tutum beklenemezdi.
Tayyip Erdoğan bir kararlılık gösterisi de silahları bırakma konusunda yapıyor. Kendine göre burada da psikolojik savaş yürütüyor. Direnişi böylece durduracağını sanıyor. Bir de çocuk kandırır gibi “silah askerin bir parçasıdır” diyor. Tayyip bilmeli ki İmralı’da kapılar açılmadan, siyasi tutuklular bırakılmadan, Kürt sorununda bir çözüm projesi ortaya konulmadan Kürt Özgürlük Hareketi’nden direnişten başka bir şey beklenemez. Kürtlerin ulusal varlığını koruması ve özgürlüğünü kazanması davası artık psikolojik savaşlarla, oyalamalarla ertelenemez. Türk devleti ya bu sorunu çözecektir ya da direnişle karşılaşacaktır. Kürt Özgürlük Hareketi’ni tanıyanlar bu gerçeği iyi bilirler.
Tayyip Erdoğan bu kafayla giderse eşşekten düşmüşe dönecektir.