Devlet memuru olması nedeniyle isminin açık olarak verilmesini istemeyen Ü.A., Wan'a depremzedeler için giden yardımların Valilik tarafından adeta yağmalandığını söyledi.
Ü.A., Güney Kürdistan Federe Bölgesi Başkanı Mesud Barzani'nin gönderdiği 200 konteynır evin depremzedelere dağıtılmadığını söyledi.
Wan Valiliği'nin, malzemeleri imamlara verdiğini, imamların da bu yardımları sadece AKP seçmenine ulaştırdığını dile getiren Ü.A., "Bazı imamların TIR'lar dolusu malzemeyle kaçtığını, bazılarının da aleni bir şekilde markette sattığını halktan duyduk. Alan çalışması yapılırken halkın tepkisiyle beraber tespit ettiğimiz bir imam oldu mesela. Bu imama da Valilik malzeme vermiş ama dağıtmamış" dedi.
Ü.A., dile getirdiği bir konuda konteynır evler... Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, daha önce bütün depremzedelere konteynır evler verileceğini açıklamasına rağmen Ü.A., bu sözleri yalanlıyor. Ü.A.'ya göre, 500 kontenyırdan sadece bir tanesi depremzedelere verilmiş, diğerleri ise polis ve memura dağıtılmış. Verilen bazı konteynırların ise hiç kullanılmadığını, çünkü konteynır verilenlerden bazılarının evlerinin sapasağlam olduğunu vurguluyor. Ü.A., devamla "Barzani'nin barınma için gönderdiği 200 konteynıra da Valilik el koydu" şeklinde konuşuyor.

İşsizlik temel sorun

Depremzedeler için battaniye ve elbisenin gönderildiğini ancak sorunun, ihtiyaçların doğru adrese gitmesi olduğunu hatırlatan Ü.A., yakacak ve gıda sorunu olduğunu belirtiyor. Depremzedelerin iş bulmada sıkıntı yaşadığını, bunun da geçim sorununu ortaya çıkardığını söyleyen Ü.A., şunları ifade ediyor: "Çalışacak iş bulamadıkları için para kazanamıyorlar. Doğal olarak erzak sıkıntısı var. Ayrıca devletin dışarıya gönderdiği ailelerden birçoğu geri geliyordu. İstanbul'dan geri dönen üç aile vardı. Devletin ilgilenmediğini, oralarda daha fazla perişan olduklarını söylediler. Depremzedelerin taleplerinden biri de Van'ın afet bölgesi ilan edilmesidir. Kalıcı deprem konutlarının sağlanmasıdır. Ben çok fazla ev dolaşamasam da 4 tane kalbi delik çocukla karşılaştım. Bu çocuklar için acilen bir şeyler yapılması gerekiyor. Yine 'KCK' davasından cezaevine atılmış bazı insanların aileleri perişan durumda. Aileye çalışacak, para getirebilecek kimse yok."

Medya yağma olarak gösterdi ama...
Depremin ilk günlerinde Türk medyası, 'yağmalanan TIR' görüntülerine yer veriyordu. Ancak Ü.A., bir yardım görevlisi ve bir tanık olarak o sahneler için farklı konuşuyor. Ü.A., olayı şöyle anlattı: "Valilik, Belediye'ye gelen birçok yardıma el koyuyor. Hatta televizyonda halkın yağmaladığını söyledikleri TIR'lar aslında Belediye'ye gelmiş olan fakat Valilik'in el koyduğu TIR'lardır. Gelen yardım TIR'larına Valilik el koymaya devam edince halk da tepki olarak saldırıyor. Bunun sebebi de Valilik'in halka çokta eşit davranmamasıdır."

'Daha iyi bir organizasyon olabilirdi'

Van Belediyesi'nin her eve yardım giyecek, erzak, battaniye ve yakacak götürmede çaba harcadığını belirten Ü.A., yine de bazı eksikliklerin ortaya çıktığını söylüyor. Belediye'nin tahsis ettiği araçlarla, gönüllüler olarak yardım çalışmaları yürüttüklerini söyleyen Ü.A., "Gönderilen bazı kolilerin içinden taş ve bayrak çıktı. Bu da iyi bir kontrolün olmadığını gösteriyor. Sanırım bazı acemilikleri oldu. Başka belediyelerin yardımların daha da etkili alabilirdi" diyor.
Gönüllü sayısı ve koordinasyonuna ilişkin sorumuzu ise Ü.A., şöyle cevaplıyor: "Sürekli bir sirkülasyon içinde, gelip gidenler oluyor. Bizim kaldığımız çadırda 50 kişi vardı. Bir çadır daha vardı. Onda da aynı şekilde. Bir de Hakkari'den gelenlerin kurduğu bir çadır vardı. Orada da yaklaşık 20 kişi vardı. Yani toplamda 120 civarında gönüllü vardı. Dağıtılacak, paketlenecek malzemenin azlığını gözönünde bulundurduğunda yeterli gibi geliyor. Fakat saha çalışması yapmak zor iş olduğu için her çadıra ulaşabilecek kadar yeterli değil. Koordinasyonu, mahalleleri iyi bilen 5-6 arkadaş sağlıyordu. Sabah 07:00'de kalkıp kahvaltı yapılıyor ondan sonra Belediye'nin tahsis ettiği araçlarla ve ilçe belediyelerden gelen araçlar yardımıyla dağılıyoruz. Kimin nereye gideceği çadırda kararlaştırılıyor. İki kişilik gruplar halinde saha çalışması yapılıyor. Depoda da paketleme çalışmaları yapılıyor, akşam hava kararana kadar devam ediyor çalışma. Akşam çadırda herhangi bir yangın ve zehirlenmeyi engellemek için sırayla nöbet tutuluyor.

BİRGÜL ROAVA