2011 yılının 20 Aralık günü 'KCK' adı altında Özgür Basın kurumlarına yapılan operasyonunun ardından 21 aya yakın bir zaman geçti. Bu operasyonda sadece gazetecilik faaliyetlerinden dolayı 22'si tutuklu 46 gazeteci yargılanıyor. Yaptıkları haberler ve yazdıkları yazılar nedeniyle yargılanıyorlar.
Onlar Türkiye’de medyanın yapamadığını yaptıkları için, gerçekleri yazdıkları için, faili meçhulleri, toplu mezarları, Roboskî’yi yazdıkları, Pozantı’yı ortaya çıkardıkları için, gerillalarla röportaj yaptıkları için “örgüt üyesi" olmakla suçlanıp tutuklandılar.
Onlar, işkence gören, kurşunlanan, başbakanların emriyle gazete binaları bombalanan, tüm zorluklarına rağmen pes etmeyen, yayın çizgilerinden ödün vermeyen özgür basın geleneğinden geliyorlardı. Bunun bilincinde oldukları için de dik durmasını bildiler.
Gazeteciler, daha önceki duruşmalarda "Siyasi soykırımın tanığı, sanığı ve davacısıyız" diyerek yaptıkları ortak savunma ve değerlendirmelerde evrensel hukuk ilkelerini, basın, ifade ve düşünce özgürlüğü kriterlerini esas aldılar. Kendilerini savunma yerine alternatif ve muhalif medyanın demokrasi, hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekliliğine vurgu yapıp bu eksende yayın ilke ve ahlakı temel dersi verdiler bir anlamda. Sözgelimi savunmada yer alan alternatif medyanın nasıl olması gerektiğine ilişkin aşağıdaki kriterler Türkiye’de gazetecilik okullarında okutulması gereken bir manifesto gibidir;
"Alternatif medya hegemon olmayan medyadır. Kendini iktidarın uzağında konumlandırır.
Alternatif medya toplumu sorgulayıcı fikir ve görüntülere yer verir. Sessiz olana ses verir. 'Yok' sayılanın da var olduğunu kanıtlamaya çalışır.
Alternatif medyayı, egemen ana akım medyadan ayıran en önemli özelliği 'kar' amaçlamaması ve iktidar yanlısı olmamasıdır. Alternatif medya kurulu düzenin negatif bilgisini, yani onun duyulmasını istemediği bilgiyi yayar.
Alternatif medya, ana akımın basmakalıp, eril zihniyetinin yerine etkin duyarlılık yaratmayı, ana akımın topluma sunmaya çalıştığı, 'verili toplumsal hakikate' karşı etkili ortaklık alanları sunar.
Alternatif medya hakikati tanımlama ve yetkisini elinde bulundurma yetkisini elinde bulunduran iktidara karşı mücadele alanını temsil eder.
Alternatif medya, büyük değerler verdiği ve saygı duyduğu 'bağımsızlık', 'eleştiri hakkı', 'kurulu düzenin reddi' ve 'doğal özgürlükleri' gibi değerleri yüceltir, korur ve bu uğurda mücadele eder."
***
20 yıldır sansürle kapatmalarla boğuştu bu gelenek. Bölgede yıllarca süren çatışmalar ve özel savaş aygıtları; JİTEM, kontrgerilla, Hizbul-kontranın katliamlarını herkesin sustuğu bir dönemde gündeme getiren gazete önemli bir misyon edindi ve devlet şiddetinin hedefi haline geldi.
Basının işi, toplumun gereksinim duyduğu her konuda, araştırma, bilgilendirme, aydınlatma ve toplum yararına kamuoyu görevini yerine getirmesidir. Basının bu işlevini yerine getirebilmesinin temel koşulu kendini özgür hissedebileceği bir ortamın oluşturulmasıdır. Bu ortamın oluşturulması da basın özgürlüğüne dayanır.
Birkaç muhalif medya dışında Türkiye de ana akım medya siyasi anlamda güçlü olanın yanında yer aldı, yalana- dolana, çıkara dair bir medya oldu hep. Onlar için gerekli olan şey sermayedir, iktidardan nemalanmadır.
Demokratik kültürün yerleşmediği, çoğulculuğun esas alınmadığı, ifade özgürlüğünün saygı görmediği, okumayan, okuduğunu özümseyip fikir üretmeyen, ürettiği fikirleri savunmayan ve onların arkasında durmayan bir toplumda ne kadar “basın özgürlüğü elden gidiyor" eleştirisi yapılsa da, basın özgürlüğünün de bir parçası olduğu özgürlük ortamının oluşmamasından her bir birey sorumludur.
Kimse gerçekleri konuşmasın, yazmasın isteniyor. Muhalif güçler sindirilmeye, toplum tepkisizleştirilmeye çalışılıyor. Ama ne gam; özgür basın yalanın saltanatına karşı direniyor ve gerçekleri yazmaya devam ediyor.
Yalanın saltanatına karşı Özgür Basın
Tutuklu Kürt gazetecilerinin 6. duruşması İstanbul Silivri Cezaevi Duruşma Salonu'nda dün başladı.