
O, 2002’den 2012’ye kadar kendisine açılan uluslararası kredinin sonsuza kadar süreceği yanılgısına kapıldı. Bu krediden aldığı güç ve Kasımpaşa görgüsüzlüğüyle herşeye müktedir, yeni kurtarıcı olduğunu sandı ve yanlış üstüne yanlış yapmaya başladı. "Komşularla sıfır sorun ve stratejik derinlik" politikasıyla İslami cihadistlerin hamiliğine soyundu. Mısır’da, Libya’da, Gazze, Suriye ve Irak’ta yanlış üstüne yanlış yaptı.
IŞİD’in ikizkardeşi El-Nusra Cephesi ABD tarafından terör listesine alındıktan sonra, olacakları, bunun ucunun kendisine dokunacağı, terör ihraç eden ülkeler kategorisine gireceğinin ayırdına varamadı. Mayıs 2013’te Beyaz Saray’da soruşturma odasına alındığından beri Erdoğan, uluslararası planda artık kredisinin kalmadığını anladı. Gezi direnişi ve Mısırlı kardeşi Mursi tahttan indirildikten sonra ise kimyası iyice bozuldu.
Erdoğan, Suriye bataklığında peydahladığı gayri meşru çocuğu El-Nusra’nın 2012 sonbaharında terör örgütleri listesine alınmasıyla oluşturmaya çalıştığı Ortadoğu ölçekli Sünni Koalisyonu bir hamle yaparak güvenceye almaya çalıştı. Uluslararası planda kredisi artan Kürtleri yanına alarak bu badireyi atlatmaya çalıştı. Güney Kürdistan yönetimiyle işleri ve trafiği sıkılaştırdı. Ardından Kuzey’de çözüm sürecini devreye sokarak nefes almaya çalıştı.
Bir yandan Kuzey’de çözüm süreci üzerinden mıntıka temizliği yaparken, diğer yandan muhatap aldıklarının kardeşlerine Rojava’da savaş açtı. Kuzey’deki sıcak savaşı oraya taşıyarak Kürtleri ve uluslararası kamuoyunu oyalayacağını sandı.
Çemberin giderek daralmasıyla daha beter bir hamle yaptı ve IŞİD ipine iyice sarıldı. Musul Konsolosluğu ve personelini IŞİD’e peşkeş çekip mağduriyete sığınarak çemberi kıracağını tasarladı. Şengal’de Güney Kürdistan yönetiminin hawarına yanıt vermeyerek, gerçek niyetinin, IŞİD çakallarıyla tuttuğu işin anlaşılmasına yol açtı. Ve bomba KOBANÊ’de elinde patladı. Kobanê dendiğinde IŞİD’ten önce Erdoğan akla gelmeye başladı ve nihayetinde ip gerildikçe gerildi, çember daraldıkça daraldı. Ve Kobanê dünyanın vicdanı oldu. Ve vicdan ses vermeye başladı. Faturaysa dönüp dolaşıp bu işin mimarına kesildi.
Erdoğan uluslararası planda artık yalnız adamdır. Adını koyarsak istenmeyen adam, bir "persona non grata"dır. Bu saatten sonra onunla iş kotarmaya çalışanların vay haline demek bile, belki hafif kalır.
Bu arada, yalnız adam, persona non grata son bir hamle yaptı. 14 Ekim tarihinde Oramar ve çevresinde üstlenen PKK güçlerine yönelik saldırılar gerçekleştirdi. PKK’yi tahrik ederek, rejisinde bulunduğu oyuna çekmeye çalıştı. Aynı gün Almanya’daki tüm haber ajansları, radyo ve televizyonlar bu haberi her saat başı geçti ve "Türk ordusunun yasaklı Kürdistan İşçi Partisi PKK savaşçılarını Hakkari’de bombaladığını" duyurdu. Önceleri "terörist PKK" diye niteledikleri örgütü, bu kez açık adıyla vermeleri, bombalamanın Kobanê ile ilişkilendirilmesi ise "manidar". Bunun ne kadar manidar olduğunu bırakalım Erdoğan’ın çevresine topladığı mantar kafalılar çözmeye çalışsın.
Yalnız adamın bu son hamlesine, Kobanê ile dayanışma eylemlerine yönelik devlet terörünü, katledilen kırka yakın insanı, yaralanan ve tutuklanan yüzlercesini de ekleyerek okumak gerekir.
Kürt hareketinin, PKK’nin önünde iki seçenek var. Ya bu saldırılara yanıt verip Kuzey’de iki yıldır süren çatışmasızlık ve ateşkes sürecine fiilen son verip sıcak çatışma ortamına geçilecek, ya da biraz daha sabır denerek, uzun zamandır tabandan gelen basınca rağmen, ateşkes durumu biraz daha sürdürülecek.
İki yıldır süren "çözüm süreci"ne başından beri soğuk duran, buna kuşkuyla bakan, ihtiyat ve çekince ile yaklaşan biri olarak, yalnız adamın bu son hamlesine karşılık vermeyerek, sineye çekerek, boşa düşürülmemesinin daha yararlı olacağı inancındayım.
Dünya kamuoyu Kobanê’ye kilitlenmiş ve yalnız adam hedef tahtasına oturtulmuşken, ona "mağduriyete" sığınacağı bir alanın açılmamasının daha doğru olacağı kanaatindeyim.
Yalnız adamın saldırıları an be an, kamuoyuna duyurulsun, hatta yönelen saldırılara nefsi müdafaa kabilinde yanıt da verilsin, ama dikkatlerin Kobanê ve Rojava’dan uzaklaşmasına yol açabilecek, ikinci bir cepheye ise geçit verilmesin. Yalnız adam "stratejik derinlik" batağından bu yolla çıkmak istiyor. Ona bu fırsat tanınmasın!