Tekçi, ırkçı Erdoğan sistemin miadı dolmuştur. Bu faşist tek adam-tek parti diktası şimdi başkanlık sistemi biçiminde sürdürülmek ve meşrulaştırılmak isteniyor. Bu nedenle her türlü hukuk dışı saldırılar artıyor. Bu diktaya karşı en küçük direniş odağı hatta direnecek tek bir kişi bile kalmasın istiyorlar.
Halkın yüzde onüçünün oyunu almış olan HDP liderleri ve milletvekilleri tutuklanıyor. Parti merkezleri kapatılıyor. Eşbaşkanların mektuplarına bile sansür konuyor. Halktan yüzde yetmiş-seksen oy almış olan belediye başkanlarının yerine o şehri hiç görmemiş kıytırık memurlar kayyım olarak atanıyor. Yapılanlar baştan sona demokrasi ve hukuk dışı.
Bilim insanları ve akademisyenler üzerindeki zulüm de sürüyor. Zaten çoğu kürsülerinden uzaklaştırıldı ve mahkemelerde, zindanlarda.
Demokratik kitle örgütleri, sendikalar, sivil toplum kuruluşları diye bir şey kalmadı. Hepsi de kapatıldı ve susturuldu.
Buna rağmen itiraz eden olsa bile bunları gösterecek TV ve yazacak gazete kalmadı. Hiç grev, direniş haberi duyuyor musunuz?
Belki internet sitelerinde yayınlanır diye her önemli konuda hemen yayın yasağı konuyor. Ensar Vakfı’ndaki tecavüz haberlerine, Aladağ’daki öğrenci yurdunda çıkan yangına bile yayın yasağı kondu. Çünkü en basit bir olayda, bir trafik kazasında, bir yangında bile sistemin bütün pislikleri, perde arkasındaki kirli bağlantıları ortaya dökülüyor. İktidara sahip olanlar, iktidarlarını sürdürebilmek için yalana ve yasaklara sarılıyorlar. Sarıldıkça da batıyorlar.
Erdoğan etrafında birleşen savaş kliği ülkeyi içte ve dışta savaşın içine attı.
Kürt Özgürlük Hareketini ezmek hayaliyle Suriye ve Irak topraklarını işgal ettiler. DAİŞ ile yaptıkları işbirliği dökülen bunca kana rağmen ters tepti ve kendilerini zora soktu. Erdoğan her gün sabah başka, akşam başka yalan atıyor. Son bir yıldaki Rusya, Suriye, AB, ABD, İsrail ve İran ilişkilerindeki zikzaklar yazılsa herhalde bir kaç roman çıkar.
Bütün bunların üstüne bir de ekonomik kriz patlıyor. Doların yükselişini yasaklamak, üretimi arttırmak ne mümkün...
İçte ve dışta kanlı bir savaşa giren, halkın bütün özgürlüklerini gasp eden bir sistemin ekonomik krizden kurtulması da olanaksızdır. Türkiye bütün bu ağır sorunlarını Kürtleri ezerek değil, Kürtlerle elele vererek çözebilirdi.
Ne var ki Erdoğan diktası etrafında birleşen faşist blok Kürtleri ve tüm ezilenleri vatandaş olarak değil, ezilmesi gereken düşman olarak görüyor. Bu nedenle ne insanlık, ne hukuk, ne uluslararası anlaşmalar, ne de anayasa umurunda.
Onlar, OHAL ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle(KHK) kanlı dikta rejimini keyfi olarak zorbalıkla sürdürmek istiyor.
Bu kanlı sistem halkın gözünde ve gönlünde çökmüştür, sürdürülemez noktaya gelmiştir. Bu nedenle iktidar çetesinde çatlaklar ortaya çıkmaya, çatlak sesler duyulmaya başlanmıştır. Erdoğan ve AKP kliği sırf hesap vermekten kurtulmak için sonuna kadar iktidara yapışacaktır. Bu ırkçı diktayı ayakta tutmak için Erdoğan ile işbirliği yapan Bahçeli gibileri de, Kılıçdaroğlu da suç ortaklarıdır.
Ne kadar çürürse çürüsün, hiç bir sistem kendiliğinden çökmez. Bu sisteme kökten karşı olanların hayatın her alanında, halkın özlemlerine cevap verebilecek bir alternatif yaratabilmeleri gerekir.
Erdoğan diktası bu kirli rejimi sürdürebilmek için medyayı her amaçla tepe tepe kullanmaktadır. Toplumu şaşkın ördek sürüsüne çeviren, istediği gibi yönlendiren yalan haberlerin, algı operasyonlarının temel aracı ellerindeki her türlü medya olanağıdır. Bu havuz medyası sayısı belirsiz gazete, TV, radyo ve internet alemini kapsamaktadır. Bütün bunları kendi alanlarında etkisiz hale getirmek şarttır.
Unutmayalım ki, en zifiri karanlıkları yırtmak için bir kibrit çöpünün ya da bir mumun alevi hatta bir kıvılcım bile yeter.
Halkın gerçeklere ihtiyacı var ve bedeli ne olursa olsun gerçekler halka ulaştırılmalıdır.
Faşist diktatörlüğün yalanlarla, yasaklarla, zulümle kurulmuş olan saltanatı sadece gerçeklerle yıkılabilir.