Tepeden tırnağa eril zihniyete bulanmış devlet kurumları, adalet terazisini elinde tutan kadın figürüne ihanet etmeye devam ediyor. Yargı, genellikle eril zihniyetin kadına gösterdiği şiddet karşısında tepkisiz ve işlevsiz kalıyor. Tıpkı Cizîr'de katledilip çırılçıplak soyulan kadınların teşhir edilmesi ya da kadın katillerine "Aşırı sevgi indirimi" verilmesi gibi. Avukat Sezin Uçar, savaş koşullarının kadın katliamlarının artışına, devletin cinsiyetçi söylemlerinin ise kadın davalarının kararlarına paralel bir şekilde etki yaptığını söyledi.


Söylemler doğrudan kararlara yansıyor

"Devletin kadının ve erkeğin eşit olmadığına dair yapmış olduğu her söylem maalesef yargı mekanizmasında cinsiyetçilik ya da kadın katillerinin çok az cezayla cezalandırılması olarak karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullanan Uçar, "Hükümet sözcüsü ya da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bugün kadınların aleyhine, kadın erkek eşitsizliğini derinleştiren söylemlerde bulunduğu zaman doğrudan mahkemelerin kararına yansıyor" dedi.


Yargı kamuoyu baskısı ile hizaya geliyor

Mahkemelerin neredeyse kadına şiddet uygulayan erkeğe ödül gibi cezalar verdiğini belirten Uçar, eril zihniyetin adaletsizliğinin en bariz göstergesi olarak kadın erkeğe şiddet uyguladığında, kadına şiddet uygulayan erkeklere verdiği cezalar gibi indirimlere gitmemesini gösterdi. Mahkemelerin ancak kamuoyu baskısıyla hukuka uygun bir şekilde yürütüldüğünün altını çizen Uçar, Özgecan davasını hatırlatarak, Özgecan'a verilen toplumsal destek sebebiyle katilin hak ettiği cezaya çarptırılabildiğini belirtti. Uçar, "Özgecan gibi katledilen yüzlerce kadın var ve hepsinin katillerinin aynı şekilde cezalandırılması gerekir ki erkek egemen sistemini bir nebze de olsa geriletmenin koşulu yaratılmış olsun" şeklinde konuştu.


Her türden şiddeti pohpohluyorlar

Savaş koşullarının kadına yönelik şiddet üzerinde etkisinin çok büyük olduğunu söyleyen Uçar, şöyle devam etti: "Savaşın olduğu her yerde cinsiyetçilik de, erkek şiddeti de artıyor. Devlet yetkilileri de bugün her türlü şiddeti pohpohluyor. Her türlü şiddetin artması için bir zemin hazırlıyor. Bunu birebir kendi organları aracılığıyla yapıyor. Yargı da bundan nasibini alıyor maalesef. Şu anki yapısıyla mahkemeler, kadının hukuki haklarını koruyacak merciler değil."




ÖZLEM ÇİÇEK/JINHA/İSTANBUL