EVRİM KEPENEK / MA / İSTANBUL
Genç yönetmen Eylem Kaftan, ilk kurmaca filmi için kolları sıvadı. Türkiye’de bir kadın yönetmenin film yapabilmesinin yegâne yöntemini, “Çok inanmak, çok çalışmak, çok fedakârlık” olarak özetleyen Eylem, yapımcıların kadın yönetmenlere güvenmediğini belirtiyor.
Genç yönetmen Eylem Kaftan’ın sinema ile kurduğu bağ, iğne ile kuyu kazmak zorunda kalan bir madencinin durumuna benziyor. Çünkü Eylem’e göre, Türkiye’de kadın bir yönetmenin film yapabilmesinin yegane yöntemi, “Çok inanmak, çok çalışmak, çok fedakarlık etmek.”
Uzun yıllar TRT Belgesel’de belgesel programı yönetmiş ve sunmuş olan Kaftan, bu sayede de Artvin’den İzmir’e, İzmir’den Amed’e Türkiye’nin pek çok kentinde hikâyelere tanıklık etmiş. Şehirli çiftçilerin hikayelerinin anlatıldığı belgesel programını yaparken Artvinli bir kadın çiftçinin hikayesinden çok etkilenince de kendi ilk kurmaca filmini yapmak için kolları sıvamış.
Kurmaca onun için yeni bir alan
İstanbul’da medya sektöründe çalışan bir kadının annesinin hastalanması nedeniyle Artvin’e giderek arılara bakması üzerinden şehirli bir kadının doğada yaşadığı çatışma ve doğanın bilinmezliğine karşı verdiği mücadelenin anlatıldığı film için heyecanlı olan Kaftan, “Yeni bir alana adım attım ve bilmediğim, öğrenmem gereken bir sürü yeni iş var” dedi.
Sinema erkek bir alan
Kültür Bakanlığı’nın geçen yıl 30 projeye destek olduğunu ve bu projelerden sadece ikisinin kadın yönetmenlerin projesi olduğunu anlatan Kaftan, kültür sanat alanındaki özel sektörün gelişmemiş olmamasının da kadın yönetmenler için büyük bir handikap olduğunu ifade etti. “Özel sektördeki yapımcılar, kadın yönetmenlere destek olma konusunda daha çekingen davranıyor; onlara güvenmiyorlar. Çünkü sinema erkek bir alan” diyen Kaftan, bu durumun sadece Türkiye’de değil dünyada da böyle olduğunu hatırlattı. Dünyada ilk filmini çeken kadınların yüzde 90’ının ikinci filmini çekmediğini anlatan Kaftan, “Bu alanı sadece erkeklerle sınırlandırmak, dünyanın yarısı olan kadınları yok saymak ya da azaltmak yaşamın doğasına aykırı. O zaman hayatın, dünyanın yarısı bu alanda olmaz ve bu büyük bir eksikliktir” diye belirtti.
Hikâyeye inanmak ilk şart
2019’da izleyiciyle buluşmasını hedeflediği filmi için çok ayrıntı vermek istemeyen Kaftan, son olarak, “Çok umutsuz değilim. Yer keşiflerini yaptım, kastı belirledim gibi. Oldukça yol aldık. Yeter ki hikayeye inanın, o hikaye kendi yolculuğunu tamamlar. Ben de buna inanıyorum. Kadın yönetmenler erkeklere oranla moral motivasyonu her zaman yüksek tutmalı. Zor bir alanda iş yapıyor olsalar da kendilerine ve hikâyelerine inanmaları bu işin birinci şartı” ifadelerini kullandı.