Ramazan ayında Avrupa’da yaşayan Müslüman Kürtler, fitre ve zekatlarını Rojava için vermişti. Federasyona Civaka Îslamiya Kurdistan (Kürdistan İslam Toplumu Federasyonu- FCîK) toplanılan fitre ve yardımları Rojava’ya götürdü. 

FCÎK Genel Başkanı Hafız Ahmet Turhallı ile yardımlar ve Rojava’daki izlenimleri üzerine sohbet ettik.


Geçtiğimiz günlerde Rojava’ya giderek Avrupa’da topladığınız fitre ve zekatları, orada ihtiyacı olan insanlara ulaştırdınız. Rojava’da nerelere gittiniz? Neler ile karşılaştınız?

Buradan giderken Bakur üzerinden geçtik. Bakur’da Habur Sınırkapısı’nda problemler yaşadık. Yaklaşık 11-12 saat orada bekletildik. Daha sonra Sêmelka Sınır Kapısı‘na geçtik. Oradan da Rojava’ya geçtik. Bize halkın vermiş olduğu emanetleri ne olursa oradaki mağdur halka ulaştıracaktık. Rojava’ya, FCÎK adına benimle birlikte, Heci Sabri, Mele Necmeddin ve Hatice Turhallı’dan oluşan 4 kişilik heyet olarak geçtik. Rojava’nın bir bütün olarak abluka altında olduğu hissediliyordu. Daha sonra Rêmelan bölgesine geçtik. Rêmelan bölgesi petrollerin en çok olduğu bölge. Tabii koskoca ova, ovalarda petrol kuyuları var, ama çalışmıyor. Ham petrol sağa sola akıyor. O zenginlik içinde o insanların fakirlik yaşaması insanı üzüyor. Qamişlo’ya geçtik, Heyva Sora Kurdistanê’nin merkezinde misafir olduk. Buradan götürdüğümüz fitre ve zekatları, Suriye parasına çevirdik. Yardımları üzerinde Federasyona Civaka İslamîya Kurdistan logosu bulunan zarflara koyduk. Yardımların dağıtımı esnasında orada bulunan birkaç doktor arkadaş da bize yardımcı oldu. 


Sadece Qamişlo’da mı kaldınız?

Hayır, sonraki gün Kobanê’ye yola çıkmak için hazırlandık ve Serêkaniye’ye uğradık. Serêkaniye gittiğimiz diğer yerlere nazaran daha sakin ve rahattı. Ancak sınır kapısını Türk devleti betonla kapatmış. Oradan giriş-çıkış yok. Serêkaniye’de şu göze çarpıyor, tarlalar yeşil, sebze yetişiyor. Serêkaniye’de bze söylenen şey şu, “Bundan sonra yollar tehlikleli, asayişle birlikte hareket etmeniz gerekiyor.” Asayişten arkadaşlar geldi, 3 araç konvoy halinde yola koyulduk. Konvoyun içinde bir de ambulans bize eşlik ediyordu. 


Kobanê yolunda neler ile karşılaştınız?

Yol boyunca arkadaşlar bize intihar saldırılarında patlatılan motosiklet, araba ve kamyonları gösterdiler. Burada YPG/YPJ’nin giriş ve çıkışta kontrol noktaları var. Çatışmaların izi halen olduğu gibi duruyor. Arkadaşların “Buradan çabuk geçmemiz gerekiyor. Arap köylerinde DAİŞ‘liler olabilir” demesi üzerine Arap ve Kürt köylerinin bulunduğu alandan hızlı bir şekilde geçtik. Bu köylerden geçerken Kürt köyleri harabe olmuş, adeta dozerle yerle bir edilmiş, Arap köyleri ne hikmetse, YPG/YPJ oraya girdikten sonra olduğu gibi hiç dokunulmamış gibi duruyor, nerdeyse bir kurşun izi bile yok. Serêkanîye’den Kobanê’ye kadar durum böyle. Yani DAİŞ Kürt köyleri darmadağın edilmiş ama Arap köyleri ise hala olduğu gibi yerinde. 


Kentte neler yaptınız?

Kobanê’de yönetim bizi karşıladı. Yıkık, dökük bir lokanta içerisinde bize yemek ısmarladılar. Yemekten sonra bizi bir evde, yıkılmamış bir evde misafir ettiler. Aslında hemen hemen yüzde 80’i yerle bir olmuş kentte böyle tek tük ayakta kalmış evler var. Bu evde parayı kimlere, nasıl dağıtacağımızı konuştuk. Birinci, ikinci ve üçüncü dereceden mağdurlar diye bir planma çıkardık. Direniş kenti Kobanê, geceleri serin gündüzleri çok sıcak. Sabahleyin ilk işimiz Heyva Sora Kurd ve Kobanê’yi Yeniden İnşaa Platformu ile birlikte ortaklaşa 3 grup ayarladık. Bu grupların 3 ayrı yere gitmesini kararlaştırdık. Kobanê’de gezerken insan ister, istemez hüzünleniyor. Koskoca bir kent yerlebir edilmiş. Diğer taraftan oradaki insanların cıvıl cıvıl yaşama sevinci, insanlık adına bize motivasyon verdi. Ancak insanlar, kış mevsiminde ne yapacaklarını şimdiden merak ediyorum.


Kobanê’de halk ne tür zorluklar yaşıyor?

Gittiğimiz evlerde insanların mağdur olduğu, hastalıkların olduğunu, ilaçların insanlara ulaşmadığını gördük. Türkiye tarafından insanların ilaç göndermek için çaba sarfettiğini fakat bir türlü ulaştıramadıklarını öğrendik. Çocuk mamasının olmadığını, çocukların çok mağdur halde olduğunu gördük. Orada bir kaç doktor arkadaş vardı. Canla başla, oradaki yaralı ve yaşlılara yardım etmek için elinden geleni yapıyorlardı. Ellerinden gelse 24 saat değil, 48 saat çalışırlar o insanlar. Sonra yola koyulduk, bir kaç aileye uğradık, bu aileler beni çok etkiledi. Bir aile vardı, çocukları doğuştan görmüyor ve anne babası yok, bunlara yardım edecek kimse yok. Bir diğer aileye gidiyoruz, sadece dede ve nine hayatta kalmış, çocuklar yaralanmış. Son DAİŞ’in saldırısından sonra çocuklara dede ve ninesi bakıyor. Çünkü,  başka bakacak kimse yok. Bir diğer ailede ise eşini savaşta kaybetmiş 6 çocuk annesi bir kadın. Canla başla hem kanton hükümetine yardım etmeye çalışırken, diğer taraftan çocuklarına bakmaya çalışıyor.


Yardımın dağıtımını nasıl yaptınız?

Suriye parası olarak, her ailenin 2-3 aylık ihtiyacını karşılabileceği bir miktarda zarflara koyduk. Bin 320 aileye yardım ulaştırdık.


Gözlemdeğiniz kadarı ile orada nelere ihtiyaç var?

Orada yeniden yapılanmaya ihtiyaç var. Türkiye kapısı kapalı olduğu için, yiyecek ve giyecek de yok. Acil ihtiyaçlar yiyecek ve giyecek. Oradaki diğer kurumlar, Heyva Sor gibi kurumlar koliler halinde dağıtım yapıyorlar. Bizim zamanımız olmadığından, koli alamadık, para yardımı şeklinde yaptık. O para ile insanlar ihitiyaçlarını istedikleri şekilde karşılasınlar istedik.


Bir çağrınız var mı? Bundan sonra ne gibi bir çalışmanız olacak?

Biz Kobanê başta olmak üzere, tüm Rojava için her türlü desteği hazırlamak ve onlara ulaştırmak için daha yoğun bir çaba içine gireceğiz. Halkımız müsterih olsun, insanlarımız daha gönülden ve daha yoğun bir çaba ile oradaki insanlara ekonomik katkı veriyorlar. Bundan sonra önümüzde kurban bayramı var, biz bütün Rojava’da, her eve kurban eti ulaştırmak için kampanya başlatacağız. Bunu da oraya ulaştırmak için elimizden ne geliyorsa, her imkanı kullanarak yapacağız. Bütün çalışanlarımıza, cami yönetimlerimize, Civaka Îslamiya Kurdistan’a (FCÎK) gönül veren herkese, gazeteniz aracılığı ile bir çağrı yapmak istiyorum. Kurban eti kampanyası çok ciddi katılımlı geçmeli ve gerçekten illa bir hayır yapmak istiyorsak, İslam ümmetinin yetimleri olam Kürtlere yardım eli uzatmalıyız. Çünkü her tarafa Türkler, Araplar, Farslar bütün Müslümanlar, yardım ulaştırmaya çalışıyorlar. Gidip gördük ki, mesele Kürt Müslümanları veya Kürtler olunca, hiç kimse bir kuruş yardım etmediği gibi, yardımların oraya ulaşmaması için de çaba sarfediyorlar. Bunun bertaraf edilebilmesi için, biz Kürt Müslümanlara büyük bir sorumluluk düşüyor. Bizim halkımız bu kadar acı çekerken, mağdur durumdayken, fukara iken madem başka Müslüman kardeşlerimiz bize yardım etmiyor o halde Kürt Müslümanların yoğun çaba içine girip bu yardımları toplamaları ve ulaştırmaları gerekiyor. Artık hayır ve sevap yapmak istiyorlarsa kendi kurumları var. Kurumları olan Civaka İslamîya Kurdistan’a hayır hasenatta bulunmalılar. Bu hayır ve hasenatta gerekirse kendileri de birlikte gönderilir. Orada fakir, mağdur ve müşkül duruma düşmüş insanlara ulaştırdıklarımızı görmeliler. Tekrar tekrar söylüyorum, önümüzde kurban bayramı var, herkes bu kampanyaya dahil olmalıdır. Üç-dört bin kurban orada kesime verilmeli ve mutlaka orada her aileye kurban bayramı vesilesi ile kurban eti yedirebilmeliyiz.


Yaptığınız kampanyada kimlerin emeği geçti? 

Berlin’deki iki camimiz, Bremen, Hamburg, Neumünster, Clopenburg, Salzgitter, Bielefeld, Attendorn, Wuppertal, Verbert, Hagen, Dortmund, Meschede, Essen, Münih, Freiburg, Pforzheim, Viyana, Hollanda Den Haag, Paris, Marsilya, Saint Avold Camiilerimiz ile Saarbrücken’de Behram, Charleroi, Stuttgart’ta Hacı Cuma ve Hacı Abdulselam, Ulm’de Hacı Sait ve Giessen’de Hacı Mustafa isimli temsilcilerimiz bu hayırları topladılar. Paris’te Ehmedê Xanî camii’nde Ağrılı Müslüman Kürt kardeşlerimiz bize destek oldu.


RAMAZAN MARANKOZ/HABER MERKEZİ