Aralarında BDP milletvekilleri, belediye başkanları, insan hakları savunucuları ve gazetecilerin de bulunduğu 108'i tutuklu 175 kişinin yargılandığı 'KCK Diyarbakır davası'na Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmada BDP milletvekili Kemal Aktaş ve Selma Irmak'ın da bulunduğu 54 tutuklu ve avukatları hazır bulundu. Duruşma Kürtçe savunma için tercüman yemini ile başladı. Avukat M. Emin Aktar, Asrın Hukuk Bürosu'nda yapılan aramalarda ele geçirildiği iddia edilen belgelerin "delil" olarak sunulmasına itiraz ederek, "Asrın Hukuk Bürosu'ndaki aramalar hukuka aykırı yapıldı. Bu nedenle aramalarda bulunan deliler geçersizdir. Asrın Hukuk'taki aramalardan oluşturulan delil dosyası, dava dosyasından çıkarılmalıdır" dedi.

Duruşmaya tutuklu yargılanan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatı Ebru Günay'a ilişkin delil ikamesi ile devam edildi. Günay'a ilişkin okunan deliler arasında bulunan, Asrın Hukuk Bürosu'nda bulunan; PKK, DTK, Konfederalizm'e ilişkin yazılar, Abdullah Öcalan'a yazılan mektuplar, Öcalan ile yapılan görüşmelerin notları, PKK'ye ilişkin yabancı yazarların yazdığı araştırma yazıları, birçok mektup ve Sabri Ok ile yaptığı görüşmeler, yurt dışına giriş çıkışlar, dava dosyaları ve Öcalan'a yazılan şiirin "KCK/TM faaliyetleri" olduğu iddia edildi.

'Suçlamalar mesleğime yönelik'

Anadili Kürtçe ile savunma yapan Günay, kendisinin bir avukat olduğunu ve suçlamaların asli görevi olan avukatlık mesleğine yönelik olduğunu belirterek, "Asrın Hukuk Bürosu benim üzerime kayıtlı değildir. Diyarbakır Barosu'nda kayıtlı olmama rağmen savcı benim İstanbul Barosu'nda göstermiş, bu da demek oluyor ki; ben savunma verirken savcı beni dinlememiştir" diye konuştu.
Öcalan'ın avukatlığını yaptığını söyleyen Günay, "Ben İmralı'ya birden fazla defa gidip geldim. Sayın Öcalan ile görüşmelerim alenidir. Müvekkilimle görüşmelerim nasıl suç olur? Sayın Öcalan, İmralı'da ağır bir tecrit altındadır. Yurt dışına çıkma nedenim ise Öcalan'ın tecrit koşullarına, yeniden yargılanma koşullarına ilişkin AİHM ve CPT ile yaptığım görüşmelerdir. 4 yıllık yargılama sürecinde artık hukuka olan inancım yıkıldı" diye konuştu.
Mahkeme başkanı, Günay'ın İmralı ile köprü kurmakla suçlandığını söyleyerek, suçlama hakkında ne düşündüğünü sordu. Günay ise, "Benim İmralı'dan talimat götürme gibi olanağım yoktur. Dört defa aranarak içeri giriyor, kalem kağıt almamıza izin verilmiyor. Müvekkilimiz ile temasımız bile yasakken, görüşmeye müdahale yetkisi olan Adalet Bakanlığı'ndan yetkili birisi varken, benim talimat götürme gibi bir durumum olamaz" dedi.

'Avukat ve müvekkil mahremiyeti var'

Günay'ın ardından söz alan avukatı M. Emin Aktar ise, mesleki yasa gereği avukat ile müvekkili arasında geçen görüşmelerinin mahremiyetinin olduğunu hatırlatarak, mahkeme başkanın Günay'ın Öcalan ile görüşmelerini sormasına tepki gösterdi. Günay'ın tutuklanmasının nedeninin Öcalan'ın avukatlığını yapması olduğunu dile getiren Aktar, "X gizli tanık diye bir şahıs var. Kendisi tutukludur. Dosya kapsamında ifade verdiği bütün sanıklar hakkında ilk sözü 'KCK/TM faaliyetleri yürütür' şeklindedir. Gizli tanık kişiyle ilgili verdiği bilgilerin somut bir karşılığı yoktur. X kişi nerede nasıl ne zaman ne yapıyor, ayrıntı veremiyor. Çünkü kendisi savcının karşısına geçiyor. 'Burcu şu, fotoğrafı şu' bir şeyler söylüyor. Ama karşılığı yok" diye konuştu.
Günay'ın delil ikamesi tamamlanmasının ardından, mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi.

DİHA AMED