Tarsus Cezaevi’nde 3 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan Mahmut Kaygan’ın annesi Fatma Kaygan, oğlunun yüzünde ve özellikle de ağzının içinde ciddi iltihaplanma meydana geldiğini aktararak, “Anneler bir şey yapmazsa kimse bir şey yapamaz” dedi.
Mahmut Kaygan’ın (22), 2017’de Mersin’de demokratik bir eylem sırasında polisin attığı gaz bombasının yüzüne isabet etmesi sonucu yaralandı. Kaygan tedavisi tam olarak yapılmadan gözaltına alınarak tutuklandı. “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 10 yıl hapis cezası verilen Kaygan’la görüşen anne Fatma Kaygan, oğlunun yüzünde ve özellikle de ağzının içinde ciddi iltihaplanma meydana geldiğini söyledi. Daha önce açlık grevine giren tutsakların ayakta durmakta zorluk çektiğini belirten Kaygan, yetkililerin üç maymunu oynadığını kaydetti. Kaygan, “Kimse onlardan bahsetmiyor. Biz istiyoruz çocuklarımızın sesini dünya duysun. Çocuklarımızın ölümünü istemiyoruz” dedi. Ölümlerin son bulması için halkı ayağa kalkmaya çağıran Kaygan, şöyle konuştu: “Tüm anneler ayağa kalksın. Anneler bir şey yapmazsa kimseler bir şey yapamaz. Çocuğu zindanda olan olmayan tüm anneler ayağa kalkmalı. Bu sessizliğin bitmesi için herkesin elini vicdanına koyması gerekir. Hükümet kör ve sağır olmuş. Bizim çocuklarımızın talebi neyse bizim de talebimiz odur. Biz çocuklarımızın arkasındayız. Elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız.”
Gümüş’ün annesi: Adım atın
Bandırma 1 Nolu T Tipi Cezaevi’nde 39 gündür açlık grevinde olan oğlu Nezir Gümüş’ün vücut ısısının düştüğünü ve aşırı kilo kaybı yaşadığını belirten anne Hanife Gümüş, “Hükümet adım atsın” dedi.
Oğlu ile 2 Nisan’da görüşen anne Hanife Gümüş, hak ihlallerini anlattı. Anne Gümüş, görüşte gittiği gün kadın gardiyanlar tarafından kendisine çıplak arama dayatıldığını söyleyerek, hakaretlere maruz kaldığını belirtti. Görüş esnasında oğluna sarıldığını ve vücut ısısının düştüğünü fark ettiğini dile getiren Gümüş, oğlunun aşırı kilo kaybının olduğunu belirtti. Oğluyla beraber açlık grevinde olan arkadaşlarının da kilo kayıpları yaşadığını ifade eden Gümüş, cezaevi yönetimi tarafından tutuklulara yeteri oranda limon, şeker, tuz ve karbonatın verilmediğini kaydetti. Gümüş, “Görüşme esnasında gardiyanlar uzaktan bizi izledi. Görüşme ardından iki kadın yanımıza geldi ve ‘Nezir Gümüş’ün ailesi kim?’ diye sordu. Bizi alıp bir kenara çektiler ve bize, ‘Nezir’e söyleyin açlık grevini bıraksın. Yazıktır bedenleri çürüyor, yemeklerini yesinler ve bu yoldan vazgeçsinler’ dedi. Biz de ‘Bu onların meselesi, bizim değil, biz onlara bir şey söyleyemeyiz’ dedik” şeklinde konuştu.
Açlık grevinde olan hiç kimsenin ölmesini istemediğini belirten Gümüş, “Açlık grevlerine ilişkin bir an önce hükümetin adım atmasını istiyoruz. Oğlumun mücadelesiyle başım diktir. Adalet Bakanlığı ve hükümet bir an önce talebi karşılasın. Yoksa biz çocuklarımızı bir daha göremeyeceğiz. Bu zulüm kalksın” dedi.
Anne Çabuk: Artık yeter talepleri kabul edin
1 Mart’a açlık grevine giren tutsaklardan birsi de Ali Çabuk. 17 Şubat 1976’da Adıyaman’ın Kömür ilçesinde dünyaya gelen Çabuk, 2003’te İzmir’de gözaltına alındı. Dersim’de hakkında açılan bir dosya nedeniyle yargılanan Çabuk’a 36 yıl hapis cezası verildi. 16 yıldır cezaevinde olan Çabuk, Malatya ve Adıyaman cezaevlerinde kaldıktan sonra Kandıra 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi.
Annesi Zeynep Çabuk (87) Adıyaman’da yaşadığı için yılda bir ya da iki defa oğlunun görüşüne gidebiliyor. Adıyaman’dan gelip gitmenin kendisi için çok zor olduğunu ifade eden Çabuk, oğlunun kendisinden bu kadar uzağa götürülmesinin de tecrit olduğunu söyledi. Oğlunun açık görüşüne gittiğini ve durumunun iyi olduğunu ifade eden anne Çabuk, “Çocuklarımız ve gençlerimiz açlık grevindeler ve bedenlerini açlığa yatırmışlar. Açlık kolay bir şey değil. İnsanlar 10 gün aç kalamıyorken, onlar 90, 100 günden fazladır açlık grevindeler. Artık yeter; bizim de ömrümüz gitti çocuklarımızın da ömrü gitti. Bu işe bir çözüm bulun. Çocuklarımızın talebini kabul edin” diye seslendi.
Tecridin kaldırılmasını istiyoruz
Abla Hatice Çabuk da kardeşi ve beraberindekilerin ölmek için açlık grevine girmediklerini dile getirerek, “Kardeşim ve arkadaşları bir an önce bir çözümün bulunması için açlık grevine başladılar. Bizler de onların çözüm arayışları noktasında taleplerinin kabul edilmesini ve açlık grevlerinin sonlanmasını istiyoruz. Biz istiyoruz ki bir an önce bir çözüm bulunsun ve tecrit kalksın. Onların tek istediği de odur. Tecrit kalksın. Adalet istiyoruz başka bir şey istemiyoruz” dedi.
Annesinin Adıyaman’dan kardeşinin görüşüne gitmek için geldiğini dile getiren Çabuk, “Yollarda perişan oluyor ama yüreği dayanmıyor. Bence hiçbir anne yüreğinin yanmasını hak etmiyor. Hiç birinin de yüreği yanmasın” şeklinde konuştu.
Eylemlerini sürdürecekler
Kardeşinin talebine dikkat çeken Çabuk, şunları aktardı: “3 arkadaşı 16 Aralık 2018’den beri açlık grevinde. 1 Mart’tan itibaren ise onla birlikte 16 arkadaşı açlık grevine girdi. Toplam 19 kişi açlık grevindeler. Kardeşim ve yanındaki arkadaşları tecridin bir an önce kaldırılmasını talep ediyor. Tecrit kalkmayıncaya kadar da açlık grevini sonlandırmayacaklarını söyledi.”
Öldürseler de tecridi reddetmeliyiz
Çorum L Tipi Cezaevi’nde 39 gündür açlık grevinde olan Agit Toprak’ın anne ve babası, toprakları üzerinde onurlu bir şekilde yaşamak istediklerini belirerek, “Bu tecride karşı çıkmamız lazım. Bizi öldürseler de hapse atsalar da bu baskıyı kabul etmiyoruz” dedi.
Çorum L Tipi Cezaevi’nde bulunan Agit Toprak (21) “örgüt üyesi olmak” ve “örgüte yardım etmek” iddiasıyla 3 yıldır tutuklu yargılanıyor. Toprak’ın babası İzzettin Toprak (52), çocuklarına uygulanan baskının kaldırılmasını isteyerek, şunları ifade etti: “Ne derlerse desinler bizler Kürt’üz. Bizi sevmiyorlar. Yeter artık bizlere ettikleri zulümler ve tutuklamalar. Ben kendi dilimde konuşuyorum. Onlar kendi dilinde. Biz kendi toprağımızın üzerindeyiz. Köylerimizi yaktılar baskı işkence uyguladılar. Bizi yerimizden ettiler. Biz de onurlu bir şekilde toprağımızda yaşamak istiyoruz. Kürt halkının üzerindeki tecridin kalkması gerekiyor.”
Baba Toprak, Kürt halkının baskı ve işkenceye karşı çıkmasını isteyerek, “Bütün Kürt halkının bir olması lazım. Bu tecride karşı çıkmamız lazım. Bizi öldürseler de hapse atsalar da bu baskıyı kabul etmiyoruz” dedi.
Anne Muhabbet Toprak (48) ise çocuğuyla birlikte 8 kişinin Çorum Cezaevi’nde açlık grevinde olduğunu belirterek, çocuğunun yaşamından endişe duyduğunu söyledi. Anne Toprak, “Bugün çocuklarımıza sahip çıkılması, ses verilmesi gerekir. Cezaevlerinden cenazelerin çıkmasını istemiyoruz.”
Oğlu ve torunu eylemde
İzmir Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde olan Mustafa Aydın ve Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde olan amcası Abdullah Aydın da 1 Mart itibarıyla eyleme dahil oldu. Aydın Ailesi, 50 yıl önce ekonomik sıkıntılarından dolayı Mardin’in Ömerli ilçesinden Adana’ya göç etti. Amca ve yeğen, 90’lı yıllarda “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı ve 36’şar yıl hapis cezası verildi. Abdullah 28 yıldır, Mustafa ise 25 yıldır cezaevinde ve her ikisi de 1 Mart itibarıyla açlık grevinde.
Oğlu ve torunu açlık grevinde olan Latife Aydın, oğlu Abdullah’la geçen hafta telefonla görüştüğünü ve 6 aydır oğlunun ve torununun görüşüne gidemediğini söyledi. Aydın, oğlunun kendisine, “Kıyafetlerimizi ve eşyalarımızı aldılar. Koli gelirse alma geri gelsin.1 Mart itibarıyla açlık grevindeyiz. Moralim yüksektir. Taleplerimiz yerine getirilene kadar eylemimiz sürecek. Bizim için susmayın” dediğini kaydetti.
Oğlunun ve torununun 2013’teki eylemlerde 40 gün açlık grevinde kaldığını hatırlatan Aydın, şöyle devam etti: “Çocuğum ve torunum bedenlerini ölüme yatırdı. Cezaevlerinden artık tabutlar çıkmasın. Evlerimizde açlık grevindeyiz; şu anda. Gece ve gündüzümüz yok. Hastayım. Elimden geldiği kadar çocuklarımı yalnız bırakmayacağım. Çocuklarımızın yanındayız ve onlar için ne gerekiyorsa yapacağız. Talepleri için mücadele edeceğiz.”
İkiz çocukları açlık grevinde
İkiz çocukları Hasan ve Hüseyin’in İmralı tecridine karşı 38 gündür açlık grevinde olduğunu belirten anne Emine Işık da tecride son verilmesini istedi. Hasan, Malatya E Tipi Cezaevi’nde; Hüseyin ise Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde eylemlerini sürdürüyor. Amed’in Silvan ilçesinden olan Emine Işık, ayrı kentlerde tutuklu bulunan çocuklarıyla zorlu şartlarda görüşebiliyor. İkiz çocuklarının kalp sorunlarının da olduğu belirten anne, bütün hayatını onlara adadığını söyledi. Sağlık sorunlarına rağmen tecridin kaldırılması için açlık grevinde olduklarını dile getiren Işık, “Biz rahat nefes alabiliyor muyuz? Onlar benim çocuklarım, ben büyüttüm, onlar için gerekirse bedenim ateşe veririm. Artık sesimizi duysunlar, Müslümanlık böyle mi? Bu zulme son verilmeli. Kürt’üz diye hepimizi katliamdan mı geçirecekler? Yeter artık, tecrit kaldırılsın” dedi.
Sofrada sadece ağlıyorum
Işık sözlerini şöyle tamamladı: “Kurduğum sofrada sadece ağlıyorum. Bir lokma bile boğazımdan geçmiyor. Bir anne çocukları açken nasıl yemek yiyebilir. Bizim yüreğimizi yakanlar Allah’ından bulsunlar. Eğer talepleri karşılanmazsa çocuklarımız için bedenimizi ateşe veririz.”
Yapmamız gerekeni yapacağız
Tarsus 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan 23 yaşındaki Sipan Sömer de 1 Mart itibarıyla dahil oldu.
Sömer’in Ailesi 30 yıl önce Şırnak’tan Adana’ya göç etmiş. Adana’da dünyaya gelen Sipan Sömer, ailenin 5 çocuğundan biri. Sömer, tanık beyanlarıyla tutuklanarak yargılandığı Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 7 yıl hapis cezası aldı. Sömer, 1,5 yıldır Tarsus 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. Anne Fatma Sömer, 1 Nisan’da cezaevinde görüştüğü oğlunun kendisine, “Moralimiz yüksektir. Mücadele ediyoruz, siz de dışarıda mücadele edin. Sesimize ses olun. Sıvı veriliyor. Ayranda alıyoruz. Tek isteğimiz dışarı da sesimize ses olmanız” dediğini aktardı.
Oğlunun ve arkadaşlarının aşırı kilo kaybettiğini dile getiren Sömer, yetkililerin bir an önce tutukluların taleplerini kabul etmesi çağrısında bulundu. Evde rahat uyuyamadıklarını ve akıllarının cezaevinde olduğunu aktaran Sömer, “İçimiz yanıyor. Çocuklarımızla beraber biz de açlık grevindeyiz. Cezaevlerinden tabutların çıkmasını istemiyoruz. Tutsakların taleplerinin yerine getirilerek, açlık grevinin sonlandırılmasını istiyoruz. Bir anne olarak ne yapılması gerekiyorsa yapacağız” şeklinde konuştu.
Tekerlekli sandalyeyle görüşe
Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 112 gündür açlık grevinde olan Mehmet Erbey’in tekerlekli sandalyeyle görüşe getirildiğini söyleyen annesi Meryem Erbey, yetkililerin kendilerine “Çocuklarınıza söyleyin eylemi bitirsinler” dayatmasında bulunduklarını söyledi.
4 Nisan’da oğlunun açık görüşüne giden anne Meryem Erbey, tekerlekli sandalyeyle görüşe gelen oğlunun aynı kararlılıkta olduğunu vurguladı. Erbey, oğlunun kendisine şunları söylediğini aktardı: “Kalem vermiyorlar. Bu yaşananları dışarıya aktarmamıza izin vermiyorlar. Burada açlık grevine girenleri doktorlar kontrol etmiyor. Bu yaşananlara siz anneler öncülük etmelisiniz. Bir şeyler yapılacaksa siz anneler yapmalısınız. Bir tek ruhumuz kalsa da bu uğurda feda edeceğiz. Bizim sesimize siz anneler ses olabilirsiniz.”
‘Söyleyin bıraksınlar’ dayatması
Görüş sırasında cezaevinde bulunan gardiyanların ve kendisini psikolog olarak tanıtanların, “Çocuklarınıza söyleyin. Bu açlık grevini bitirsin” dediğini belirten Erbey, “Ben de onlara; ‘Tamam onların taleplerini karşılayın bıraksınlar. Yoksa onlar bu şekilde eylemi bırakmazlar’ dedim. Biz öncelikle annelere sesleniyoruz. Açlık grevine giren 7 bin insanın annelerine sesleniyoruz. Gelin bu çocuklarımızın ölümlerini önleyelim. Bu ölümlere sessiz olan kimler varsa onlar sorumludur. Herkes elini vicdanına koysun” dedi.