
MEHMET ZAHİT EKİNCİ/BREMEN
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için 22 bin 500 imza toplayan şehit annesi Xeysa Nas, referandumda ‘Hayır’ diyor.
55 yaşındaki Xeysa Nas, Türk devletinin baskıları sonucu yaşadığı Şirnex’in Hezex (İdil) ilçesinin Hespist Köyü’nü terkedip Almanya’nın Bremen kentine yerleşmek zorunda kaldı. Çevresinde sevilen ve saygı gösterilen Xeysa Ana, 20 yıldan fazladır sürgünde yaşamını sürdürüyor. 8 çocuk annesi Xeysa ana bir kızını Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde şehit vermiş. Xeysa Ana ile konuşurken enerjisini ve haklı davasına olan bağlılığını hemen fark edebiliyorsunuz. Yapılan tüm etkinliklerin en önünde ulusal elbiseleri ile yer alıyor. Xeysa Ana, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için başlatılan imza kampanyasında da 22 bin 500 imza topladı. Bremen’de yapılan bir yürüyüşte karşılaştığımız Xeysa ana ile yaşamı üzerine konuştuk.
‘Kimse onursuzluğu kabul etmedi’
Köyünün insanlarının yurtsever oldukları için sürekli devletin zulmü ile karşı karşıya kaldığını söyleyen Xeysa ana, “Defalarca köyümüze baskın yapan işgalci güçler bizden korucu olmamızı istemelerine rağmen kimse bu onursuzluğu kabul etmedi. Bunun üzerine hayat bize adeta zindana çevrildi. Köyde evler yakıldı. İnsanlar doğduğu vatanlarını terk etmek zorunda kaldı. Kızım Rojda bundan etkilenerek küçük yaşta özgürlük saflarına katıldı. Yaşı küçük olduğu için arkadaşlar onu eve geri gönderdi. Teslim olan bir milis itiraflarda bulununca kızım deşifre oldu. Bunun üzerine önce iki kızım ve iki oğlum, sonra eşim, son olarak ise ben Almanya’ya gelerek iltica talebinde bulunduk” diyor.
‘Muhbir devlet güçlerine haber veriyor’
Xeysa Nas, Almanya’ya geldikten sonra da ulusal mücadelesine kaldığı yerden devam ettiğini belirtiyor ve ekliyor: “Buraya geldikten sonra da hiçbir zaman rehavete kapılmadım. Bedenen buradaydım ama ruhum her zaman ülkemdeydi. Yapılan tüm etkinliklerde çocuklarımla birlikte yer alıyorduk. Kızım Rojda burada daha fazla dayanamayacağını belirterek tekrar özgürlük saflarına katıldı. Dağda dokuz sene kaldıktan sonra bir komplo sonucu 8 arkadaşı ile birlikte şehitler kervanına katıldı. Kızım Rojda (Ruken) ve arkadaşlarına yemek götüren bir milis yemeklerine zehir koyuyor. Bunlar yarı baygın bir şekildeyken muhbir devlet güçlerine haber veriyor. Uludere’nin Kela Memê mevkiinde gerçekleşen bu alçakça komplo yüreğimizde hala kanayan bir yaradır. Kızım Rojda ve 8 arkadaşı baygın bir haldeyken Türk devletinin işgalci güçleri tarafından hunharca katledildi.”
‘Yapamayacağım hiçbir fedakarlık yok’
Ülkesine gidemediği için kızının cenazesine katılamadığını da anlatan Xeysa ana, devamla şöyle diyor: “Ne olursa olsun Türk pasaportunu almak bana onursuzluk gibi geldi. Zulmünden kaçtığımız bir devletin ne vatandaşlığını ne de pasaportunu istemedim. Pasaport almak benim için bir utançtı. Burada Alman vatandaşlığı için başvurduğumda ise PKK’li olduğum gerekçesiyle vatandaşlık işlemlerimi reddettiler. Bunu çok da dert etmedim zaten. Kızıma layık bir anne olabilmek benim için en büyük onurdu. Kızım sonuçta kendi halkının haklı davası için şehit oldu. Şehit olduğunda bize ağır bir miras bıraktı. Bremen DKTM’de şehit Aileleri Komisyonu içerisinde yer alıyorum. Belki burada yaşıyoruz, fazla da baskı görmüyoruz ama yüreğim her zaman ülkem için atıyor. Önderlik ve ülkem için yapamayacağım hiçbir fedakarlık yoktur.”
‘İmza için diskoteklere bile gittim’
Nas, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması için başlatılan imza kampanyası için canla başla çalışarak herkesin takdirini toplayan bir insan olarak biliniyor. Kampanya boyunca 22 bin 500 imza topladığını belirten Xeysa ana, “Böylesi bir kampanyanın başlatıldığını öğrenince gönüllü olarak kendimi önerdim. Kar kış demeden sabahın erken saatlerinde kalkıp imza topluyordum. Öyle ki imza kampanyası gece bile rüyalarıma giriyordu. Herkesten imza almayı aklıma koymuştum” diyor.
Xeysa Nas, gece yarısı diskoteklere gidip imza bile topladığını söylüyor ve devam ediyor: “Metro duraklarında, tramvaylarda, tren istasyonlarında, kalabalığın olduğu her yerde imza topladım. Uzun bir süre sokakları adeta kendime mekan edinerek bu kampanyaya destek oldum. Akşam eve gelirken acaba unuttuğum bir yer kalmış mı diye düşünüyordum. Unuttuğum yerler varsa geceleyin yatağımdan kalkıp gidip tekrar imza topluyordum.
‘Hakkı ödenemeyecek insan’
Bizler böylesi değerli bir Önderlik için ne yaparsak azdır. Önderlik bizim herşeyimiz. O İmralı’da tutuklu bulunduğu sürece hepimizin iradesi esaret altındadır. Özelikle biz Kürt kadınları onunla var olduk. Ne yaparsak yapalım hakkı ödenemeyecek tek bir kişi varsa o da Önderliğimizdir. Ben de bu duygu ve sorumlulukla bu çalışmaya katıldım. Bugün yine böyle bir kampanya başlatılırsa seve seve katılırım. Yaptıklarımdan asla pişmanlık duymadım. Gerek Türk devleti gerekse Alman devleti şunu iyi bilsin, bizi lime lime de etseler biz Önderliğin izinden ayrılmayacağız.”